Fetva Meclisi
Soru
Hocam yaklaşık iki yıl önce bir akraba kredi kartlarının borçlarını ödeyemediği için sürekli faiz işlediği ve neredeyse anaparanın iki katına çıktığından birçok kez dert yandı. Üzüldüm ve yaklaşık o zamanın parasıyla bir buçuk asgari ücret kadar olan parayı faize daha fazla bulaşması içime sinmediği için borç olarak verdim. Yavaş yavaş eline geçtikçe ödeyeceğini söyledi. Faizi Allah’ın haram kıldığını, günah olduğunu ve kredi kartını kapatmasını söyledim. O zaman böyle de yaptı ama iki yıl içinde borcunu geri istememe rağmen ödemek yerine tekrar kredi kartını açtırıp sürekli içki, zina ve arabayla gezmeye harcayıp borcunu ödemedi. Artık bu paranın geleceğinden ümidim kalmadı ve geri istemekten de bıktım. Bu paraya zekât düşer mi? Bu yaptığının hükmü nedir? Bazen sinirlenip enayi yerine koyulduğum için beddua ediyorum ama sonra pişman oluyorum. Beddua yine de geçerli olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Hayat böyle bir mücadelenin adı değil midir? Çalışma kapasiteni artırmak, iş değiştirmek, ortak bulmak gibi farklı yöntemlere başvurman gerekir. Kredi alan zengin oldu dediğin de isabetli bir tespit değildir. Kredi alanların çoğu iflas ediyor, dengeleri bozuluyor. Allah'ın haramında huzur olmaz.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.
En büyük haramlardan olan faiz zehrinden en kısa yolla nasıl kurtulabilecekseniz onu yapınız.
alacaklı konusundaki diğer fetvalar
Konuya borçlu-alacaklı çerçevesinde bakarsanız ve alacağınızı temin etmek isterseniz üvey babanızın parayı kredi çekerek getirmesi sizi sorumlu kılmaz. Bütün sorumluluk üvey babanıza aittir. Ama borçlu olan kimseye süre tanımanızın faziletli bir davranış olduğunu da unutmayalım.
Hanefi fukahası ölenin borcu zekât fonundan karşılanamayacağı kanaatindedirler. Fakat bazı muasır âlimler başka bir imkân yoksa alacaklının mağdur edilmemesi için zekât fonundan karşılanabilir demişlerdir.
Yasalar, sizin işvereniniz tarafından mağdur edildiğinizi kabul ederse "tazminatınızı alabilirsiniz" ama hakkınızdan fazla olanını avukat masraflarını da çıkardıktan sonra iş yerinize iade etmek zorundasınız.
Borç, kıyamet gününün en ağır konularındandır. Şöyle diyebiliriz: İmandan sonra cennete girmeye en büyük engel olacak şeylerin neredeyse başında borç yani kul hakkı gelmektedir. Bunun esnetilebilecek bir tarafı da yoktur. Paralı ilişkiler başta olmak üzere bütün kul hakları en ince ayrıntısına kadar kıyamet günü sorulacaktır. Ve o gün helalleşme de ancak biriktirilmiş sevaplar üzerinden yapılabilecektir ki bu bir kayıptır. Bunun için Müslüman borcu bütün çeşitleri ile önemli görür, ihmal etmez. Borçla ilgili şu ayrıntılara dikkat etmeliyiz: a- Müslüman borç almamayı prensip edinmelidir. Bilhassa zaruri olmayan işler için borç almamalıdır. Başkasının malı ile iş yapmanın doğru olmayacağını bilerek yaşamalıdır. b- Borç almak zorunda kalırsa ödeme planını samimi bir şekilde borç verenle konuşmalıdır. Asla yalan ve sanal planlar konuşmamalıdır. Baştan niyet hatası olursa Allah kuluna yardım etmez. Bunu idrak etmelidir. c- Borç veren ve alan resmi değeri olan belge imzalamalıdırlar. Sözlü ve güvene dayalı borç olmaz/olmamalıdır. Resmi değeri olan sistemle borç alamayan esasen borç alabilecek/ödeyebilecek biri değildir. d- Borçlu gerekiyorsa çift mesai yapmalı ve borcu bitene kadar keyfi bir hayat yaşamamalıdır. e- Borç veren, süreden veya başka bir sebepten dolayı zarar edecekse ve bu zararı kaldıramayacaksa baştan borç vermemelidir. Borç vermek nafile bir ibadettir, bu ibadetten de sevap hâsıl olmaktadır. Hem sevap beklemek hem hiç zarar etmemek bir arada olmayabilir. f- Borç veren alacağını tahsil ederken merhametli olmalıdır ama kandırılabilir biri olması doğru değildir. Kalben inanacağı bir özürden dolayı gecikme olursa süre vermeli, anlayış göstermelidir. Karşı taraf suistimal ediyorsa bu anlayışı yasal yollara başvurup alacağını tahsil edebilir. Yasal yollara başvurup alacağını tahsil etmek yanlıştır denemez. g- Borç hangi para birimi ile verildi ise o para birimi üzerinden ve aynı rakamlarla geri alınır. Paranın üstüne gecikmeden ötürü konan fark faizdir. Faiz ise haramdır. h- Zamanımızda gününde ödemenin önemsenmediği bir anlayış yaygınlaşmıştır. Bu sebeple de alacaklılar ciddi zararlar içine girmiş olabiliyor. Böyle bir durum söz konusu ise alacaklı veya her ikisi fetva ehliyeti olan birine sorunlarının çözümünü özellikle sormalıdırlar.
Onu o rakam üzerinden ödeyin. Sonra da alacaklının zararını karşılayacak bir farkı siz o istemeden ona verin. En güzeli böyle olur.
Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bugün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.), elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa sizin bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun. Anlaşılmayan bir nokta varsa tekrar yazabilirsiniz.