Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babam kredi çekmenin ne demek olduğunu bilmiyor, kredi kartı var. Evimiz de krediyle alınmış. Çok eskiden, ben çocukken de mesaiye gitmeden gitmiş gibi yazdırıyormuş. Hiç zekât da vermemişler. Hocam ben 22 yaşına geldim, üniversitede okuyorum. Bu haramlardan temizlenmek için ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir konuda babana itaat etmen gerekmez. Diğer konularda evlatlığını mükemmel yap, yeterlidir.
Siz babanızdan böyle bir istekte bulunmayın yani onu sıkıştırmayın; onun nasıl para bulduğunu da derinlemesine irdelemeniz gerekmez. Haramdan başka alternatif kalmayınca ara vermenizde ve çalışıp para biriktirmenizde bir sakınca yok. Dik ve tertemiz kalın, daha iyi olur.
Bir kız çocuğu olarak bu sizin sorununuz değildir. İnşaallah siz bundan mesul olmazsınız. Babanızın da böyle bir hatadan istiğfar etmesini temiz kazanç yolları araştırmasını temenni ederiz. Gelecekteki kazancı da aynı sakıncaları taşımaz inşaallah.
Babanız istedi diye bir harama girmeyin. İş yapın, yapıyorsanız ilave bir iş yapın ve babanızı o dertten kurtarın.
Sen düğününü yaptır, evine gir ve helal yaşa. Babanın hesabını da Allah’a bırak.
Aleykümselam. Babanızın size verdiğinden yemenizde sakınca yoktur. Müstakil kimliğiniz oluncaya kadar kerhen de olsa yiyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Günaha girmiyorsunuz. Affedebilmek bir meziyettir, herkes onu yapamayabilir. Her zaman da yapılamayabilir. Zamana yayın. Size tavsiyemiz bu konuyu zamana bırakın şeklinde olur. Bir zaman sonra rahatlarsınız, diyeceğinizi o zaman dersiniz.
Bizim için dünya ve ahiret ayırımına gerek yoktur. Dünyamız da dinimize göredir ahiretimiz de. Eşimizi de oraya göre veya buraya göre tercih edemeyiz. İki ayrı dünyamız yoktur ki, eşimizi veya bir işimizi iki türlü tasarlayalım. Sizin belirlemeniz gereken husus şudur: Siz ve eşiniz aynı dünyaların insanı mısınız, değil misiniz? Bunu denkleştirmeye çalışın. Yüzde yüz istediğiniz gibi olmasını da bekleyemezsiniz şüphesiz. Bir ortalama bulma gayreti içinde olun. Gerisini de Allah'a havale edin.
Erkek veya kadın, mü’minin en büyük eylemi, dinini ve imanını iyi temsil etmektir. Duruşu ve sözleriyle iyi temsil eden mü’min, dini adına bir kazanç sayılır. Sizin de konuya bu açıdan bakmanız gerekir. Bir de kalplerin Allah'ın elinde olduğunu, bizim kimseyi zorla bir şeyi ikna edemeyeceğimizi bileceksiniz. İyi örnek olun, sorulana cevap verin, yön verin, dua edin, sabredin ve gerisini Allah'a salın.
Gıybet bir insan hastalığıdır. Gıybeti yapılan ile helalleşmek yegâne kurtuluşudur. Özellikle gıybeti yapan helallik talep edecektir. Kesin kurtuluş ancak böyle olur. Şüphesiz tevbe ve istiğfar ayrı bir şarttır. Helallik mümkün olmayan durumlarda ya da helallik talebinin ikinci bir fitne oluşturacağı pozisyonlarda istiğfara ve duaya sarılacağız. Gıybet, vakit boşluğu, konu kısırlığı ve arkadaş çevresinin sorunudur. Bu üç şeyi toparlayınca gıybet sıkıntısını en azından asgari düzeye indirebiliriz. Allah yardımcımız olsun.
Öncelikle kendini korumalısın bu durumdan. İkaz ederken bile bulaşabilecek bir mikrobu tarif ediyorsunuz. İlk hedefin kendini korumak olmalıdır. Kendini koru önce. Sonra da dinleme ihtimali olan birine ikaz et. İkazının etkisi olursa tekrar edersin. Bu durum, büyük bir yangına benzemektedir, söndürmeye çalışanı bile yakabilir. Allah yardımcımız olsun.
Şu en önemli kurallarımızdan biridir: 'Rabbimiz bize kaldıramayacağımız bir yük yüklememiştir.' Bütün kulluğumuz bu temel ilkenin etrafında dönmektedir. Biz kendi kendimize kaldıramayacağımız bir yük üretirsek, böyle bir üretmenin kendisi bir yük olur ve vebal getirir bizim için. Hoca olan hocalığı ile talebe olan da talebeliği ile sınırlamalıdır kendisini. Abartan kendine zarar verir. Bir ikinci kanun da şudur: Mü'min insanın işleri, a- Zorunlu olanlar, b- Gerekli olanlar, c- Lüks olanlar diye üçe ayrılır. Mesela namaz, mü'min hayatta olduğu sürece 'zorunlu' işlerinden en başta gelenidir. Bunun yanında haberlerden haberdar olmak bazen 'zorunlu' olur bazen da lüks olabilir. Buna göre de mü'min, kendini plansız duruma düşürmeden iş yapar durumda tutması gerekir ilkesi çıkmaktadır. Zamansız ve plansız işlerimizden bereket çıkmayabilir. Bunu hiç tereddüt etmeden bilmelisin. Bütün bunların günlük hayatımızda bir kargaşa nedeni olmadan yürütülebilmesi için de mü'min gencin bir mürşidi olması gerekir. Bu mürşid, bir tarikat büyüğü de olabilir, ilim adamı da olabilir, yaşlı başlı güngörmüş bir mü'min de olabilir. Yeter ki imanlı olsun, dine bakışı umumi olsun yani dini bir köşesinden alan olmasın. Allah yardımcın olsun. Kıymetinizi bilin, bu ümmetin umudusunuz.