Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim eşim çok meşgul, Allah yolunda amel için gece geç saatlerde eve geliyor. Benden onu beklememi istiyor ilişkiye girebilmek için. Bazen bekliyorum ama bazen de yorgun olduğum için uyuyorum. Uyuyakaldığım için bana küsüyor. Günaha giriyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilerin, cinsel birlikteliklerinin haftalık sayısı, yaşlarına, bünyelerine, zamana, zemine, sağlık ve psikolojik durumlarına göre değişebilir. Dolayısıyla herkes için aynı standardı belirlemeye kalkmak herkese aynı numara ayakkabı vermek gibidir. Kadın, sebepsiz ve tamamen eşiyle cinsel birlikteliği reddederse günahkâr olur. Ama yorgunluk, psikolojik durum, ağrı, stres gibi mazeretlerle geri çevirmesi günah değildir. Bu noktada iletişim ve karşılıklı anlayış esastır. Eşler bu konuda konuşmalı, anlayış ve sevgiyle orta yolu bulmalıdır. Kadın, kocasını tamamen reddetmiyor, sadece “bu kadar sık” kaldıramadığını söylüyorsa bu, meşru bir savunmadır. Erkek de sabretmeyi ve eşinin halini gözetmeyi öğrenmelidir. Eşinden beklediği ilgiyi baskıyla değil, sevgiyle kazanmalıdır. Şehvetini kontrol etmek de bir kulluk sınavıdır. Kadın, kocasını yatağıyla terbiye etmeye/cezalandırmaya kalkarsa bu da caiz değildir, hesabını verir. Allah evliliğinizi bereketli kılsın. Merhametin hâkim olduğu evlilikler ahiret için yuvaya dönüşür.
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
Esasen eşlerin birbirlerini idare etmesini becermelidirler. Beceremeyince de tedbirler alınmalıdır. Bu tedbirlerden biri de gerekiyorsa kaynanaya gitmemek olabilir. Bu da ikinci bir beceri gerektirecektir. Kaynananıza karşı sizin insanlık ve vicdan göreviniz vardır, hukuki bir borcunuz yoktur. Kaynana size incitici davranıyorsa gitmeyebilirsiniz, bundan bir vebal doğmaz. Eşinizin annesine karşı sorumluluğu gibi sizin ona karşı sorumluluğunuz yoktur. İnsanlık ve vicdan vardır. Yalnız eşiniz bu tedbiri aranızdaki evliliği bitirmeye kadar taşıyabilir mi, onu siz tespit edeceksiniz.
Ortada şöyle bir gerçek var: Oturup kalkmadaki mahremiyet inceliklerine dikkat edilerek girip çıkma yapılıyorsa sizin eşinizin ailesi ve yakınlarına ziyarete gitmeniz insanî olan, gerekli olduğu tartışılamayacak olan bir hakikattir. Bunu sormaya bile gerek yoktur. Ancak durum sizde olduğu gibi kadının psikolojik de olsa eziyet görmesine neden olan tavırlar barındırıyorsa gitmek zorunda değilsiniz. Eşinizin sizi her durumda eziyetten koruması gerekmektedir. Yakınlarının sılayırahimi kadar sizin korunmanız da ona görevdir. Eşinizin yakınları sizin kan bağı ile oluşmuş yakınlarınız değildir. Dolayısıyla onların sılayırahimi size farz değildir. Eşinizin bunu zorlamaya hakkı yoktur. Eşiniz sizi eziyet görmeye karşı koruyamadığı bir yere götüremez. Şunu bilmenizde fayda vardır: Aile bu tür tartışmaların başlaması ile risk altında kalır, keşke bu tartışmaya girmese idiniz, sabredebilse idiniz, çok daha iyi ederdiniz. Dinen size mecburiyet getirilmemiş olsa bile sizin aile huzurunuzu dikkate almanız sizin lehinize bir durumdur.
Rabbim hepimize rızası doğrultusunda yaşayabilmemizi nasip eylesin. Bahsettiğiniz husus birkaç açıdan ele alınmalıdır; - Düğün ve nikâh işlerinizde ailenizin rızası, memnuniyeti ve duası ilk vazifeniz olmalıdır. - Görüştüğünüz kişiyle aranızdaki mesafe ilişkinizi olumlu yönde de olumsuz yönde de etkileyebilir. Bu süreci daha sağlıklı ilerletebilmek adına görüşme sürelerinizi sınırlandırıp buluşma sürelerinizi üçüncü kişilerin katılımıyla tertip edebilirsiniz. - Dua edin. Harama bulaşmadan geçirmek istediğiniz günler için Allah Teâlâ’ya yalvarın. O size yollarınızı açar. - Bir aile büyüğünüzden yardım isteyerek evlilik sürecinizi daha erken neticelendirebilmek için destek isteyebilirsiniz. Bir büyüğünüz söz sahibi olursa bu süreç daha sağlıklı ilerler. - Meşguliyetlerinizi artırın, süreci çok fazla kafaya takıp andan kopmayın. İşiniz, okuduğunuz kitaplar, dinlediğiniz dersler özellikle bu süreçte artsın. Allaha emanet olun.
