Fetva Meclisi
Soru
Hocam birisinin borcuna kefil olmakla sevap kazanılır mı? Bu zamanda kimse kimseye kefil olmak istemiyor. Böylece hazır sevap kapısı mı kapatılmış oluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Ekonomik değeri olan bir iş için bir mü'min kefil olabilir. Mesela, bin lira bir borç için bir mü'min borçluya kefil olabilir. O borç ödenmediğinde de kefil olan ödenmeyen borcu öder. Kefil olmanın dinimizdeki mantığı budur, meri hukukta da yaklaşık böyledir. İnsanın ahlâkına kefil olmak ise sadece bir mübalağadır. Kefil, ters gideni garanti eden kişi demektir. Ahlâkı bozuk çıkanın nesi garanti edilecektir. Size imamın ifade ettiği kefalet sadece bir abartıdır. Yapabileceği bir şey de yoktur. Paraya kefil olunur ama insana kefil olunmaz. O abartarak siz de inanarak yanlış yapmış oldunuz. Mağduriyetiniz varsa onun hukuk yoluyla gidermeye bakınız.
Kefaletin şakası yoktur. Sizin borcunuz gibi ödemeye mecbursunuz. Faiz ise ayrı bir konudur. Kaçabiliyorsanız kaçın ama borcunuzu ödeyin.
Kefil olmak kazanç getirirse helal olmaz. Kefil olmak insani bir yardımlaşmadır, ticari bir kazanç yolu değildir. Kefil olan sadece kefalet için mesela noter masrafı oluyorsa veya bilet alıp bir yere gitmesi gerekiyorsa o masrafları alabilir. Gerisi helal olmaz.
Kefâlet, bağış (teberru) niteliğindedir. Dolayısıyla kefilin, kefâlet akdine karşılık ücret almayı şart koşması caiz değildir. Zira ücret almak teberru kavramına aykırıdır. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 7/186; Desûkî, Hâşiye, 3/77) Gerektiğinde asıl borçlunun borcunu ödeyeceği için kefil aynı zamanda borç veren konumundadır. Kefâlete karşılık ücret alması hâlinde faizli işlemde bulunmuş olur. Ancak günümüzdeki bazı ilim adamları ücretsiz kefil bulunmaması hâlinde, ihtiyaç sebebiyle maslahata binaen borçlunun teminat mektubunda olduğu gibi ücret karşılığı kefâlet akdi yapmasının caiz olacağı kanaatindedirler. (bk. Apaydın, “Kefâlet”, DİA, 25/177)
Selamünaleyküm. Alacaklıyı arayın, ödeme isteyip istemediğini sorun. Helal ederse sakıncası yok. Parayı isterse ödemeniz babanızın rahat etmesi için şarttır. Ödeyin, iyilik yapmış olun.
Müslüman zaten bilerek ve inadına orucu ile oynamaz. Genelde hata ve bilmezlik orucu bozacak işlere sevk eder. Şimdiki durumunuzun keffaret gerektirdiğini öğrendi iseniz keffaret tutarsınız. Allah kolay kılsın.
borç konusundaki diğer fetvalar
Sözleşme anında yapılan ödeme ne ise sözleşmenin iptali durumunda onu almanız gerekir. Lira ödedi iseniz lira olarak geri alırsınız. Esas olan budur. Bu arada belirttiğiniz gibi lira değer kaybetti ise ve bu kayıp 1/3 oranını aştı ise ortadaki zararı bölüşmeniz yönünde fetvalar bulunmaktadır.
