Fetva Meclisi
Soru
Biz Hollanda'da yaşıyoruz ve burada kurban kesiyoruz. Yalnız bir şey beni rahatsız ediyor bu konuda şöyle ki; kesilen kurbanların derisi yani postu, kafası ve bacak kısımlarını kanunlara göre alamıyoruz. Kesimhanedeki görevlilerde bunları alıp kurban kesen kişilere bir miktar para teklif ediliyor. Bizde bu parayı alıp camilere veriyoruz. Bu ne kadar doğru hocam? Yoksa para almadan öylece orada bırakmak mı lazım? Burada başka kendi kesme imkanımız yok mezbahanede kesen kişiler müslüman ama başındaki kişiler Hollandalı. Hocam lütfen cevap verin burada bayağı bir müslüman kardeşlerimiz bu durumdan rahatsız..
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kurbanların vekal yoluyla bu şekilde kesilmesinde fıkıh olarak bir sakınca yoktur. Zikrettiğiniz şekilde kurbanların bir tür vergi şeklini alması da doğru değildir. İki durumun ortasını bulmaya mecburuz. Dualar edelim.
Selamünaleyküm. İtimat, Müslümanların en büyük sermayelerinden biridir. Bireyler veya kurumlar olarak bu itimat anlayışımızı zedeleyecek her iş ciddi bir hatadır. Nesilden nesile intikal edebilecek hataların vebali de büyük olur şüphesiz. Müslümanlara kurban kesme sözü verip o söz üzerinden başka işler görmek, aramızdaki itimadı zedeler. Bu görülecek işlerin, dernek, vakıf işi olması sonucu değiştirmez. Söze hıyanet etmek de böyle bir şey olsa gerekir ki bu bir nifak hastalığıdır. Kurban kesimi ile alakalı durumu şu iki sınıfa ayırmamız mümkündür: a- Bir dernek, kurban kesimi ile ilgili ilan çıkarıp şu anonsu yapmaktadır: 'Bana şu kadar para veren herkese bir kurban kesiyorum.' Kestiği kurban, kurban olma şartlarını taşıdığı sürece bir sıkıntı yoktur. Yorumlanması zorunlu bir durum da yoktur. Bireysel bir yolsuzluk olmadıkça gidişat normaldir. Çünkü bu dernek, derneğine para verene bir kurban kesmeyi vaat etmektedir. b- Bir başka dernek de şu ilanı yapmaktadır: 'Filan yerde kurban kestirmek isteyenlere şu kadara o kurbanı mal ederim.' Bu ilanla toplanan paraların tamamı o kurban işlemine harcanmalıdır. Çünkü para toplayan, bir yer ve işlem göstererek para toplamıştır. Gösterdiği yerde ve işte o parayı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde sözüne aykırı iş yapmış olur. Mevcut kurban kesme kampanyalarında önümüzde bir çıkmazın bulunduğunu kabul etmek zorunda hissediyorum kendimi. Büyük bir servet, gözden ırak yerlerde harcanmaktadır. Kontrol mümkün değildir, her şey itimat üzerine kuruludur. İtimat denen şey de pamuk ipliği ile bağlıdır. Vakıflarımız ve derneklerimiz bir hayır yaparken, işin sulandığını görmekteyiz. Adeta Türkiye'de kurban kesmek caiz değil gibi bir hava oluşmuştur. Bu yanlıştır. Kurban ibadeti, git gide unutulacak duruma geliyor. Bir de şehirleşmenin getirdiği kurban kesme zorluğu 'ver vakfa kessinler' havasına neden olmaktadır. Kurban ibadetinin yardımlaşmaktan ibaret duruma getirilmesini kabul edemeyiz. Yardımlaşma onun sadece bir boyutu olabilir. Bir miktar aşırı gitmişlik söz konusudur. İpin ucu kaçmadan kontrol edilmelidir mesele. Size bu işe girmemenizi tavsiye ederim. Az yapın, ashabı kiram gibi bereketli olanı yapın. Allah yardımcınız olsun.
Sen insanlara ‘bu verdiğiniz parayı kurbana harcıyorum’ dediğiniz bir üslupla yaparsanız bu işi, artırdığınız para size haram olur. Çünkü insanlara yalan söyleyerek almış olursunuz. Kurban organizesi yaptığınızı ve verdikleri para ile kurban keseceğinizi ama kendinize de organize payı alacağınızı söyleyerek alırsanız artanın size kalmasında sakınca olmaz.
Güzel bir iş şapmış olursunuz. Allah kabul etsin. Sürekli iyi işler yapabilen kullarından kılsın sizi.
Selamünaleyküm. Kurban önemli bir ibadettir; tertemiz yapmaya çalışmalıyız. Böyle tereddütler içinde ortaklık olmaz.
