Fetva Meclisi
Soru
Hocam Selamünaleyküm. Ben jandarma olmak istiyorum. Eğitimlerde veya meslekte cuma namazının kaçma durumu var, bu şekilde olursa cuma namazı farz mı bana? Ve hocam namazların kazaya kalma ihtimali olursa cem edebilir miyim? Şimdiden teşekkürler.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Askerin Cuma namazı kılmamasında sakınca yoktur. İnşallah en erken zamanda cumanıza kavuşursunuz. Allah Teâlâ kalbinize huzur versin.
Allah yardımcınız olsun. Şöyle yapın: Cuma namazı için muhakkak camiye veya Cuma kılınan yere gitmeye niyetiniz ve kararlılığınız olsun. “Askeri tesisin tek kalması sakıncası” gibi bir durumda ise öğleyi kılabilirsiniz. Diğer namazlarda camiye gitmeyip bulunduğunuz yerde kılabilirsiniz. Biiznillah niyetiniz cemaate gitmek olduğu sürece sevabınız eksilmez. Günlük namazları ezan okunduğu vakitte hemen kılmayabilirsiniz, vakti çıkmadıkça özellikle de yaz günlerinde geniş bir zamana yayarak kılın. Yoğun olduğunuz zamanlarda sadece farzları kılın ama asla namazı bırakmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Çok özel merkezlerdeki korumaların Cuma namazını öğlen namazı kılacak şekilde ertelemeleri caiz olabilir. Ama sıradan bir yerdeki koruma veya bir süreliğine namazsız birine bekletmesi mümkün olanlar Cuma namazını ihmal etmemelidirler.
CEVAP:Selamünaleyküm. Devlet için askeri veya stratejik yerlerden birinin nöbetini bekleyen için Cuma yerine öğlen namazı kılınabilir. Bunun dışındaki yerler için namaz kılmayan birini oraya geçici olarak bırakmak veya benzeri bir yönteme başvurulmalıdır. Cuma namazının cemaatsiz kılınması veya hiç kılınmaması mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Cuma namazının özel şartlarının olduğu doğrudur. Sizin bağlı olduğunuz müftülüğe müracaat edin, size 'olur' belgesi versinler rahat edersiniz.
Asker gibi bir başkasının emrine bağlı yaşamaya mecbur olanlar için cuma namazı yerine öğlen namazı kılınır; o da yeterli olur. Allah'a emanet olun.
asker konusundaki diğer fetvalar
Farz namazlar için kerahat vakti yoktur. Muhakkak kılın, Allah Teala kabul etsin, yardımcınız olsun.
Mevcut durumumuz ve ortadaki isimler için kullandığınız kavramların ne kadar geçerli olacağı hiç şüphesiz tartışılabilir şeylerdir. Sizin kanaatlerinizi bir Mü'min olarak taşımamak mümkün değildir. Ancak hiç tartışılmayacak büyük bir kavram ise şudur: Bu bir fitnedir. Tam bir fitnedir. Fitne zamanında ve ortamında neler yapacağımıza bakmalıyız. Bunun için de şunu söyleyebiliriz: 1- Fitneden uzak kalmak ve uzak kalmak için gerekenlere dikkat etmek birinci işimiz olmalıdır. 2- Fitne bir yangındır. Yangının büyümemesi ve en kısa zamanda sönmesi için üzerimize bir şey düşüyorsa onu yapmak da o anın farzı olarak görevimizdir. 3- Böyle zamanlarda haber kaynaklarını çok dikkatli kullanmak, her söze ve her tepkiye itimat etmemek şarttır. 4- Ümmetimizin genelini ve yarınını düşünmeye mecburuz. 5- Fitnenin tam anlamı ile çözülmesi ne kadar zor ise yüzde yüz haklı olanını bulmak da o kadar zordur. Allah'a sığınmak gerekir. 6- Bu tür karışık durumlarda SEVAD-I A'ZAM'a uymak ölçü olmalıdır. Sevad-ı a'zam şu demektir: Eğer ortadaki fitneyi, haksızı belli bir fitne olarak görüyorsak, haklının yanında oluruz, haksızı hizaya gelmeye zorlarız. Kalbimiz bir tarafın haklılığına tatmin olmuyorsa ve her iki taraf da Mü'min ise yoğun olanının yanında dururuz. 7- Mevcut durumda Mü'min olmayanların ve imanla zıt kavramların müdafii olmamız gerekmiyor. Din olarak ve yaşadığımız toprağın insanı olarak varlığımızı müdafaa etmeye çalışırız. 8- Neyin ne olduğu konusundaki içtihat farklılıklarını ise bu fitne döneminde tartışmak yerine alenen küfür olmadıkça ortadaki konunun yorumlarında birbirimizi anlayışla karşılamamız gerekir. Allah yardımcımız olsun.
Öyle bir tehlike durumunda namazı oturarak kılmanız caiz olur. Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun, ibadetlerinizi kabul etsin.
Bayanın da asker olabileceği bir ortam bulunursa ve ona mü'min bir bayan olarak ihtiram edilecekse, devletin bayan asker ihtiyacı da olabilir. Neden asker olmasın bayan ama bu imkânı nerede bulabileceğini bilemeyiz.
Eş adayınızın düşüncelerini basit görmeniz doğru olmaz. Onun da sizin hissiyatınızı önemsiz görmesi doğru olmaz. Her ikinizin de ne kadar itidalli olduğunuzu üçüncü bir kişi test etmelidir. Bu endişelerinizi aile büyüklerinizden biri onunla açıkça konuşmalıdır. Eğer esnemeyecek gibi duruyorsa nikâhtan önce bu sıkıntıyı yeniden tartmanızda ve gelecek kararı vermenizde fayda vardır.
Allah Teâlâ benzeri bir şeyden muhafaza buyursun sizi. İntihar, kesin ölüm demektir. Karşı tarafın eline düşmek ise kesin ölüm değildir. Olsa olsa şehadettir. Mü'min ölümle şehadet arasında benzetme bile yapamaz.