Eko-turizmi çevreye zarar vermeden tabii güzelliklerin bulunduğu alanlara yapılan gezi olarak anlıyoruz. Bunu kastetti iseniz cevabımız şudur: Dinimiz, turizm başlığı altında incelenen seyahate önemli bir yer ayırmıştır. Müslüman, Allah’ın mülkünde Allah’ın âyetlerini tefekkür etmek, dinlenmek, ibret almak, ticaret yapmak, sılayırahim yapmak gibi maksatlarla gezebilir. Gezmesi sadece caiz olmak çizgisinde de kalmaz, gezisi sayesinde ecir dahi kazanabilir. Geçmişimizde âlimler en çok gezen ve gezilerini kendileri için, sonraki nesiller için faydaya dönüştüren kimseler olmuşlardır. Seyahatin Allah’a davet için de önemli bir alan olduğunu bilmemiz gerekir. Maksadı ne olursa olsun seyahatle ilgili olarak şu başlıklara dikkat edilmesi şarttır: Seyahat meşru bir maksatla olacak. Haram içerikli veya haram gayeli bir seyahat olamaz. Müslüman seyahatine şeriatı ile çıkmalıdır. Dini ve ahlâkı seyahat nedeniyle azalmamalıdır. Sağlığı açısından zararlı bir seyahat yapmamalıdır. Öncelikli ve önemli işleri arasında sıralamayı aksatmamalıdır. Mesela aile içi görevlerini aksattığı bir seyahat olamaz. İbadetlerini ihmale neden olan bir seyahat olamaz. Sosyal görevlerini ötelediği bir seyahat olamaz. Seyahati topluma, insanlara zarar veren sonuçlar getirmemelidir. İsraf denebilecek bir kapı aralanmamalıdır. İsrafın bir benzeri de borç yükü altına girip seyahate çıkmaktır. Grup halinde yapılacak seyahatlerde muhakkak arkadaş seçimi yapılmalıdır. Bu kurallara dikkat edildikten sonra seyahat mubah bir iş olmaktan yükselip ibadet gibi ecir kazanılan bir işe dönüşebilir. Her türlüsü yapmak uygun olur bu durumda.
Borç varken zekât gerekmez sözü yerinde bir söz değildir. Bunun doğru olanı şöyledir: Borcu olan borcu kadar olan kısmı elindeki maldan düştükten sonra geri kalan yani borç düştükten sonra elinde kalan miktar nisaptan fazla ise onun zekâtını verir. Doğrusu böyledir. Çiftçilerin masraflarını ve borçlarını düştükten sonra ürettikleri ürünlerin zekâtını verebilecekleri yolunda bu asrın âlimlerinden fetva verenler vardır. Durumu kritik olmayanlar bir düşme yapmadan ürünlerin zekâtını vermelidirler. Takvaya daha yakın olan böylesidir. Borçlarını düşüp geri kalan nisaba ulaşıyorsa onu vermeleri de olabilir. Bu arada tarım ürününün, 650 kg’ı buluyorsa zekât konusu olacağını yani tarım ürününün nisabının 650 kg olduğunu da bilmeliyiz. 650 kg ve fazlası ürün yetiştirdi isek zekâta muhatap olduk demektir. Borçlar ve masraflar düştükten sonra geri kalanı sulama yapmadan elde etti isek 1/10 oranında, sulama yaptı isek 1/20 oranında zekât veririz.
Mevcudunuzun ve alacaklarınızın tamamını toplayın. Borçlarınızın da taksitleri ne olursa olsun tamamını düşün. Kalan net sizin zekâtını vermeniz gereken rakamdır.
“Şevval ayı orucu kazaya sayılır” diye bir kural yoktur. Oruç bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi oruç da onu yapanın niyetine göredir. Ya ŞEVVAL ORUCU tutulur ya da KAZA ORUCU tutulur. Eğer kazanız varsa ve başka zaman oruç tutmak sizin için zor ise kazalarınızı tutun. Değilse şimdi ŞEVVAL ORUCUNU tutun. Sonra da kaza orucunuzu tutarsınız. Allah kabul etsin.
Kâr ortağı şeklinde bir para verilemez. Ya borç para verir, verdiğinizi aynen alırsınız ya da kâr/zarar ortak olursunuz.