Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir vaazda ilâ diye bir kelime kullanıldı. Konuşmacı açıklama da yaptı ama ben nikâh konusunda zaten çok hassasım aklım karıştı. Nedir bu ilâ?
Cevap
Benzer fetvalar
Topluma daha duyurmadan evlilik yapmadığın fakat Allah'ın emaneti olarak aldığın eşini üç talakla ayrı zamanlarda boşamışsan "koca olma" olgunluğuna daha ulaşmamışsın. Kendi hayatını da hanım kızımızın hayatına zarar vermemek için bir süre evliliği düşünme... Fetva için bir çıkar yol bulabilirsin ama bu zihniyetle evliliği sürdürmek için bir kapı bulamazsın. Önce aile ve evlilikle ilgili okumalar yapıp gerekirse seminerler katılmalı, aile büyüklerinden destek almalısın. https://www.youtube.com/watch?v=fSOsaBe_Kuk https://www.youtube.com/watch?v=Y3Ya_8nDOO8&t=165s https://www.youtube.com/watch?v=jqJm3D2-V1U&t=103s https://www.youtube.com/watch?v=YK8_X5hUZlI&t=10s
Bir insan nikâhlandığı eşi ile altı ay ve daha fazla bir arada olduktan sonra o kadının doğurduğu çocuğu kabul etmesi için uygun ortam ve sebep oluşmuştur şeklinde bir kural vardır. Bir insan eşinin haram ilişki ile başkasından çocuk doğurduğunu zannetmesi/iddia etmesi durumunda ise ancak LİAN uygulaması ile kadını ve çocuğu reddedebilir. LİAN bizzat Kur’an’ın emri olduğu için ( Nur suresi 6-9) onun yerine DNA testi veya başka bir uygulamanın kabul edilmesi mümkün değildir. LİAN yapılmadığı sürece de çocuğu kabul etmek durumundasınız. LİAN şudur: Karısının zina ettiğini veya çocuğunun kendisine ait olmadığını iddia eden ve iddiasını ispat edemeyen koca ile karısı mahkemede özel bir yemin ile yemin eder ve birbirlerini lanetlerler. Bundan sonra da bir daha bir araya gelememek üzere ayrılmış olurlar. Koca dört defa eşinin zina ettiğine ve çocuğun kendisine ait olmadığına yemin eder. Beşincide de “yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun” der. Ardından kadın dört defa kocasının yalan söylediğini belirterek yemin eder. Beşincide de “kocam doğru söylüyorsa Allah’ın gazabı üzerime olsun” der. Hâkim de aralarındaki nikâhı ebediyen kaldırır.
Yemin keffareti vererek kalbinizi rahatlatın. On fakiri doyurun. Fakir bulamazsanız, bu tür sadakaları toplayan vakıflardan birine verin.
Şöyle anlayın ve planlayın: Ailen, eşin ve çocukların senin için FARZDIR. İlim ve benzeri faaliyetlerin ise NAFİLEDİR. Farz ile nafile arasında nasıl bir denge kurulması gerekiyorsa onu kur.
Selamünaleyküm. Aile içi ilişkide, yatak odası ihtiyacı erkekle kadın arasında aynıdır. Kadın da erkek kadar o ihtiyacı hisseder. Meselenin sadece erkeklere mahsus gibi bilinmesi yanlıştır. Kadının, erkeğinden yılda yüz defayı düşmeyecek bir ilişki talebinde bulunması hakkıdır. Bu hakkını karşılamayan eşinden boşanmayı talep etme yani mahkemenin nikah akdini feshetmesini istemesi hakkıdır. Erkeğini ilim tahsili gibi bir mazeret makul mazeret değildir.
