Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz resmi nikâh işlemlerimizi yaptırdık, dini nikâh da yaptırdık. Düğünümüze bir ay kadar daha var. Kayınpederim bir araya gelmemizi ve affedersiniz yatak odasını kullanmamızı engelliyor, ikinizi de öldürürüm diyor. Onun böyle bir hakkı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Selamünaleyküm. Nikâh akdi esnasında böyle bir şarta evet demedikçe bir kadın kaynanasının hizmetine hukuk olarak mecbur edilemez. Eşinin böyle bir talebe hakkı yoktur. Elbette hukuk olarak bu böyle olmakla beraber, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen dinimizin mensubu olan bir kadın, böyle bir meseleyi kendisine sorun etmez. Cariye gibi kullanılmak istenen bir kadının da bunu kabul etmesi beklenemez. Ortası bulunmalıdır.
Evlisiniz, yalnız kendinizi çevrenizin dedikodu fitnesinden de korumalısınız. Sabırlı olun. https://fetvameclisi.com/fetva/dini-nikah-kiyildiktan-sonra-iliskiye-girilebilir-mi
Bu yaptığınız gayet riskli bir oyun; ateşle oynuyorsunuz. Bilhassa kızın babasından habersiz böyle bir iş yapması çirkin düşmüş. Madem neyin ne olduğunu biliyorsunuz, o kadar kudretiniz var, onlara 'bizi evlendirin!' demelisiniz. Bunu demedikçe siz, yürekli biri değilsiniz. Gerçekçi olun ve bilhassa kızın annesi babası ile yol alın. Eğer onlar size yok derlerse siz devletin nikâh işlemlerini yaptıracağınızı söyleyin. Bunları söyleyemeyecek durumda iseniz sizden zaten aile olmaz demektir.
Önce 'dini nikâh' deyimini düzeltmem gerekiyor. Nikâhın dinlisi dinzisi mi olur? Nikâh nikâhtır. Sizin mantığınızla bakanlar için belediyeden başka bir yerde kıyılan nikâhın ciddi olmayacağını düşünüyorum. Nikâhınızı belediyede kıydırın. Hatanızdan çok ciddi bir tevbe edin. Melekler tevbenize şahit olsun. Bu tevbenizin samimiyetini de birbirinizden uzak kalarak gösterin ki, göstermelik bir tevbe yaptığınız anlaşılmasın. Hem çok pişmansınız hem de bir yıl bekleyemiyorsunuz; anlamlı bir çıkış mı bu? Ebeveyninizin haberi ve rızası olmadan kıydıracağınız bir nikâh, evli olmanız açısından bir sakınca doğurmaz; nikâhlı sayılırsınız. Ama ezilip geçilmiş bir anne babanızın varlığı mutsuzluk için evlenmeniz anlamına gelebilir. İyi düşünün, Allah'tan korkun, aklınızı çalıştırın.
Müslüman evet dediği şartı sonradan yalamaz. Siz öyle bir şart önünüze konduğunda evet demeyecektiniz. Bu durumda babayı haklı buluruz. Düğünden önce kızının sizde kalmasını istemeyebilir. Öyle bir izin vermesi durumunda siz düğünü erteleyebilir veya hiç yapmayabilirsiniz. Nikâh akdi esnasında söz verdi iseniz siz kendinizi bağladınız. Evet, nikâh her şeydir ama siz kendinizi bağladınız.
cinsel birliktelik konusundaki diğer fetvalar
Nikâh akdinden sonra iki taraf için de gerdeğe bir mani yoktur. Sadece kadının aybaşı durumu gibi bir hâli varsa cinsel ilişki yasak olur. Cinsel ilişkinin dışında da bir yasak yoktur. Ertelemenin belli bir zamanı veya şekli olmaz. Bu eşlerin bileceği bir iştir. Ne acelesinin sevabı vardır ne de ertelemesinin günahı ama ertelemenin şeytana kapı aralayabileceğini unutmamalıyız.
Bu insanca bir şey değildir.
İLÂ, kocanın eşiyle cinsel ilişki yapmamaya yemin etmesidir. Ciddi veya espri ile olması arasında fark yoktur. Erkek eşine “seninle cima etmeyeceğim” derse ortaya çıkan hükme ilâ denmektedir. İlâ yapmak kadına eziyet etmek kastedildiği zaman haram bir iştir. Yalnız burada şu incelik bilinmelidir: İlâ, erkeğin yemin etmesi ile gerçekleşir, yemin yoksa ilâ da yoktur. İlâ yemini yaptıktan sonra DÖRT AY geçer ve erkek yemininden vazgeçmezse Hanefi mezhebi fukahası erkekle kadın arasındaki nikâhın kendiliğinden düşeceğini söylemişlerdir. İlâ yapan erkek, dört ay dolmadan önce yemininden vazgeçerse yemin keffareti verir. Dört ay dolduktan sonra eşine dönerse keffaret gerekmez. İlâ’dan dönmek cinsel ilişki ile olabileceği gibi sözlü olarak da olur.
Yatak odasına dair benzetmemiz, evlilikte eşler arasındaki ilişkiyi temsil etmesi içindir. Buna göre şöyle bir tablo çıkmaktadır: a- Bazı evliler, birbirlerinin şehvetini söndüren itfaiyeci gibidirler. İyi bir evlilikleri vardır. Evliliklerinin anlamı vardır. Bunların yatak odası itfaiye odası gibidir. O oda sağ ayakla girilecek bir odadır. Peygamber aleyhisselamın bize nasihat buyurduğu evlilik o evliliktir. b- Bazı eşler de birbirlerinin ateşini daha fazla körükler durumdadırlar. Evliliklerinin anlamı yoktur. Onların evliliğini simgeleyen yatak odaları bu durumda yangın yeri gibidir. c- Sizin bu durumdan çıkaracağınız ders, bu evliliklerden hangisini yapmak istediğiniz veya ona nasıl hazırlandığınız şeklinde olmalıdır.
Karı-koca ilişkinizi daha doğal bir zeminde yaşayabilmek için ortak bir kanaate varmaya çalışınız. Kadının gece geç saate kadar beklemek zorunda olması fıtraten kendisini zorlayabilir. Erkek de kendi açısında zorlanıyor olabilir. Ortak bir karara varamamanız durumunda bir uzman desteği almanız birbirinizi daha iyi tanımanız anlamında yardımcı olacaktır. Günaha girmemek için uğraşmak, çabalamak ve ortak bir kanaati istişare ile uygulamak gerekir. Eşler birbirlerini taraflardan birine zulüm olacak bir pozisyona düşürmemelidir.
Ezan vakti girdikten sonra CİNSEL İLİŞKİ bitmiş olmalıdır. Vaktin girmesine rağmen ilişki devam ederse bu ilişki orucu mahveder. O anda niyet edilmiş bir oruç idiyse ALTMIŞ GÜN keffaret orucu tutulur. Vaktin girmesi ile beraber ilişki de bitmiş ise gusül daha sonra alınsa da oruca bir zarar gelmez.