Fetva Meclisi
Soru
Eşimle 8 yıllık evliliğimizde ayrılma aşamasındayız. Evliliğimizin ilk yıllarında ticari olarak sıkıntılar yaşadım. Allah razı olsun bu dönemde eşim de özel bir kolejde iki yıl öğretmenlik yaparak katkıda bulundu. Olayın psikolojik durumunu eşime yansıtmak istemediysem de ister istemez kısmi de olsa etkilendi. Çocuğumuzun doğumundan sonra da panik atak sorunu yaşamaya başladı. Sürekli ilaç kullanıyor. Ben hep şükrettim ve hayatın rabbim tarafından sınav olduğunu kabullendim. Ticari işlerimi düzeltmek için gecemi gündüzüme kattım desem yeridir. Şükür işlerimizde çok iyi bir seviyedeyiz. Hamd olsun hem çocuğumuza hem de kendi geleceğimize güzel bir gelecek için gayret ettiğime inanıyorum. Fakat eşimi bu gayret ettiğim süre içerisinde ihmal ettiğimi kabul ediyorum (haftalık izin kullanamadım. Onlara uzun bir süre fazlaca zaman ayıramadım. Bazen bir kaç ay boyunca haftalık iznimi kullanamadığım da oldu ama her akşam evimdeydim ve o dönemler bazı haftalarda iznimi de kullandım.) Eşim bu izin konusunu takıntı boyutuna getirdi. Onlar için gecemi gündüzüme katarak iyi bir gelecek için yaptığımı bir türlü kabullenemedi ve önceki yıllarda da evi ve eşi için yaptığı ihmalin (kahvaltı, yemek, temizlik ve özellikle de bana karşı olan sorumluluğu) dozunu artırmaya başladı. İzin kullanamadığım için inadına yapıyordu anlaşılan ve öyle bir hal aldıki 7-8 ay boyunca bana karşı sorumluluğunu bir gün dahi yapmaz oldu ve ben de bir boşluk içine düşerek internette tanıştığım bir bayanla yaklaşık 8 ay boyunca yazıştım ve bir kaç aylık döneminde telefon görüşmesi yaptım. Eşim tarafından telefon çağrısı yapıldığı an tesbit edildi ve ben de sebebini anlattım. İlgisizlikten bunu yaptığımı ve sadece konuştuğumu paylaştım ve tekrar sil baştan karar alarak çocuğumuzu da düşünerek tekrar aramız düzeldi. Bir süre devam etti ve bende evime olan ilgimi ve iznimi de kullanıyordum. Bu sefer eşime göre farklı bir sorun oluştu. Bu sorun benim siyaset düşünmemdi. Kabul etmek istemiyordu. Bense ne ailemize ne de işimize zararı olmadığına inandığım siyaseti çok istiyordum. Ülke geleceğini şehir kimliğinin gelişmesi adına dürüst siyasi kimliklerin sayısının artması gerektiği inancındaydım. Oysa eşim kesinlikle kabullenemiyordu. Eşimin bu hususta bana anlayış göstermesi kadar normal bir beklenti olamaz diye düşünürken ve kendisi devlette çalışma adına karar alarak (benim istemememe rağmen ihtiyacımız olmamasına rağmen) kpss sınavına hazırlanmaya karar vermesine ben saygı duyarak, madem çok istiyor çalışsın diye sıkıntı çıkarmamama rağmen. Kendisi benim için anlayış göstererek ona hiç bir zararı olmayan siyasete girmemi kavga boyutuna getirerek istemiyordu ve hem evimizi, hem çocuğumuzu ve hem de beni ihmal etmeye başladı. Aylarca yıllarca (2 yıl kadar) ne evinin işlerini (kahvaltı, yemek, temizlik v.s) ne de bana olan sorumluluğunu zerre kadar yapmamaya devam etti ve ardından radikal karar alarak kendi isteğinin yerine getirilmediği için ayrılalım diye tutturmaya başladı. Oysa ben kesinlikle ayrılmak istemiyorum. Çocuğumuzun anne ve babasının ayrı yaşayan bir evlat olarak yetişmesini istemiyorum. Ben onlara karşı sorumluluklarımı devam ettirmeyi taahhüt ediyorum ve yerine getiriyorum da zaten. Oysa eşim yıllarca ne ev sorumluluğu ne de benim yapmasını istemediğim(kpss hazırlığı için aracıyla ilimizden 120 km. mesafe uzaktaki ilçeye aylarca tek başına gitti ve orda bayan arkadaşıyla her gidişinde iki gün kalarak ders çalışıyordu) Evliliğimizin yürümesi adına çocuğumuzun yuva sıcaklığı adına