Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben bir yıllık evliyim ve hamileydim. Hamileliğimde çok duygusaldım ve bu yüzden eşimle çok tartışıyorduk. Tartışma esnasında bebeğim düşerse ondan boşanacağım için yemin etmiştim. Şimdi düşük yaptım çünkü bebek sağlıklı değilmiş. Bu sözümden dolayı çok pişman oldum ve eşimden de boşanmadım. Yemin kefaretini nasıl ödemeliyim? Şu an esim borçta ben de çalışmıyorum biriktirdiğim parayla geçiniyorum. Üç gün oruç tutsam olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Annenize karşı yaptığınız yemini bozun. Bunun için de keffaret ödeyin. Ya on fakiri yedirin veya giydirin ya da bunu imkânınız olmadığı için yapamazsanız üç gün oruç tutun.
Adak yaptı iseniz onun kefareti yemin kefareti değildir, yaptığınız adağı yerine getireceksiniz. Sözünü ettiğiniz durum yemin ise yeminler için de ayrı ayrı kefaret tutmanız gerekir. Hatırlamama gibi bir durum için inşaallah bir kefaretle geçmiş kapanır ama siz tevbe ve istiğfarı unutmayınız. Tekrarına karşı da dikkatli olmayı öğrenmiş olunuz.
Allah yavrunuza sağlık, afiyet ve iman selameti lütfetsin. Sağlıklı olan veya hasta olduğu halde iyileşme ümidi olanlar tutamadıkları günlerin kazalarını tutmaları gerekir. Fidye vermeleri geçerli olmaz.
Böyle ibadetlerde kimse kimsenin yükünü taşıyamaz, herkes kendi işini görmelidir.
Tutmadığınız günleri tek tek hesap edip not ediniz. Unutmamak için bu borcu ölene kadar ödeme niyetinizi sağlam tutunuz. Fırsat buldukça bir gün dahi olsa tutun. Şu an tutabilecek takatiniz yoksa takat bulduğunuz ilk anda tutunuz.
Selamünaleyküm. Bir kere böyle bir boş bulunma sözü kullanmamayı anlamış olun. Sonra da o günahı zaten bırakmanız gerekirdi, bırakın. Üç gün orucunuzu da tutun yeter.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir kadınla evlenmek, tevbe ettiğine göre haram değildir. Sevaplı bir iştir de demek için sonrasını görmek gerekir. Caiz ve yapılabilir bir iştir ama size kırk kere ölçüp bir kere biçmenizi tavsiye ederim. Riski ağır bir iştir bu.
Mehir kadının hakkıdır. Babasından aldığı bir harçlık, çalışıp aldığı maaş ne ise bu da odur ve sadece kadının hakkıdır. Kadın ne zaman nasıl isterse öyle kullanır. Eşi dâhil kimsenin mihre dokunma hakkı yoktur. Dilediği zaman dilediği gibi kullanır.
Bacım, benim konuşmalarımdan öyle bir anlam çıkarması zordur, aksine kadınları şımarttığımı söylerler. Ne olursa olsun bacım, sen Allah ile alakanı yüksek tut. Günah işleme, eşine karşı kusurlu olma. Onun da senin de Rabbin Allah’tır. Allah herkesin hakemidir. Sen ibadetlerini yap. Açık bir hata işleme. Bilmeden yaptığın için özür dile. Onun dediklerini de takma. Cennet onun değil Allah’ındır. Kalbin rahat olsun bacım.
Hoca hanım, Allah yardımcın olsun. Sen çocukların varlığını gerekçe görerek ayrılmamayı tercih ediyorsun ama ben sana çocuklardan daha önemli olan bir noktayı dikkate almanı tavsiye edeceğim: Huzurun ve kalp rahatlığın. Gitgide bu iki şeyi kaybetmen seni hasta edebilir. Elbette çocukların varlığı büyük bir değer ama kendisini yitirmiş bir anne o çocuklar için bir ağırlık oluşturmayacaktır ileriki dönemde. Bu pencereden ele al konuyu. Eşinin namaz kılmaması ve senin dine hizmetini hafif görmesi noktasından baktığımızda ise sen de çok iyi biliyorsun ki KÖKTEN NAMAZI İHMAL EDEN birinden ayrılmak bir kadın için yanlış bir boşanma talebi değildir. Tarif ettiğin, eşin namazla başlayan bir uçurumun kenarında duruyor. Konunun bu boyutunu onunla ciddi bir şekilde değerlendirmen belki onun için iyi bir tebliğ ve kendisine gelme sebebi olabilir. Allah işini kolay etsin, kalbine ferahlık versin.
Sen en çirkin işlerden birini yapmışsın. Sana en yakın müftülüğe giderek ne yapacağını yüz yüze öğren.
Bir kadın, evliliğini bir nedenden kaldıramayacağını anladığında eşinden ayrılmayı talep edebilir. Bu durum da ona dâhil edilerek boşanma talep edebilir kadın.