İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Çek, senet vb. kıymetli evrakın bedelinde indirim yapma karşılığında, gününden önce üçüncü şahıslara kırdırarak tahsili caiz midir?

Cevap

Alacaklının, elindeki çek veya senedi, karşılığını erken tahsil etmek amacıyla vadesinden önce üçüncü şahıslara daha düşük bir bedelle satıp elden çıkarması (çek ve senet kırdırmak) caiz değildir. Zira bu işlemde, aynı cins kaydî paranın daha düşük nakdi parayla mübadelesi söz konusudur. Bu muamele “ribe’l-fadl” (fazlalık faizi) olarak değerlendirilmektedir. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/61)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çek ve senet kırdırma, günü gelmeden önce tahsil edebilmek için üzerinde yazandan daha düşük bir miktara çeki veya senedi bozdurmaktır. Bu tam bir faizdir. Çünkü çek ve senet bir para ise onu kendi cinsinden bir şeyle farklı bir fiyata satmış gibi olunur. Bin liralık bir çeki veya senedi gününden iki ay önce verip üzerinde yazan oranda para almak ise buna benzememektedir. Bunun benzediği şey, borç para alıp o paranın oranı kadar bir senet imzalamak gibidir. Netice olarak şunu bilmemiz gerekir: Para, kâğıt üzerinde herhangi bir meta araya girmeden yani ticaret yapılmadan işlem gördüğü sürece fıkıh açısından şu kadar veya bu kadar muhakkak bir sıkıntı vardır. Çok dikkatli olmak zorundayız. Allah'a emanet olun.

Bir arkadaşım ticaret yapıyor ve elinde genelde çek ve senet oluyor. Acaba bu çe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eldeki çekle bir mal aldıktan sonra o mal ile çekin bir bağlantısı kalmamıştır. Malı kullanmak, satmak, taksitle veya peşin satmak sakıncalı bir durum değildir.

Çek kırdırmanın caiz olmadığı ile ilgili fetvanızı okudum ve çevremdekilerle pay
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu soruda mantık kopuklukları var. Bir bankanın çek üzerinde normal şartlarda hiçbir müdahalesi olamaz. Banka çek kullanımında aracıdır. Müşterinin parası varsa öder, yoksa yazar. Aşağıda bahsi geçen işlem tamamen bir çek kırma, bankacılık diliyle reeskont etme, negatif faiz yani piyasada bilinen ismi ile faktöringdir. Mevduat bankalarının da yapabildiği bu tür işlemler kesinlikle bir faizli işlem olup, caiz değildir.

Selamun aleykum hocam iki kişi aralarında yaptıkları anlaşma gereği biri diğerin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Günü gelmiş borcun ödemesinin geciktirilmesine karşı konan fark faizdir, haramdır. Bir meta satılırken peşin ödemeye mesela “on” fiyat verilirken iki ay sonra ödeme yapılmasına karşı “on bir” fiyat verilmesi ise taksitle satıştır, bu caizdir. İki durum arasındaki fark şudur: Birinde geciken borç durumundaki paraya fark getirilmektedir. Diğerinde ise satışı yapılacak metaın kendisine gecikecek tahsilattan ötürü fiyat farkı konmaktadır.

Hocam şunu anlayamıyorum: Taksitle satış caiz deniyor, taksitin günü geçince far
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Faiz ebediyyen haramdır ama kullanılmasına ruhsat verilebilecek zaruretler olabilir. Bu zaruretin niteliği ve niceliği ise kişiye özel olarak incelenmelidir. Verdiğiniz örnekte misal faizden önceki alanlar çok çabuk tüketilmiş gibi durmaktadır.

