Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşler arasında cinsel ilişkide, imsak ezanı okunurken bırakılıp gusül almak veya imsaktan sonra gusül almak orucun kabul olmasına engel midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Gusülle orucun bir bağlantısı yoktur. Su kaçmasına dikkat ettikten sonra gusledilebilir.
İstimnanın günahını ayrı değerlendirerek sorunuza cevap veriyorum. Kişinin cünüp olarak sabahlaması yanlış olmakla birlikte orucuna engel değildir. Orucunuzu ihmal etmeyin.
Selamünaleyküm. Guslün oruçla hiçbir ilgisi yoktur, oruca zararı da yoktur. Ancak guslü gerektirecek işi oruçlu iken yapmak orucu bozar.
Selamünaleyküm. Guslün oruçla hiçbir ilgisi yoktur, oruca zararı da yoktur. Ancak guslü gerektirecek işi oruçlu iken yapmak orucu bozar.
Cinsel ilişki veya meni akması olmadıkça gusül gerekmez. Belirttiğiniz şekilde meni gelse de oruç bitmiş olmaz.
Nafile tuttuğunuz oruçlar dışında tüm oruçlar için -farz, kaza, kefaret- geceden niyet edilmelidir. İmsak vaktine kadar niyet edilmediyse o günün orucu geçerli olmaz. Sizin durumunuzda da zaten imsak vaktinde iken üzerinize farz olmadığı için günün geri kalan kısmında da aynı şekilde oruca niyet edemeyeceğiniz için kaza orucu olur. Gün içinde ne zaman gusül alırsanız iftara kadar Ramazan’a olan saygımızdan dolayı herhangi bir şey yiyip içmeyiz. Tutmak istediğiniz oruç nafile bir oruç ise öğle vaktine kadar niyet edebilirsiniz.
cinsel birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Karı-koca ilişkinizi daha doğal bir zeminde yaşayabilmek için ortak bir kanaate varmaya çalışınız. Kadının gece geç saate kadar beklemek zorunda olması fıtraten kendisini zorlayabilir. Erkek de kendi açısında zorlanıyor olabilir. Ortak bir karara varamamanız durumunda bir uzman desteği almanız birbirinizi daha iyi tanımanız anlamında yardımcı olacaktır. Günaha girmemek için uğraşmak, çabalamak ve ortak bir kanaati istişare ile uygulamak gerekir. Eşler birbirlerini taraflardan birine zulüm olacak bir pozisyona düşürmemelidir.
Yatak odasına dair benzetmemiz, evlilikte eşler arasındaki ilişkiyi temsil etmesi içindir. Buna göre şöyle bir tablo çıkmaktadır: a- Bazı evliler, birbirlerinin şehvetini söndüren itfaiyeci gibidirler. İyi bir evlilikleri vardır. Evliliklerinin anlamı vardır. Bunların yatak odası itfaiye odası gibidir. O oda sağ ayakla girilecek bir odadır. Peygamber aleyhisselamın bize nasihat buyurduğu evlilik o evliliktir. b- Bazı eşler de birbirlerinin ateşini daha fazla körükler durumdadırlar. Evliliklerinin anlamı yoktur. Onların evliliğini simgeleyen yatak odaları bu durumda yangın yeri gibidir. c- Sizin bu durumdan çıkaracağınız ders, bu evliliklerden hangisini yapmak istediğiniz veya ona nasıl hazırlandığınız şeklinde olmalıdır.
İLÂ, kocanın eşiyle cinsel ilişki yapmamaya yemin etmesidir. Ciddi veya espri ile olması arasında fark yoktur. Erkek eşine “seninle cima etmeyeceğim” derse ortaya çıkan hükme ilâ denmektedir. İlâ yapmak kadına eziyet etmek kastedildiği zaman haram bir iştir. Yalnız burada şu incelik bilinmelidir: İlâ, erkeğin yemin etmesi ile gerçekleşir, yemin yoksa ilâ da yoktur. İlâ yemini yaptıktan sonra DÖRT AY geçer ve erkek yemininden vazgeçmezse Hanefi mezhebi fukahası erkekle kadın arasındaki nikâhın kendiliğinden düşeceğini söylemişlerdir. İlâ yapan erkek, dört ay dolmadan önce yemininden vazgeçerse yemin keffareti verir. Dört ay dolduktan sonra eşine dönerse keffaret gerekmez. İlâ’dan dönmek cinsel ilişki ile olabileceği gibi sözlü olarak da olur.
Bu insanca bir şey değildir.
Kayınpederiniz dinen ve hukuken böyle bir hak sahibi değildir ama onun yaşadığı toplumun hassasiyetlerine dikkat etmesini sizin kabullenmeniz gerekir. Bu nedenle düğünden çok önce nikâh akdedilmesinin iyi olmayacağını söylüyoruz. Gereksiz yere böyle bir meseleden dolayı aranıza fitne sokmayın. Sabredin. Böylece senden erkek bir aile reisi olacağı da anlaşılmış olsun.
Nikâh akdinden sonra iki taraf için de gerdeğe bir mani yoktur. Sadece kadının aybaşı durumu gibi bir hâli varsa cinsel ilişki yasak olur. Cinsel ilişkinin dışında da bir yasak yoktur. Ertelemenin belli bir zamanı veya şekli olmaz. Bu eşlerin bileceği bir iştir. Ne acelesinin sevabı vardır ne de ertelemesinin günahı ama ertelemenin şeytana kapı aralayabileceğini unutmamalıyız.