İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

"Her kim bir eli taattan çıkarırsa, kıyamet günü (kendini savunacak) hiçbîr hücceti/delili olmadığı halde Allah'ın huzuruna çıkar. Ve her kim boynunda bir beyat olmadığı halde (bir halifeye biat etmeden) ölürse, câhiliyye ölümü (gibi bir ölüm) ile ölür” (Müslim, İmare, 58). Biat hususunda yukarıdaki hadise rastladım. Biraz incelediğimde "Müslümanların ittifakıyla seçilmiş bir halife"nin kastedildiğini bir yerde okudum. Başka bir yerde Hüsnü Aktaş'ın "Her kim ûlû'l-emr'e itaatten bir karış kadar ayrılırsa kıyamet gününde Allah'a ameli hususunda, lehinde hiçbir hücceti olmaksızın kavuşacaktır. Her kim de (ulû'l-emr'e) bey'at sorumluluğu olmadan ölürse, cahiliye ölümüyle ölür" (Buhârî, Ahkâm, 4; Müslim, el-İmâre, 58,1851) buyurduğu sabittir. Müminler için iki yol vardır: Eğer meşrû bir ûlû'l-emr mevcut ise, ona biat etmeleri ve meşrû emirlerine itaat hususunda gayretli olmaları esastır. Yok eğer tağûtî bir yönetimin istilâsı altında iseler; kendi içlerinden bir ûlû'l-emr seçmek ve istilâyı ortadan kaldırmak için, dilleriyle, mallarıyla ve canlarıyla cihat etmek zorundadırlar." Yine bir başka yerde de anarşi ortamına zemin hazırlanmaması bağlamında kullanıldığını ve kafir olarak değil, günahkar olarak öleceği söyleniyor. Bu hassas meselenin aslını öğrenmek istiyorum hocam. Mutlak suretle birisine biat etmek zorunda mıyız?

Cevap

Bu hususu ancak şu şekilde derleyebilirsiniz: İslam'ı Ümmet'i dert etmeden yaşayanın durumu (kimine göre kâfir kimine göre de günahkâr) iyi değildir. Ümmet'i dert ederek yaşayan ise bundan kurtulmuştur. Bunan adına beyat diyebilirsiniz, itaat diyebilirsiniz, bir vakıfta gayret diyebilirsiniz. Ne derseniz diyin sonuç, Ümmet diye bir derdinizin olup olmadığına kilitlenmektedir. Keşke böyle bir dertle dertlenebilsek! Bu bizi neticede siyasetten ticarete kadar her alanda daha büyük düşünen idraklere sevk edecektir biiznillah.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.

Hocam, iman sahipleri ölünce günahkâr olsalar bile cehenneme girmeden cennete gi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kardeşim, ateşle oynamak hiçbir zaman kazançlı değildir. İnsanların cehenneme mi cennete mi girecekleri gibi bir konuyu diyelim kararlaştırmak gerekiyor; böyle bir kararı sen ve ben mi vereceğiz yoksa müçtehit imamlar ya da onların vekilleri durumundaki alimler mi verecekler? Sen mesela Kur'an hafızı mısın? Beş bin hadis biliyor musun? Bir fıkıh ilmi icazetin var mı? Kur'an Arapçasını biliyor musun? Sen mesela neye göre kimin mü'min kimin kâfir olduğunu belirleyeceksin. Tamam diyelim bunun bilinmesi lazım, bunu sen hangi yetki ile yapacaksın? Ya yanılırsan ne edersin kıyamet günü. Güzel kardeşim, sana bir tavsiyede bulunayım: Kıyamet günü kabahatin kimseye kâfir dememek olsun, bundan korkma. Mü'min olduğu hâlde birine kâfir dersen ne edersin, ne edersin Allah'ın huzurunda. Teheccüde kalkmak dahil her fazileti kazandın da bu mu kaldı? Allah'tan kork ve kendine gel. Nefsinle ilgilen, ahiret işlerini bilgisayar oyunu gibi basit zannetme. Maazallah ateşle oynamak hep tehlikedir. Güzel kardeşim, ebedî cennetlerin hayali ile geçirmemiz gereken şu fani dünya hayatını mü'minler arası sürtüşmelerle geçirmemiz için planlar yapan şeytana alet olmayalım. Sana dualar ederim.

