Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir videonuzu dinledim. Yatak odasına sağ ayakla mı girilmeli sol ayakla mı diye. Orada diyorsunuz ki “kimin odası yangın yerinin kendisi gibidir o ne sağ ayakla ne sol ayakla girmelidir” burada denilmek istenen nedir? Ben nişanlıyım ve İslam’a uygun bir evliliğim olsun istiyorum. Dinimizde kadının eşine karşı sorumlulukları var yani isteklerini doyurucu şekilde giderilmesi yönünden. Videonun sonunda da Resûlullah’ın (sav) yatak odası bu şekildeydi diyerek sonlandırıyorsunuz. Peygamber efendimizinki ne şekildeydi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İhmal ve saygısızlık gibi bir nedenle olmadıkça bir sakınca olmaz biiznillah. İnşaallah daha geniş ve daha takva eviniz olur.
Evinde açık giyinmekle ne kastettiğiniz önemlidir. Eğer banyoda bulunur gibi bulunmayı kastediyorsanız elbette bu anlamsız olur, sizi de eşinizin gözünde bir zaman sonra düşürür. Hayır, başı açık, doğal rahatlığı içinde bir açık giyinmeyi kastediyorsanız size karışanlar boş konuşmuşlar. Müslüman kadın sadece kocasının bulunduğu bir evde, ev mahremiyeti dışarı karşı korunaklı ise tesettürlü olmak zorunda değildir. Eşinizin de sizi nasıl görmek istediğini öğrenin, ona göre de hareket edin. Böyle bir orta bulabilirsiniz.
Nisa suresinin ayeti size direkt olarak bu hakkı tanımaz. Evlenirken yani nikâh akdi esnasındaki anlaşmanızda konuşulmuş olması veya serbest bırakılmasına göre bu kararı verebilirsiniz. Siz, İstanbul’dan bir kızla evlendi iseniz normaldi onu, İstanbul gibi büyükşehir olan bir yere götürebilirsiniz. Mesela Niğde’den evlendi iseniz o düzeyde bir şehrin altına götürmemeniz gerekir. Size şöyle bir ikazımız olsun: Bir ailede bu tartışmanın başlaması çok riskli bir başlangıçtır. Aile fertlerinin birbirleri için bu kadar bir fedakârlığı yapamamaları sakıncalı bir gidişatı gösterir. Eşinizi böyle bir konuda ikna edebilecek düzeyde olmalı idiniz. Aranızdaki muhabbet bu düzeye yükselmelidir. Bunu biliniz. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ insanı ona kulluk etsin diye yarattı. Kulluk için de hayatını nasıl yaşaması gerektiğini öğretecek peygamberler gönderdi, kitaplar indirdi. Şu pencereden bakıldığında insanın her eylemi, her sözü muhakkak onu “kazandıran veya kaybettiren” bir nitelik taşımaktadır. Başka bir ifade ile insanın kâr veya zarar etmeyeceği hiçbir işi yoktur. TEYAMÜN bu çerçevede insanın emek ilavesi yapmadan kazancını artırmaya yönelik işleri arasındadır. Sözlük anlamı olarak bir işi sağdan başlamak, sağ ile yapmak olan teyamün, temiz, hayırlı ve mübarek olan işleri sağ ile ve sağdan yapmaya verilen bir isimdir. Böyle bir sünnet vardır. Ashab-ı Kiramdan nakledilenlere bakıldığında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin böyle bir sünnet gözettiği ve ona yönlendirdiği görülmektedir. Örnek olarak camiye girerken sağ ayakla girilir çıkarken de sol ayakla çıkılır. Tuvalete girerken ise sol ayakla girilir ve sağ ayakla çıkılır. Böyle bir uygulama sünnettir. Sağ ile yapılması sünnet işlere örnek olarak şunları zikredebiliriz: Abdestte yıkamaya sağ taraftan başlanması, elbise giyerken önce sağ tarafı giymek, Burun temizliği için su kullanırken sağ eli, temizlerken sol eli kullanmak, Ayakkabı ve benzeri şeyleri giyerken önce sağı giymek çıkarırken de önce solu çıkarmak, Bir kişi imamın arkasında saf tutarken imamın sağında saf tutmak, Namazda el bağlarken sağ eli sol elin üstüne koymak, Cami, ev, medrese gibi mübarek kabul edilen yerlere sağ ayakla girip sol ayakla çıkmak, Tuvalet ve benzeri yerlere de sol ayakla girip sağ ayakla çıkmak, Tırnak temizliğine önce sağ elden ve sağ parmaktan başlamak, İçecek dağıtılırken bir mecliste önce sağ taraftakinden başlamak sünnettir. Bu tür sünnetlerin terki ise mekruh kabul edilmiştir.