İnançsızlık ya da dini değerlere hakaret etmek amacıyla değil de sırf ağız alışkanlığıyla, dinden çıkmayı gerektiren sözlerin söylenmesi büyük günah olmakla birlikte tercih edilen görüşe göre bilgisizce söylenen bu sözlerle dinden çıkılmayacağı için nikâh da bozulmaz. Çünkü burada maksat dinî değerlere hakaret etmek veya bu değerleri hafife almak değildir. Şu kadar var ki bu tür söz ve davranışlarda bulunan kişinin tövbe ve istiğfarda bulunması ve tekrar böyle bir hataya düşmemeye gayret etmesi gerekir. Dinin kesin esaslarından birisinin bilerek inkâr edilmesi veya hafife ya da alaya alınması ise kişinin dinden çıkmasına sebep olur. Mesela Allah'a, Peygambere ve dinen mukaddes olan değerlere küfreden, namazı ve orucu inkâr eden kişi İslâm dininden çıkmış olur. Hanefî mezhebine göre, eşlerden birinin dinden çıkmasıyla, evlilik kendiliğinden sona erer. Tövbe ederek İslâm'a dönse bile yeni bir nikâh akdi olmaksızın evlilik hayatını devam ettiremez. Şâfiî mezhebine göre, dinden çıkan kimse tövbe eder de iddet müddeti içinde İslâm'a dönerse yeni bir nikâh akdine gerek kalmaksızın evlilik hayatını devam ettirebilir. (Şâfiî, el-Ümm, 1/297; Şeyhîzâde, Mecme'u'-l enhur, 1/546)
cinsel birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Yatak odasına dair benzetmemiz, evlilikte eşler arasındaki ilişkiyi temsil etmesi içindir. Buna göre şöyle bir tablo çıkmaktadır: a- Bazı evliler, birbirlerinin şehvetini söndüren itfaiyeci gibidirler. İyi bir evlilikleri vardır. Evliliklerinin anlamı vardır. Bunların yatak odası itfaiye odası gibidir. O oda sağ ayakla girilecek bir odadır. Peygamber aleyhisselamın bize nasihat buyurduğu evlilik o evliliktir. b- Bazı eşler de birbirlerinin ateşini daha fazla körükler durumdadırlar. Evliliklerinin anlamı yoktur. Onların evliliğini simgeleyen yatak odaları bu durumda yangın yeri gibidir. c- Sizin bu durumdan çıkaracağınız ders, bu evliliklerden hangisini yapmak istediğiniz veya ona nasıl hazırlandığınız şeklinde olmalıdır.
Karı-koca ilişkinizi daha doğal bir zeminde yaşayabilmek için ortak bir kanaate varmaya çalışınız. Kadının gece geç saate kadar beklemek zorunda olması fıtraten kendisini zorlayabilir. Erkek de kendi açısında zorlanıyor olabilir. Ortak bir karara varamamanız durumunda bir uzman desteği almanız birbirinizi daha iyi tanımanız anlamında yardımcı olacaktır. Günaha girmemek için uğraşmak, çabalamak ve ortak bir kanaati istişare ile uygulamak gerekir. Eşler birbirlerini taraflardan birine zulüm olacak bir pozisyona düşürmemelidir.
Bu insanca bir şey değildir.
Ezan vakti girdikten sonra CİNSEL İLİŞKİ bitmiş olmalıdır. Vaktin girmesine rağmen ilişki devam ederse bu ilişki orucu mahveder. O anda niyet edilmiş bir oruç idiyse ALTMIŞ GÜN keffaret orucu tutulur. Vaktin girmesi ile beraber ilişki de bitmiş ise gusül daha sonra alınsa da oruca bir zarar gelmez.
Kayınpederiniz dinen ve hukuken böyle bir hak sahibi değildir ama onun yaşadığı toplumun hassasiyetlerine dikkat etmesini sizin kabullenmeniz gerekir. Bu nedenle düğünden çok önce nikâh akdedilmesinin iyi olmayacağını söylüyoruz. Gereksiz yere böyle bir meseleden dolayı aranıza fitne sokmayın. Sabredin. Böylece senden erkek bir aile reisi olacağı da anlaşılmış olsun.
Nikâh akdinden sonra iki taraf için de gerdeğe bir mani yoktur. Sadece kadının aybaşı durumu gibi bir hâli varsa cinsel ilişki yasak olur. Cinsel ilişkinin dışında da bir yasak yoktur. Ertelemenin belli bir zamanı veya şekli olmaz. Bu eşlerin bileceği bir iştir. Ne acelesinin sevabı vardır ne de ertelemesinin günahı ama ertelemenin şeytana kapı aralayabileceğini unutmamalıyız.