Hocam, tekfir meselesi hakkında doğruyu öğrenmek, fitneye kapılmamak istiyorum.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. a- Sözünü ettiğiniz hadisin daha sahih kaynağı Buhari'dir. Hadiste sahihlik açısından bir sıkıntı yoktur. b- Hadisin gösterdiği işaretlerden biri fesatçıların gıybetinin caiz olmasıdır. Sözü edilen kişi Uyeyne bin Hısn veya başka biri, kabilesinin önde gelenlerinden ama şerli bir kişi idi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iyi bir mü'min olma umudu ile ona hak etmediği halde hoş davranmıştır. c- Hadisin ortaya çıkardığı ikinci netice mü'min tavrı olarak MÜDARAT'tır. Müdarat, din veya dünya işlerinden biri için dünyalıktan feda etmektir. Aynı şey dünyalık bir şey uğruna dinden feda etmek şeklinde olursa buna MÜDAHANE denir ki o makbul değildir. Netice olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kişinin hem herkesçe bilinmesini sağlamış hem de şerrinden emin olunacak şekilde ona tatlı bir dil kullanmıştır. Olmayan bir şeyi var göstermesi de söz konusu değildir.

Selamünaleyküm kıymetli hocam. İstanbul'da bir ilahiyat fakültesinde okuyorum. E
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.

Essalamünaleyküm. Hocam Allah razı olsun sorularımı yanıtsız bırakmadınız yardım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın emirleri bellidir. Yasakları da bellidir. Kimsenin bize o emir ve yasakların dışında bir emir vermesi söz konusu olamaz. Bu birinci alanımızdır. İkinci alanımız ise şudur: Allah Teâlâ’nın serbest bıraktığı günlük hayatımıza ve yaşadığımız topraklara ait işlerde mü'minler olarak aramızdaki istişare yöntemi ile kararlar veririz. Mü'minler olarak birimiz liderimiz olur. Birinci noktada olmayan hususlarda ona itaat ederiz. O bizden bizim emrimiz durumunda olur. Onu seçmemiz ve ona itaat edeceğimiz alanlarımız da neticede mü'minler olarak aramızdaki istişare ile olur. Böylece sorun da olmaz. Eğer bir lider seçmedi isek zaten bunları konuşma hakkımız da yoktur. Bir lideri olmayan mü'minlerin böyle şeyleri konuşma hakları olmaz.

Nisa Suresi 59. ayette “Ey iman edenler! ALLAH'A itaat edin, Peygambere de itaat
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kesinlikle bu sözünüz boşunadır ve yersizdir. Bu bir umutsuzluktur, adeta kanserdir. Beyninizden bu hücreyi sökün atın. Şeytan sizi en umulmaz noktadan bitirmeye çalışıyor. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Doğrudur, bizim Nuh aleyhisselam kadar ömrümüz yoktur ki büyük ve çok ibadetler yapalım. Bu doğrudur. Bir başka doğru da mü'min kalmanın çok zorlaştığı bir zamanda yaratılmış olmamızdır. Her şeye rağmen unutmamamız gereken büyük hakikatler de vardır. Şunları da unutmamalıyız: • Dünya ve ahiretin efendisi Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz. Elhamdülillah. Bu durum bizim için bir elimizde güneşi tutmamız kadar büyük bir lütuftur. Biiznillah kıyamet günü bunu bir fark olarak bulacağız. Böyle büyük bir gerçek unutulabilir mi? Bu büyük nimete sahip olan bir neslin elbette imtihanı da ağır ve uzun olacaktır. Dert etmeye gerek yoktur. Sabır ve gayretle geçiririz bu imtihanları Allah’ın izni ile. • Allah Teâlâ imtihanımızın ağır ve uzun olacağını biliyordu, o yazdı bunu bize zaten. O nedenle de az işle çok ecir kazanma fırsatı da verdi bize. Düşünebiliyor musunuz, ahlâk bile terazimize konacak kıyamet günü. Nazik bir tebessümün bile sevap olarak yazılmasını düşünebiliyor musunuz? • Umutsuz olmaya gerek yoktur. Umutsuzluk şeytanın sebep olduğu bir kanserdir. Umutsuzluk yerine çokça namaz kılarak, istiğfar ederek ve benzeri Rabbimizin razı olacağı işler yaparak cennete hazırlanmalıyız. Sadece SEYYİDÜLİSTİĞFAR okuyarak neler kazanabileceğimizi düşünmemiz bile umutlu olmamız için yeterlidir. Saliha bir kadına vaat edilen cennet müjdelerini düşününce dahi umut dolmamız için yeterli sebep var demektir. Şeytanın propagandalarına takılacak yerde Allah’ın vaatlerine bakarız ve yürürüz biiznillah.