buna da göz yummak zorunda olmam gerektiğini hissettim ve sabrettim. Bu bilgiler ışığında size sormak istediğim soru. Almak istediğim fetva şu. 1- Eşimin ayrılma kararı hakkındaki islami haklılığı? (Huzuri mahşerde suçlu olmak istemiyorum. Cenabirabbil alemin eşleri erkeklere emanet olarak verdiğini de biliyorum ve sorumluluk taşımak adına Allahtan korkuyorum) 2- Bu süreçte türbanlı olan eşim yaklaşık son altı aydır başını da açtı. Kavga boyutunda istemediğim adına tartışmalarımıza rağmen saçını açtı. Bu bende derin bir yara açtı. Eşimle tekrar bir arada aile ortamı kurarak yaşama kararı alsakta türbandan dolayı (şayet kapanmazsa) bu sefer benim kabullenmemin çok zor olacağını düşünüyorum. Ayrılmama durumu olursa ne yapmam gerekir? 3- Bu yaşanan durumlar adına size yazdıklarını ve sizden alacağım fetvayı kendisine okutturmak istiyorum ki vereceğiniz fetva ne olursa olsun ikimizin de gelecek adına alacağımız kararda yuvanın yıkılmasına sebep olacak etkenin daha çok kime ait olduğu ve huzuri mahşerde hesap verirken de kimin ne sorumlulukta olduğunu islami çizgi adına bilmiş olalım. Saygılarımı sunuyorum.iyi geceler.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Kendinize meşguliyetler üretmelisiniz. İnşaallah çocuğunuz olunca bu sitrese vakit bile kalmayacak. Biraz daha sabredin. Günlük meşguliyetler geliştirin. Kur'an okuyun, zikir yapın, dergi okuyun. Hadis ezberleyin. Bir şeyler yapın.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bu anlattığınız gibi bir aile çok zor devam eder. Psikologla da görüşerek acı da olsa ayrılmayı düşünmeniz daha iyi olur ama bu kararı sizin dışınızda üçüncü bir kişi versin. Daha rahat olursunuz.
Konuyu sizin verdiğiniz bilgilerin sahihliği çerçevesinde tahlil etmeye çalışacağım. Diğer tarafı dinlemeden hüküm tespit etme çabası doğru olmadığından ifadelerimi bir ağabeyinizin cümleleriniz üzerinden tahlil ve nasihati olarak görün. Eşinizin, ailesine sadık biri ama bu durum evlilik sınırlarını çizememesine sebep olmuş gibi görünüyor. Sizinle ilgili konuşmaların yanlış lanse edilmesi, olmayan şeylerin söylenmesi ve eşinizin sözlerin gerçekliğini doğrulamadan bunlara inanması sizi yıpratıyor. Evliliğinize müdahale ediliyor ve bu, eşiniz tarafından doğal karşılanıyor. Eşiniz ailesine çok bağlı biri ama evlendikten sonra önceliği eşi ve kurduğu yuva olmalıdır. Kocanız ailesinin her dediğini doğru kabul ediyorsa, kendi evinin huzurunu sağlayamaz. Kendi kararlarını vermekte zorlanıyorsa, bu hem sizi hem de onu ilerleyen yıllarda yıpratır. Sizin hislerinizi anlamakta zorlanıyor ve ailesinin söylediklerine göre hareket ediyorsa, evliliğinizde güven sarsılıyor. Dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf olan bina gibidir. Küçük bir sarsıntıda yıkılır. Dolayısıyla bir yuvaya dışarıdan müdahale edilmemelidir. Bu duruma karşı, kocanızla savaş halinde olmanız size bir şey kazandırmaz. Ona "senin ailen ya da benim ailem" gibi bir rest çekmek yerine, "biz bir aileyiz ve sorunları beraber çözmeliyiz" mesajını vermelisiniz. "Aileni seviyorum ve saygı duyuyorum ama bizim de bir evliliğimiz var. Bizim hayatımıza çok fazla müdahale edildiğinde, biz zarar görüyoruz. Bunu birlikte korumamız lazım.”, "Beni seviyorsan, benim de anlatacaklarımı dinle. Her iki tarafı da dinlemeden karar verme.", "Ben çok üzülüyorum çünkü bu evlilik benim için kıymetli.", "Seninle mutlu olmak istiyorum ama sürekli baskı altında hissediyorum.", "Birlikte bir çözüm bulmamız lazım." şeklinde yuva kurtaran altın sözlerle kocanıza telkinlerde bulunmanız gerekir.
