Fetva Meclisi
Soru
Camide veya evde herhangi bir farz veya sünnet, mesela teravih namazını kılmaya niyet edip kılamayınca niyetten dolayı namaz kılınmış gibi sevap olur mu ya da kılınmadığından dolayı borç-vebal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Farz namazı kılmak için girilen camide tahiyyetü'l mescid kılınmayabilir.
Sadece farzları ve vitir namazını kılan bir mü'min, hiç sünnet kılmamış olsa bile namaz borcundan kurtulur. Günaha da girmez. Sünnet namazlarla kazanılan büyük ecir deryasından mahrum olmuş olur. Bunu sürekli değil de sizin durumunuzda olduğu gibi yoğunluk anlarında veya vakit sıkışması gibi durumlarda yapanın ise hiçbir zararı olmaz. Allah'a emanet olun.
Teravih namazı esasen bir EV NAMAZIDIR. Evde kılınır, mescitte kılınır. Kalabalık mü'minlerle kılındığında ecrin daha fazla olacağı umudu ile camilerde kılınmakta idi. Şimdiki durumda herkesin teravihi evinde ev halkı ile cemaat yaparak kılması mümkündür ve güzeldir. Evde cemaat yapma durumu yoksa herkes tek başına da kılabilir. Ramazan gecelerini huşu içerisinde ve Rabbimize yönelmiş olarak geçirmek için pek güzel bir fırsat olur bu. Aceleye getirmeden, ibadet lezzeti ile kılınmalıdır. Küçükleri de katılabildikleri kadar cemaate katın. Bilhassa küçüklere çok dua ettirin. Onların günahla kirlenmemiş ağızları bizimkilerden daha yakındır göklere. Tesbihatları da ihmal etmeyin. Teravih kıldırmak için müftüden onay almanız gerekmez. Kendisi iki rekât namaz kılabilen herkes imamlık yapabilir. Özellikle de teravih nafile bir ibadettir, çok rahat imamlık yapılır. Bir ilmihal kitabından bu bölümü okuyun, herkes bir kere daha öğrenmiş olsun. Bir de ilim bereketi katmış olursunuz evinize. Erkekler önde kadınlar arkada melekler tepenizden göklere kadar yükselmiş olarak namaz kılın, dualar edin, Bakara suresinin son iki ayetini de mushafa bakarak okuyun. Sonra da huzur içinde yatın. Sahura kalkın. Afetten rahmet çıkardığınız bir Ramazan yaşamış olun. Rabbim kabul etsin, tamamını yaşamayı nasip etsin. Bizi de duada unutmayınız.
Bir işte çalışan mü'min, iş yerinde namazları kılacaktır. Mü'min çalıştıran işveren, onun namaz kılacağını bilerek işe almıştır onu. Bu sebeple iş yerinin namaz kılmaya mani olmasını kabul etmeyiz. Yalnız işçinin de mesai anında iken namaz kılmak için camiye dışarı çıkması ve vakti uzatacak şekilde kılması da doğru olmaz. Abdestini önceden alarak ve sadece farzları kılarak kısa bir zamanda işine de zarar vermeden namaz vazifesini bitirebilir. Bu nedenle kritik işlerdeki mü'minlerin sadece farzları kılması yönünde bir tavsiyede bulunulabilir. Eğer iş ortamı açısından bir sıkıntı oluşmuyorsa elbette sünnetler de eda edilmelidir. Allah yardımcımız olsun.
Sağlığı yerinde iken camiye cemaate gitmeyi ihmal etmeyen bir Müslüman sağlık veya benzeri bir nedenle camiye gidemeyip namazları evinde kıldığında camiye gidiyor gibi sevap kazanmaya devam eder. Onun niyetini ve engel olmasa camiye gitme heyecanını Allah biliyor olduğu için sevabı eksilmez. Her şey işler iyi iken ki ciddiyetimiz ve niyetlerimizin büyük olmasındadır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Camide cemaatle kılınması ehemmiyet arz eden farz namazlardır. Yatsı namazının camide kılınması önemlidir. Teravihi evde de kılabilirsiniz. Bahsettiğiniz huzurlu namazı evde buluyorsanız evde kılın, böyle bir gerekçe ile evde kıldığınızda biiznillah eksiğiniz olmaz. Nafile namazların iki rekât olarak kılınabilirliği genel bir kaide gibidir. Allah kabul buyursun.
borç konusundaki diğer fetvalar
Kimsenin faiz borcunu ödemek diye bir görevimiz yoktur. Ama elinizdeki haram parayı oraya atarsanız bir pislikten kurtulmuş olursunuz inşaallah.
Geri gelme ihtimali olmayan bir borç verdi iseniz onu yok sayabilirsiniz. Bunun dışındaki alacakların zekâtını her yıl mal elinizde imiş gibi verirsiniz. Tahsil konusunda sıkıntı varsa, mal elinize geçinceye kadar zekâtı erteleyebilirsiniz. Elinize geçince de geçen yılları toplayıp verirsiniz. Allah kabul etsin.
Borç zaruretten veya keyiften olsun, netice aynıdır. Borç kadar miktarı düştükten sonra ne kalıyorsa onun yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Kalmıyorsa vermezsiniz. Allah'a emanet olun.
Borç vermek bir külfete katlanıp iyilik yapmaktır. Paranın kaybı kadar sahibinin elinde bulunmaması da bir kayıp değil midir? Bankalar da zaten bu nedenle faiz almaktadırlar. Verilen borcun geri alınması esnasında kesinlikle bir ilave talep edilmeyecektir. Hem borç verip sevap kazanılacak hem de zarar edilmeyecek diyemeyiz. Her iyiliği bir bedeli olmalıdır. Vadesinde ödenmeyen borç bir zulümdür. Ödemeyen de zalimdir. Her zalim gibi borç geciktiren de Allah'ın huzurunda hesaba hazır olmalıdır.
O para size, ona haram olduğu gibi bir haram değildir. Ama sizin için de bir bereketsizlik olabilir. Zorlanmadıkça sokmayın onu evinize.
Fıkhen hiçbir sakıncası yoktur, elbette gidebilirsiniz. Yeter ki ödeme vaadinizde samimi olun. Allah kabul etsin.