Şöyle bir düşünce beni kuşatıyor ne yazık ki, biz ne yaparsak yapalım iyi bir di

biat konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Devrin imamı, Halife ve benzeri Müslümanların bütününü temsil eden kurumun başına bağlı olma anlamınadır. Bir tarikat şeyhi ve benzeri cemaat başı bu kavramın içini dolduramaz. Müslümanların bütününü kuşatan bir lider için söz konusudur bu. Müslümanlar böyle bir liderin emrinde olmak veya böyle bir projenin gayretlileri arasında olmak durumundadırlar. Aksi takdirde mesuliyetten kurtulamazlar.

Hocam devrin imamına tabi olmadan ölen cahiliye ölümüyle ölür diye bir hadis var
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Biat siyasi bir kavramdır. Ümmet'in lideri olacak kişiye biat edilir. Bunun dışındakilerin biat olarak adlandırılması yanlıştır. Biat edilecek siyasi liderde, normal Müslüman karakteri dışında iki şart aranır: a- O işe ehil olmak, b- O iş için emin olmak.

selamun aleykum.Hocam biat edilecek kişide bulunması gereken özellikler nelerdir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. 1- Şeriat'ımız Mü'min kadınlardan cihat mesuliyetini birinci derecede mesuliyet olmaktan kaldırmıştır. Kadınlara yüklemiş olduğu nesil yetiştirme ve iffeti muhafaza görevini onun yerine koymuştur. Kadınların, kendi aralarında toplanmaları ve Allah'ın dinine hizmet için bir şeyler yapmaları kesinlikle güzel bir şeydir ama bu, onların ilgi alanları dahilinde olmalıdır ve nikâhlı olanlarının eşlerinin izni ile bunu yapmaları gerekmektedir. Biat ve benzeri şeyler de ciddiye alınacak tutumlar olarak kabul edilemez. Herkes haddini ve hacmini bilmelidir. 2- Aile içinde çocuk talebine karşı engellemenin kadın ve erkek arasında söz birliği ile yapılması gerekir. Bu hususta iki taraf da hak sahibidir. Taraflardan birinin kendi başına bu hakkı yok sayması caiz değildir. Eşlerin rıza ile bunu yapmaları gerekmektedir. Eşinizdeki bu durumun geçici olacağını düşünürüz. İnatlaştırmadan yavaş yavaş ikna etmeniz daha doğru olur. 3- Öğretmenlik göreviniz de, Şeriat'ımızın kurallarını koruduğunuz ve kadınlığınızı, anneliğinizi aksatmadığınız sürece mübarektir. Devam ediniz. Allah Teâlâ azminizi daim kılsın.

Selamünaleyküm hocam. Vaktinizin değerli olduğunu bildiğim için direk sorularıma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu bir kibir değildir ama insanı kibre de taşıyabilir. Öyle bir risk hissedince kendinizi değiştirirsiniz.

Hocam, hayatımın son zamanlarında insanlardan bir şeyler istememeye gayret ediyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadislerde geçen imamlık sözü, siyasi lider anlamındadır. Ne yazık ki şu anda Müslümanlar olarak bu nimetten mahrumuz. Dolayısıyla biat edeceğimiz ve emrine itaat edeceğimiz “dinimiz adına başımızda duran” bir liderimiz yoktur. Şimdiki vazifemiz, bu nimetin geri gelmesi için gayret etmektir. Hocalar veya isimleri öne çıkmış kimseler bu makamı temsil edemezler. Ümmet olarak o nimete ermek için mücadele edeceğiz. Bizim kuşağımız eremese bile gelecek kuşakların ermesi için gayret ederek biz üzerimize düşeni yapıp kazanmış olacağız biiznillah.

Hocam Kütüb-i Sitte’de imam tayini ile ilgili bir husus var bunu size danışmak i

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.