Selamünaleyküm. Bir kere büyük bir felaketi ucuz atlatmışsınız. Yıkılmak üzereyken aileniz ayakta kalmış. Buna şükredin. Bunun dışındaki gelişmeleri yok sayın. Başka türlü yılan beslemiş olursunuz. Yapabileceğiniz en iyi şey, eşinizin dışındaki herkesi yok saymaktır ancak öyle huzur bulabilirsiniz. Bir kulağınızı, bir gözünüzü kapatın, duymayın, görmeyin. Bu hayat başka türlü çekilmez. Eşinizin bu duruma gelmesi yani düzelmesi büyük nimet, o nimetin kıymetini bilin. Allah sabırlar versin size.
Selamünaleyküm. Siz, kendi dilinizle zulmü itiraf ediyorsunuz yani zalimsiniz. Eşinizin sizin zulmünüzden kaçması hakkıdır. Siz de aklınızı başınıza alın. Allah'tan korkun. İş hilesinden vaz geçin. Ahiretinizi harap etmeyin.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Boşamada kararlı iseniz, nikâhınızda şahitlik eden iki şahide eşinizi filan tarihten itibaren boşadığınızı duyurun. Boşanmış olur.
Selamünaleyküm.Böyle bir evlilik olmaz. Umarım anlattığınız yanlış olsun. Bu durumdan sorumlu olan erkektir. Erkek, annesini de üzmeden eşinin haklarını vermelidir. Sevmek iddiası bu durumda doğru olmaz. Kadın, eşi ile bir kere daha konuşup durumu düzeltmesini istesin. Hakkı verilmeyen, itilmiş bir kadının boşanma talebinde bulunması yanlış olmaz. Allah hiçbir kadını sömürmek için bir erkeğe teslim etmemiştir. Her kadın, Allah'ın adıyla emanet alınmıştır. Emanete hıyanet edenler haindirler. Eğer durum böyle ise kadın boşanmayı, gerekli istişareleri ve aile büyüklerini devreye soktuktan sonra isteyebilir.
Selamünaleyküm. Cinsel olarak bağınız zayıfsa tekrar denemeye kalkmayın. Boşuna süreyi uzatmış olursunuz. Kadının bekâreti mehrinin karşılığıdır. Sizinle bir odaya girdikten sonra mehrini vermeniz için bir engel kalmamıştır. O, hakkından ferağat ederse vermeyebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Çocuğun sizde kalması uygun olur. Gerekiyorsa çocuğunuz için okulu da bırakın, nafaka vermemek ise eşinizin çocuğuna karşı sorumluluk hissetmemesi ile alakalı bir durum, yasal hakkınızı kullanırsınız.
Selamünaleyküm. Kocası ölen kadının yaşı ne olursa olsun, DÖRT AY ON GÜN iddet bekler. Bir zaruret olmadıkça da kocasının evinde bekler.
Konuştu iseniz iki taraf da ona uymak zorundadır. Eğer bir söz sarf etmedi iseniz yani nikâhta ayrıntı konuşmadı iseniz o takdirde de örfe göre hareket edersiniz. Örf de, iki kadın arasında adil davranmaktır. Eşiniz adil davranmıyorsa ondan adalet istemek hakkınızdır. Yapabileceğiniz şudur: Nikâh akdinizde kimler şahit idilerse onları veya ailenizden iki olgun kişiyi eşinizle beraber hakem yapın. Durumu anlatın. Fıkıh bilen birine sonuçları arz edin. Neticeye eşiniz razı olmuyorsa ayrılmayı teklif edebilirsiniz.