Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Müslüman bir kadına zina iftirası atıldığında kadının tutumu ne olmalıdır? Susmalı mı yoksa gidip hakkını savunmalı mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, KAZF Müslüman, iffetli birine zina ithamında bulunmaktır ve cezası seksen sopadır. Bu suçun kadına veya erkeğe karşı işlenmesinin farkı yoktur, erkeğe de iftira edene aynı ceza verilir.
Kardeşim, bir kadına zina ettiğini söylemek ahireti batırabilecek kadar ağır bir iddiadır. DÖRT ŞAHİT ile ispatlanmayan veya kendisinin itiraf etmediği bir zina isnadı dünyanızı ve ahiretinizi bitirebilir. Dört şahit bulmak ise neredeyse imkânsız gibidir. Zira bu konudaki şahitler sıradan bir şahit gibi tutulmazlar. Size tavsiyemiz şudur: Böyle bir şeyi gündeme getirmeden, başka sebeplerle ayrılmanın bir yolunu bulun. Siz de kurtulun o da ve muhtemel çocuklarınız da geleceğinizi bulandırmaktan kurtulsun, herkes kurtulsun. Ama şunu unutmayın: Zan üzerine bu iddiayı yaptı iseniz bile bile kendinizi helak ettiniz gibi bir şey yaşarsınız. Allah yardımcınız olsun.
İftira, konuşarak veya yazarak yaymaktır. Dinlemek iftira etmek gibi değildir. Evet, öyle bir ortamda bulunmak bile abestir ama bilmeden olması durumunda istiğfar yeterlidir.
Selamünaleyküm. 1- Boşamak en tabii hakkınızdır, boşayabilirsiniz ancak, boşadıktan sonra ona müdahale hakkınız olmaz. Belki de onunla siz de zinaya düşebilirsiniz. Çünkü insan boşadığı kadına karşı bir zaman sonra ihtiyaç hissedebilir. Kararınızda bu yönü de düşünün. En ideali onu anne babasına ya da velisi kimse ona teslim etmenizdir. Sonrasına karışmamanız daha iyi olur. 2- Geçmişteki bir afeti irdelemenin yararı yoktur. Gereksiz yere kendinizi helâk edersiniz. 3- Üçüncü kişilere ceza vermeye kalkışmayın. Böyle bir şeye ne dinen ne de kanunen hakkınız yoktur. Gereksiz yere zindanda kalmanıza değmez. Allah'a havale edin işi.
Zina hiç şüphesiz büyük bir günahtır. İntihar ise zinadan daha büyük bir günahtır. Kendi iradesi olmadan ikrah ile zinaya düşürülen kadın ise zina etmiş sayılmayacaktır. Bu sebeple zina tehlikesinden ötürü intihar caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Kur'an, kötülükleri yaymayı yasaklamıştır. İntikam hırsı ile bir kötülüğü yayan vebal altındadır. Hakkını aramak ise caizdir. İki durum arasındaki dengeyi koruyacak olan da Mü'min insanın imanıdır.
günah konusundaki diğer fetvalar
Bugünkü hayat anlayışında bu tür hesaplar sıradan bir mal gibi kullanılmaktadır. Sıradan bir mal nasıl sahibinin tecavüz edilemez hakkı ise bunlar da öyledir. Kulansın kullanmasın o sahip olduğu sürece izni olmadan alınamaz. Alınırsa kul hakkı olur.
Sürekli izlenen bir güvenlik kamerasının bulunduğu yerde kamera üçüncü kişi sayılabilir. Bu da halvet günahı oluşmasını kaldırabilir. Yine de bunu zaruri bir durum için kabul etmeli ve yalnız kalınmamalıdır. Zira ses kaydı yapmayan kamera veya görüntüyü net olarak almayan bir kamera olması gibi ihtimaller üçüncü kişinin şeytan olmasına yol açabilir.
Bu da bir şeytan tuzağıdır. Tevbeni yaptı isen, tevbene güvenmelisin. Çokça Kur'an okuman gerekir. Kur'an okudukça bu sıkıntı azalır ve yoğun zikirler yap. Mesela günde yüz kere salavat getir. Kelime-i tevhid getir.
Hiçbir sakıncası olmaz biiznillah.
Tevbe en büyük ve kurtarıcı ibadetlerdendir. İyi mü'min olmanın göstergelerinden biridir tevbe. Zira insan olup da günah işlemez kimse yoktur. Şu veya bu günahı herkes işler, âdemoğlunun yazgısı böyledir. Günah işlemez olanlar peygamberler ve meleklerdir sadece. Bu nedenle mü'min insan, “Neden günah işledim?” tartışması yerine “Hemen tevbe etmeliyim.” gerçeği üzerine yoğunlaşmalıdır. Böyle yaparsa hem günahlarından kurtulur hem bereketli bir hayat yaşar. Tevbenin kabul edilip edilmediği gayba ait konulardan biridir, hiçbir insan bunu bilemez, bildiğini iddia da edemez. Tevbenin kabul edilmiş olmasının bazı işaretleri olabilir. O işaretleri şöyle değerlendirebiliriz: - Mü'min, tevbe ettikten sonra geçmiş günahının ezikliğini unutmaz, tevbe olmasa idi ne kadar büyük bir ziyanda olacağını sürekli hisseder. - Onu o günaha düşüren ortam ve kişilere karşı tedbirli olur ve yeniden günaha düşmemek için dikkat eder. - Tevbeden sonra ibadetlerini artırır ki sevapları hatalarını kapatsın. - Tevbe etmiş olmayı Allah’ın bir nimeti olarak görür, o nimetin şükrünü yapmaya çalışır.
Bu sorunun cevabı gayet basittir: Yanan bir ateşten ne kadar kendini kurtarmalısın, biraz biraz mı, ne kadar? Bunun cevabı da aynısıdır.