Evet, böyle bir sorun var ve bu sorun sizin tasvirinizden de öteye bir felakete doğru hızla ilerlemektedir. Bunu ne kadar düzeltebiliriz bilemem ama bu felakette sadece erkeklerin fıtratı üzerinden düşünüp bir çözüm üretemeyeceğimizi zannediyorum. Doğrudur, erkekler arayan ve kovalayan pozisyonundadır ama kadınlar bu cinayetin en azından yarısının sorumluları değil midir? Herkese göre farklı bir cevap verilebilir. Asıl olan Rabbimizin bizi nasıl değerlendireceği olmalıdır. Size şunu tavsiye ederim: Eşiniz üzerinden kendinizi yıpratarak onu da yanlışa sevk edebileceğiniz düşüncelerden uzak durun. Olsa ne yapabilirsiniz ki denecek şeyleri olmamış iken neden irdeliyorsunuz? Bile bile aklına getirmekten başka bir yorumu yoktur bunun. Dua edin. Kendiniz ve eşiniz için dua edin. İyi bir eş olmaya bakın. Bu “iyi bir eş” ifadesini bazı hanım kardeşlerimiz sürekli ikaz eden bir hanım olarak anlıyorlar. Bazıları da sadece kıyafetini ütülü bulundurur ve ağır parfümler kullanırsa iyi bir eş olabileceğini zannediyor. Kesinlikle yanlış tutumlardır bunlar: İyi bir eş, her şeyden önce tatlı dilli, sabırlı olmaktır. Tenkidi ve istekleri bitmeyen bir eş kadın olsun erkek olsun iten bir eştir. İten eş de hayırlı değildir. Kılık kıyafetten konuşma tarzına kadar her şeye dikkat eden bir eş değerlidir. Bu bela asrın belalarından biridir. Belli ki sınavımız da bu olacaktır. Allah Teâlâ hepimizin yardımcısı olsun. Âmîn.
cinsel birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Ezan vakti girdikten sonra CİNSEL İLİŞKİ bitmiş olmalıdır. Vaktin girmesine rağmen ilişki devam ederse bu ilişki orucu mahveder. O anda niyet edilmiş bir oruç idiyse ALTMIŞ GÜN keffaret orucu tutulur. Vaktin girmesi ile beraber ilişki de bitmiş ise gusül daha sonra alınsa da oruca bir zarar gelmez.
Yatak odasına dair benzetmemiz, evlilikte eşler arasındaki ilişkiyi temsil etmesi içindir. Buna göre şöyle bir tablo çıkmaktadır: a- Bazı evliler, birbirlerinin şehvetini söndüren itfaiyeci gibidirler. İyi bir evlilikleri vardır. Evliliklerinin anlamı vardır. Bunların yatak odası itfaiye odası gibidir. O oda sağ ayakla girilecek bir odadır. Peygamber aleyhisselamın bize nasihat buyurduğu evlilik o evliliktir. b- Bazı eşler de birbirlerinin ateşini daha fazla körükler durumdadırlar. Evliliklerinin anlamı yoktur. Onların evliliğini simgeleyen yatak odaları bu durumda yangın yeri gibidir. c- Sizin bu durumdan çıkaracağınız ders, bu evliliklerden hangisini yapmak istediğiniz veya ona nasıl hazırlandığınız şeklinde olmalıdır.
İLÂ, kocanın eşiyle cinsel ilişki yapmamaya yemin etmesidir. Ciddi veya espri ile olması arasında fark yoktur. Erkek eşine “seninle cima etmeyeceğim” derse ortaya çıkan hükme ilâ denmektedir. İlâ yapmak kadına eziyet etmek kastedildiği zaman haram bir iştir. Yalnız burada şu incelik bilinmelidir: İlâ, erkeğin yemin etmesi ile gerçekleşir, yemin yoksa ilâ da yoktur. İlâ yemini yaptıktan sonra DÖRT AY geçer ve erkek yemininden vazgeçmezse Hanefi mezhebi fukahası erkekle kadın arasındaki nikâhın kendiliğinden düşeceğini söylemişlerdir. İlâ yapan erkek, dört ay dolmadan önce yemininden vazgeçerse yemin keffareti verir. Dört ay dolduktan sonra eşine dönerse keffaret gerekmez. İlâ’dan dönmek cinsel ilişki ile olabileceği gibi sözlü olarak da olur.
Bu insanca bir şey değildir.
Kayınpederiniz dinen ve hukuken böyle bir hak sahibi değildir ama onun yaşadığı toplumun hassasiyetlerine dikkat etmesini sizin kabullenmeniz gerekir. Bu nedenle düğünden çok önce nikâh akdedilmesinin iyi olmayacağını söylüyoruz. Gereksiz yere böyle bir meseleden dolayı aranıza fitne sokmayın. Sabredin. Böylece senden erkek bir aile reisi olacağı da anlaşılmış olsun.
Nikâh akdinden sonra iki taraf için de gerdeğe bir mani yoktur. Sadece kadının aybaşı durumu gibi bir hâli varsa cinsel ilişki yasak olur. Cinsel ilişkinin dışında da bir yasak yoktur. Ertelemenin belli bir zamanı veya şekli olmaz. Bu eşlerin bileceği bir iştir. Ne acelesinin sevabı vardır ne de ertelemesinin günahı ama ertelemenin şeytana kapı aralayabileceğini unutmamalıyız.