Bekâr ve ailenizle yaşıyor olmanız namazınızı farklı yapmadığı gibi kurban görevinizi de farklı yapmaz. Herkes gibi siz de varlığınız varsa keseceksiniz. Bugünkü kurlar üzerinden yaklaşık olarak 32 bir lira veya muadili bir kenarda paranız varsa kurban keseceksiniz. Ya da kimde varsa o kesecek. Allah kabul etsin.
avrupa konusundaki diğer fetvalar
Hangimiz nerede hangi işi hayır olarak yapabileceksek Rabbimiz bizi orası için seçti demektir. Böyle bir seçilmişlikten kaçamayız. Yalnız şu noktalara dikkat edeceğiz: a- O alanda bir kabiliyetimizin olup olmadığına dikkat edeceğiz. Kabiliyetimizin kararını biz değil dışımızdakiler verecek. b- Mum gibi ışık verip erimeyi kabul edemeyiz. Güneş gibi olacağı; ışık vereceğiz ama erimeyeceğiz. Buradaki erime ise mesela, evimizi ihmal ederek olmayacak bu işler. Sabah namazını kılmaya vakit bırakmayacak bir iş hayır işi değildir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. c- Biz, işi gücü yerinde ve bu işten ötürü ücret almayanların, davasından ekmek yemeyi kendisine ve ailesine haram edenlerin bu işleri yapmasından yanayız. d- Hizmetimiz bütün mü'minlere yönelik olmalıdır. Müminler arasında ırk, görüş, yöre ayrılığını hizmet görmeyiz. e- Şeffaf olarak yaptığımız işleri değerli görürüz. Kâfir devletlerin bile denetimine açık iş yapmalıyız. Başınızda sizi denetleyebilecek kabiliyet ve güçte birinin/kurumun/heyetin bulunmadığı bir işe girmeyin. O işin sonu sizin hüsranınız olabilir. f- İstişareye ve tenkite hazır olmadıkça yaptığımız işe İslami dememiz caiz değildir. İstişare ve tenkit! Tek kafalılık ve dik kafalılık bizde yoktur. g- Girdiğimiz işte ebedi kalmak gibi bir niyetimiz ve tavrımız olmamalıdır. Bugün girip bir asır çalışma heyecanı ile iş yapacağız ama gerektiğinde yarın bırakabileceğiz ki nefsi ile nefsi olmayan işimiz ayrıt edilebilsin. h- Hangi iş ise yapacağımız iş, o iş hakkındaki dini hükümlerin ayrıntılarını öğrenmeden o işe giremezsiniz. Bu temel ilkeleri becerebiliyorsanız girin, devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Oradaki bir olayı oradakilerin daha iyi değerlendirebileceğini kabul etmeliyiz. En doğru olan tutum, acil olarak toplanabilecek bir üst kurulun belirleyeceği tepkiyi göstermek olur. O kurul da bütün Müslüman oluşumları temsil etmelidir. Yalnız, yaşadığınız ülke adına “demokrasi” denen bir mantık ekseninde yaşanan ülkedir. Mukaddesleri olmayan, her türlü edepsizliği hak gören bir anlayış orada hâkimdir. Müslümanlar orada o mantığı kabul ederek yaşayan kesimi oluşturuyorlar. Kimse Müslümanları orada kalmaya mecbur etmiyor. Bu açıdan bakıldığında vurup dağıtma yönteminin yanlış olduğunu söyleyebiliriz. Şu da bir gerçek ki, sessiz kalınsa da onlar yine bir yorum getireceklerdi. Artık anlamalıyız ki küfür budur, Müslüman ise böyle olmamalıdır. Hadi orası ezanların serbest okunamadığı bir topraktır, minarelerinden ezanlar yükselen İslam topraklarında o eylem yapılsa idi ne yapılabilirdi zannediyorsunuz? Allah yardımcımız olsun.
Bulunduğunuz ortamdan din olarak daha iyi bir ortama intikal etmeniz elbette gereklidir ama ne kadar ‘daha iyisini’ bulacağınız konusunda endişeliyim doğrusu. Netice olarak Türkiye’ye gelmenizi tavsiye ederim ancak iki şartın yerine gelmesi gerekir: Birincisi: Burada sefalete düşmeyeceğiniz bir ortam oluşturabilirseniz. İkincisi: Oradaki yaşam tarzınızı değiştirmeye siz ve eşiniz ne kadar katlanacaksınız; bunu birkaç da olsa gelip burada denemeniz gerekir. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarmak durumuna düşebilirsiniz. Size dualar eder, dualarınızı bekleriz. Allah’a emanet olunuz.
Böyle bir şey ancak gerçek bir ölüm tehdidi anında olabilir ve bunu yapan dininden çıkmış olmaz. Aksi takdirde yani muhtemel sıkıntılar, ticari gerekçeler nedeniyle İslam dinini değiştirdiğini imza attığı bir belgede ilan eden dinden çıkmış ve mürtet olmuş olur. Kelimeişehadet getirip yeniden Müslüman olması gerekir. Müslüman olması gerçek olsun için de o belgeyi iptal ettirmelidir. Belge onaylı bir şekilde kaldıkça şehadetin de anlamı olmaz. Pasaport elde etmek gibi bir gerekçenin de din değiştirdiğini ilan etmeye yeterli bir özür olmayacağını düşünürüz.
Bu asırda bankasız hayat sürdürmek neredeyse mümkün olmuyor. Bu nedenle bir hesap açtırın elbette ama oradaki paranıza kâr getirecek bir işlem yapmayın orada. Muhakkak olursa da o kârı oradan alıp bir fakire verin.
TÜP BEBEK UYGULAMASI bir tedavidir. Diğer hastalıklar gibi ele alınmalıdır. Evet, sabreden bundan sevap kazanır ama tedavi olan da vebale girmez. Böyle bir ihtiyacı olan Müslüman kadın; Müslüman, uzman ve bayan bir doktora gider. Bu üç özelliği (Müslüman, uzman, bayan) bir arada bulamazsa uzman ve bayan birine gidebilir. Tercih edilmemeli ama operasyon sürecinde acil ve bekletilemez bir vaka durumunda uzman ve erkek bir doktordan da destek alınabilir.