Faiz'e herhangi bir şart altında ruhsat verilmesi söz konusu mudur? Böyle bir iç
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, gıda ve giyim eşyaları gibi mallardan aynî olarak verilebileceği gibi para, döviz ve altından da nakdî olarak verilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/298-299) Çek veya senet, bir malın, bir paranın kime ait olduğunu belirten, iki veya daha fazla kişi arasında tanzim edilmiş bir belgedir. Dolayısıyla üzerinde yazılı miktardaki malı veya parayı temsil etmektedir. Bu nedenle, zekât mükellefi olan bir zengin, vadesinde ödeneceğini kesin olarak bildiği senedi, zekâtına mahsuben fakire ciro edebilir. Ancak sorumluluk para tahsil edildiği zaman düşer. Senet ödenmediği takdirde zekâtın tekrar verilmesi gerekir. (Bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/270)

Vadeli alacağa dair bir çek veya senet zekât olarak verilebilir mi?

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Alacaklının hakkının korunması açısından borçlunun mallarının satılması gerekebilir. Peygamberimiz (s.a.s.), borcunu ödeyemeyen Muaz b. Cebel’in malını borcu karşılığında satmıştır. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 6/80 [11260]; Dârekutnî, es-Sünen, 5/413 [4551]) Halife Hz. Ömer de hac yolunda ticaret yaparken iflas eden bir kimsenin kalan mallarının, alacaklıları arasında taksim edilmesine hükmetmiştir. (Muvatta’, Vasıyyet, 8 ) Piyasa değerinde veya ona yakın bir fiyatla satılan hacizli malları satın almakta bir sakınca yoktur. Ancak haczedilen mal, değerinin çok altında satılır ise; Hanefîlerden İbn Âbidîn akdin fasit olacağını (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 5/59), Şâfiî âlimlerden Nevevî ise geçerli olmakla birlikte bu malın satın alınmasının mekruh olacağını söylemişlerdir. (Nevevî, Ravza, 3/420) Zira icradaki malların değerinin çok altında satılması, borçlunun mağduriyetinden yararlanmak anlamına gelir. Bu sebeple hacizli malı satın almak isteyen kimsenin fiyatlandırmayı mümkün mertebe borçlunun mağduriyetini azaltacak şekilde gerçekleştirmesi hakkaniyete uygun olur.

İcra yolu ile satışa sunulan malların satın alınması caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın, gümüş, TL vb. para cinsinden olan şeylerin birbirleriyle değişimine “sarf” denir. Sarf akdinin peşin olması ve bedellerin akit esnasında karşılıklı olarak teslim edilmesi (kabz) gerekir. Kabz, hakikî (fiilî teslim) olabileceği gibi hükmî de olabilir. Bedellerden birinin vadeli olması hâlinde yapılan işlem, faize (nesîe ribâsı) dönüşür (Kâsânî, Bedâi‘, 5/148; Meydânî, el-Lübâb, 2/47). Altın ve gümüşün kredi kartıyla tek çekim alım satımında, satış bedeli satıcının hesabına peşin bir işlem olarak kaydedilmektedir. Bu işlemde bedelin kullanılabilir hâle gelmesinde oluşan zorunlu gecikme kredi kartı sisteminin işleyişinden kaynaklanmakta olup sarf akdinde gerekli görülen peşin kabz kuralını ihlal eden bir durum değildir. Bu itibarla altın ve gümüşün kredi kartıyla tek çekim alım satımı caiz; veresiye ya da kredi kartıyla taksitli satışı ise caiz değildir.

Kredi kartı ile altın ve gümüş alım satımı caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kısmı oluşmuş diğer kısımları ise peyderpey oluşacak olan domates, patlıcan, incir gibi zirai ürünlerin tarlada toptan satışı, bazı fakihler tarafından örf ve teâmül sebebiyle mevcut olmayanı mevcut olana tâbi kılınarak caiz görülmüş, Mecelle’de de bu görüş esas alınmıştır. (Mecelle, md. 207; bk. Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/7; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 4/555; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/175)