Amin kardeşim, amin. Bir kere itiraf etmelisin ki ‘utanmak’ mümincedir, mümin için gereklidir. Utanmıyor olmaktır riskli olan, zararlı olan. Bu sebeple eşiniz yanlış bir tutum içinde değildir esasen. Ancak hiç bir beşeri tavrın aşırısı zararsız değildir, sevgide bile bir denge üzerinde olmak gerekiyor. Sadece Allah’a olan sevgimizde bir ölçü olmaz, gerisi ne varsa ölçülü ve yerli yerinde olmalıdır. Eşinizin bu tavrının bir psikolog müdahalesini gerektirecek düzeyde olmasından çekinirim. Eğer böyle ise kesinlikle evliliğinizin ileriki dönemlerinde şeytan o noktadan size girmeye çalışır. Bunu da size belirtmiş olayım. Nikah akdi ile bir araya gelen eşlerin birbirlerinden gizleyecekleri hiç bir husus yoktur. Elbette herkesin sadece kendisine mahsus hisleri, işleri olur ama eşin eşten gizleyeceği şey olmaz. Beraber banyo yapmak, yatak odasında çok rahat konuşmak, çok rahat olmak, kıyafetlerde rahatlık insani düzey düşürülmedikçe asla yanlış değildir. Eşiniz üç yılda rahatlamış olmalı idi. Bu durum bir zaman sonra psikolog rehberliğinde çözülmelidir. Bayan bir psikoloğa görünsün eşiniz. Sakın sabır ve nezaketi ihmal etmeyesiniz.
Yatak odası ilişkisinde kadın ve erkek aynı durumdadırlar. Toplumumuzda yaygın olan anlayış, erkeğin kadını talep ettiği, kadının ise kendisini böyle bir ihtiyaç içinde hissetmediği şeklindedir. Bu, kesinlikle doğru değildir. Doğru olan ise şudur: 1- Kadın erkeğe göre daha geç hareketlenir, erkek bir iki bakmakla, dokunmakla hareketlenirken kadın, daha uzun sürede devreye giren bir enerji sahibidir ama en az erkek kadar o da ihtiyaç sahibidir. Kadınları, erkeğin ihtiyacını gören ama kendi ihtiyacı olmayan biri olarak görmek zulümdür. Ne yazık ki kadınlar da kendilerini böyle göstermeyi uygun görüyorlar. 2- Genelde erkek devreye girdiği için erkeğin hareketlenmesi kadının da ihtiyacının görülmesini doğurduğundan kadın böyle bir talepte bulunmayabilir. Eğer durum böyle olmuyorsa mesela erkek bir ihtiyaç hissetmeden kadın rahatlama ihtiyacı hissediyorsa erkeğin buna cevap vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde erkek sorumlu duruma düşer. 3- Kullanılan gıdalar, alınan ilaçlar ve günlük ilişkilerin etkisi ile erkek veya kadın cinsellik bakımından hareketlenebilir. Hangisi hareketlendi ise diğerini beraberliğe davet etmesi hakkıdır. Bu davetin sadece erkekten gelmesini beklemek yanlıştır. Bu hareketlenme nedeni mesela erkek veya kadının, bulundukları ortamdaki konuşmalar ve arkadaştan etkilenme olabilir. 4- Kur'an'ımızın ve Sünnet'in çizdiği çizgi, gösterdiği yol budur. Erkek ve kadın nasıl sofraya oturup beraber yiyorlarsa yatak odasını da aynı mantıkla kullanmalıdırlar. Sofrada erkeğin lokmaları farklı, kadınınki farklı olabileceği gibi yatak odasını kullanma tarzı da farklı olabilir ama ihtiyaç ihtiyaçtır. Allah'a emanet olun.
