Fetva Meclisi
Soru
Braille alfabesi ile yazılan Kur'an da Arapça yazılan Kur'an gibi midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah kendisini engin merhametiyle muamelede bulunsun. Üstat Kadir Mısıroğlu'nun bu ifadesi, daha çok mecazi bir vurgu olduğunu ve teknik bir kavram olarak kullanmadığını düşünüyorum. Muhtemelen Kur'an’ın ilahî bir mesaj olduğu ve Arapçanın ötesinde bir anlam taşıdığı fikrini ifade etmek için kullanılmıştır. El-Hak da öyledir. Diğer sorunuza geçecek olursak; Kur'an, Arapça bir kitap olarak indirilmiştir. Ancak bu, onun sadece Araplara ait olduğu anlamına gelmez. Kur'an’ın mesajı evrenseldir ve tüm insanlığa yöneliktir. "Rabça" ifadesi: Bu ifade, mecazi anlamda Kur'an’ın Allah’a ait olduğu ve insanın ürettiği bir metin olmadığı vurgusunu taşır. Efendimiz aleyhisselamın yaşadığı toplumun dilinin olması, Arapçanın zenginliği ve Arap yarımadasının konumu gibi hikmetlerle Kur'an Arapça indirilmiştir. Bu ifadeleri anlayarak, hem Kur'an’ın dilini hem de evrensel mesajını daha iyi kavranabilir.
Kur’ân-ı Kerîm okumak bir ibadet olduğu için orijinal diliyle yazılması ve okunması gerektiğinden gerek tek başına Latin harfleriyle gerekse Arap alfabesinin yanına Latin harfleriyle yazılan Mushafların basım ve yayımı uygun değildir.
Aleykümselam. Bir bayan görme özürlü de olsa aybaşı durumunda Kur'an okuyamaz, Mushaf'a el süremez. Görme özürlülerin kullandığı Mushaf belki Mushaf kabul edilmeyebilir ama Kur'an okumada cevaz yoktur. O günlerinde dinleyerek öğrensin.
Allah kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’e saygı göstermek mü’min olmanın bir gereğidir. Bu itibarla saygısızlık kastıyla Mushaf’a ayakla dokunmak büyük günahlardan kabul edilmiştir. Ancak kollarını kullanamayan bedensel engelli bir kişi, zarurete binaen Kur’ân-ı Kerim’e ayaklarıyla dokunabilir ve sayfalarını değiştirebilir.
Selamünaleyküm. Zor olanı alışırsanız diğerlerini kolay okursunuz ama aksi olmayabilir. Diyanet mührü olanların hepsi alınıp okunabilir. Kur'an okumak için aldığımız Mushafların, yazısı sade olmalıdır. Renkli ve yazılı çizilileri almamayı tercih ediniz. Kuran, kimsenin icadına muhtaç değildir.
Selamünaleyküm. Bu üç sorunun üçünün de esasen cevabı 'sakınca yoktur' şeklindedir. Esas böyle olmakla beraber, mushafın Kur'an'ı temsil eden yönünün her türlü tazime layık olduğunu, tazimin imanı yansıttığını düşündüğümüzde bir tek noktanın bile konmamasını emreden idraki uygun buluruz. Kısacası, koymamak doğrudur. En az ne kadar o kadar konması olabilir. Allah Teâlâ kitabı ile amele hepimizi muvaffak kılsın.
kur'an konusundaki diğer fetvalar
Estağfirullah. Müzik ve Kur'an bir araya getirilemez iki sözcük olarak kıyamete kadar kalacaktır.
Kur'an’ımızın üzerindeki en yüksek hassasiyetimiz hiç eksik olmadan devam etmelidir. Onu temiz ve güzel tutmak da buna dahildir. Eğer Allah lafzı ve diğer esma bir mucize mantığıyla renkli yazılıyorsa Kur'an’ımız öyle bir mucize desteğine muhtaç değildir. Daha güzel görünsün ve dikkat çeksin gibi bir mantıkla yapılıyorsa bu bir içtihattır, inşaallah isabetlidir diye umarız. Bizim şahsi kanaatimiz bunun sadeliği bozduğu yönündedir. Meseleye ticari mantıkla bakılıyor ve daha çok satılsın isteniyorsa bunu yorumlamak bile istemeyiz.
Mısırlı hafız veya karilerin Kur'an tilaveti tam anlamıyla bir alemdir. Mesela ellerini veya tek elini kulağına götürmesi onlara ait bir gelenektir, sünnette yeri yoktur.
Söz konusu toplantının içeriğinde caiz olmayacak işler, konuşmalar varsa başında Kur'an okunması asla caiz olmaz. Normal bir toplantı ise bereket oluşturması bakımından okunabilir ama sünnette böyle bir emir yoktur.
Cahilliğe ve ihlas kıtlığına dayanıyor. Başka bir dayanağı yoktur.
Sevabını yalnız Allah'tan bekleyerek herhangi bir ücret ya da beklentiye kapılmadan ölünün arkasından Kur'an okunabilir. Allah rızası için yapılan işler ölüye hediye edilebilir. Özellikle de kişinin çocuklarının, torunlarının okuması ölü için çok daha büyük bir kapıdır. Ancak bunun ticarete dökülmesi, insanların birbirlerinin taziyelerini yarıştırması gibi bir gaflet Allah Teâlâ’nın huzurunda hesap konusu olacaktır. Allaha emanet olun.