Domates, patlıcan, incir gibi bir kısmı oluşmuş diğer bir kısmı ise peyderpey ol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz, insanı maddî ve manevî zararlardan korumak için birtakım kurallar koymuş; bu amaçla necis, kötü ve zararlı olan şeyleri yasaklamış; temiz, güzel ve faydalı olanları da helal kılmıştır. (el-Bakara, 2/168, 173; el-A‘râf, 7/157) Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı…” (el-Bakara, 2/173; el-Mâide, 5/3; el-En‘âm, 6/145; en-Nahl, 16/115) buyrularak domuzun necis olduğu ve etinin de haram kılındığı açıkça ifade edilmiştir. Her ne kadar bu âyet-i kerîmelerde, domuzun etinin haram kılındığından söz edilmiş ise de En‘âm sûresinin 145. âyetinde geçen “rics” kelimesi ile el-A’râf sûresinin 157. âyetinde yer alan “Peygamber onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.” ifadelerini birlikte değerlendiren İslâm âlimleri, domuzun sadece etinin değil bütün cüzlerinin necis olduğunu ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/142, 305) Hz. Peygamber (s.a.s.), içki, leş, put ve domuzun satımının Allah ve Resûlü tarafından kesinlikle yasaklandığını bildirmiştir. (Buhârî, Büyûʽ, 112 [2236]; Müslim, Müsâkât, 71 [1581]) Konuyla ilgili bu âyet ve hadislere dayanan İslâm âlimleri; domuzun Müslümanlar açısından mütekavvim (dinin mal kabul edip haram kılmadığı) bir mal olmadığını, mal olmayan bir şeyin Müslüman’ın mülkü olamayacağı gibi akde de konu olamayacağını, bu sebeple satışının geçersiz, ticaretinin haram olduğunu söylemişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/142, 305; Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/23; İbn Abdilber, el-Kâfî, 2/675; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/146) Buna göre domuzun yetiştirilmesi de satılması da haramdır. Dolayısıyla domuz üretimi veya ticaretinden elde edilen kazanç da haramdır.

Ticari amaçla domuz yetiştirip satmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kira akdi her iki taraf için de bağlayıcı olduğundan, yapıldıktan sonra taraflardan biri, geçerli bir mazereti veya diğerinin rızası olmadan tek taraflı olarak akdi feshedemez. Akdi feshedebilmek için kiracının iflas etmesi, başka bir şehre tayin edilmesi, işi bırakması iş değişikliği yapması veya kiralanan şeyin kiralama maksadına hizmet edemez hâle gelmesi gibi geçerli bir mazeretinin bulunması (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 3/247-248) ya da her iki tarafın da rıza ve onayı gereklidir. Şu kadar var ki, mazeret belirgin olmaz ya da tartışmaya götürebilecek bir nitelik arz ederse o takdirde akit, ancak mahkeme kararı ile feshedilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/62) Bu durumda, mahkeme kararından sonra söz konusu akdi fesheden taraf, mâlî bakımdan yükümlü olmaz.

Kira akdi tek taraflı olarak feshedilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Olgunlaştığı hâlde henüz hasat edilmemiş ziraî ürünlerin üçte bir, yüzde yirmi gibi oransal bir kısmının istisna edilerek satılması ittifakla geçerlidir. Konuyla ilgili farklı görüşler bulunmakla birlikte bu ürünlerin, 100 kg. veya müşahhas bir alan/bölüm gibi maktu bir kısmının istisna edilerek satılması da sahih kabul edilmiştir. Zira tek başına satışı caiz olan bir şeyin alışverişten istisna edilmesi de caizdir. (Şeyhîzâde, Mecma‘u’l-enhur, 2/19-20; Mecelle, md. 219) Bu itibarla tarladaki biçilmemiş ekin, bahçedeki hasat edilmemiş sebze, ağaçtaki toplanmamış meyve gibi ziraî ürünlerin oransal veya maktu bir kısmının istisna edilerek satılması caizdir.

Henüz hasat edilmemiş ziraî ürünlerin bir kısmının istisna edilerek satılması ca

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.