cinsel birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Karı-koca ilişkinizi daha doğal bir zeminde yaşayabilmek için ortak bir kanaate varmaya çalışınız. Kadının gece geç saate kadar beklemek zorunda olması fıtraten kendisini zorlayabilir. Erkek de kendi açısında zorlanıyor olabilir. Ortak bir karara varamamanız durumunda bir uzman desteği almanız birbirinizi daha iyi tanımanız anlamında yardımcı olacaktır. Günaha girmemek için uğraşmak, çabalamak ve ortak bir kanaati istişare ile uygulamak gerekir. Eşler birbirlerini taraflardan birine zulüm olacak bir pozisyona düşürmemelidir.
Ezan vakti girdikten sonra CİNSEL İLİŞKİ bitmiş olmalıdır. Vaktin girmesine rağmen ilişki devam ederse bu ilişki orucu mahveder. O anda niyet edilmiş bir oruç idiyse ALTMIŞ GÜN keffaret orucu tutulur. Vaktin girmesi ile beraber ilişki de bitmiş ise gusül daha sonra alınsa da oruca bir zarar gelmez.
İLÂ, kocanın eşiyle cinsel ilişki yapmamaya yemin etmesidir. Ciddi veya espri ile olması arasında fark yoktur. Erkek eşine “seninle cima etmeyeceğim” derse ortaya çıkan hükme ilâ denmektedir. İlâ yapmak kadına eziyet etmek kastedildiği zaman haram bir iştir. Yalnız burada şu incelik bilinmelidir: İlâ, erkeğin yemin etmesi ile gerçekleşir, yemin yoksa ilâ da yoktur. İlâ yemini yaptıktan sonra DÖRT AY geçer ve erkek yemininden vazgeçmezse Hanefi mezhebi fukahası erkekle kadın arasındaki nikâhın kendiliğinden düşeceğini söylemişlerdir. İlâ yapan erkek, dört ay dolmadan önce yemininden vazgeçerse yemin keffareti verir. Dört ay dolduktan sonra eşine dönerse keffaret gerekmez. İlâ’dan dönmek cinsel ilişki ile olabileceği gibi sözlü olarak da olur.
Bu insanca bir şey değildir.
Kayınpederiniz dinen ve hukuken böyle bir hak sahibi değildir ama onun yaşadığı toplumun hassasiyetlerine dikkat etmesini sizin kabullenmeniz gerekir. Bu nedenle düğünden çok önce nikâh akdedilmesinin iyi olmayacağını söylüyoruz. Gereksiz yere böyle bir meseleden dolayı aranıza fitne sokmayın. Sabredin. Böylece senden erkek bir aile reisi olacağı da anlaşılmış olsun.
Nikâh akdinden sonra iki taraf için de gerdeğe bir mani yoktur. Sadece kadının aybaşı durumu gibi bir hâli varsa cinsel ilişki yasak olur. Cinsel ilişkinin dışında da bir yasak yoktur. Ertelemenin belli bir zamanı veya şekli olmaz. Bu eşlerin bileceği bir iştir. Ne acelesinin sevabı vardır ne de ertelemesinin günahı ama ertelemenin şeytana kapı aralayabileceğini unutmamalıyız.