Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir hanım, Cuma saatinde, vaktin cuma vakti olduğunun farkında olmadan internet bankacılığı aracılığıyla bir ödeme gerçekleştirse bunun dini hükmü nedir? Ayrıca, parayı gönderdiği kişi bu durumdan sorumlu olur mu? (Gönderilen kişi, o saatte ödeme yapılacağından haberdar değil yani o vakitte özellikle ödeme talep etmiş değil.)
Cevap
Benzer fetvalar
Kadına Cuma namazı farz olmadığı için o, o esnada ödeme yapabilir.
Cuma ezanı okunduktan sonra, üzerine cuma namazı farz olanların cuma namazı dışında bir işle meşgul olmaları haramdır. Alışveriş de buna dahildir. Bayanlara cuma namazı kılmak farz olmadığına göre alışveriş yapmaları veya başka bir işle meşgul olmaları sakıncalı değildir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Cuma vaktinde Müslüman'ın ticaret yapması caiz değildir. Kendisine Cuma farz olmayan bir kadın orada durabilir. Ya da mü’min olmadığı için Cuma kılması gerekmeyen biri de olabilir. Bunun dışında o saatte kazandığınız para size helal olmaz.
Kendisine cuma namazı farz olan birinin, cuma ezanı okunduktan sonra ticaret yapması caiz değildir. Sizin durumunuza gelince, eşinize cuma namazı farz olmadığı için onun kazandığı para bütçenize haram olarak girmiş sayılmaz. Zira ulemanın bir bölümü 'kendisine cuma farz olanın kazandığı' kaydını koymuşlardır. Elbette cumaya tazim açısından yapılan doğru değildir. Daha dikkatli olmak lazımdır. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Sadece bir bölüm alime göre, bayanın bayana satış yapması caiz olabilmektedir. Bayan erkeğe satış yapsa yine caiz olmaz. Tabii bu hüküm Müslüman içindir. Zira Müslüman Cuma namazı kılmak zorundadır.
Selamünaleyküm.Sadece Cuma namazı saatinde alış veriş caiz değildir. Bu hüküm de kendisine Cuma namazı farz olanlar içindir. En üstünü de herkesin bu edebe uymasıdır.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Bir devlet, vatandaşlarına sağlık, güvenlik, altyapı, eğitim gibi kamu hizmetleri sunar. Bu hizmetlerin karşılığında vatandaşlardan vergi alır. Bu verginin oranı veya şekli tartışılabilir ancak vergi sistemiyle toplumun ortak menfaati gözetilir. Vergi, devletin meşru bir hakkıysa (ki Türkiye gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede kamu yararına toplanıyorsa) o zaman ülkesini seven bir vatandaşın ahlâkî görevidir. Çünkü vergiden kaçırmak sadece devlete değil, o vergiyle geçinen binlerce garibana, hastaya, öğrenciye dolaylı olarak zarar verilir. Dolayısıyla Müslümanın kul hakkı gibi vergi ahlakına dikkat etmesi en doğru davranıştır. Satıcının sizden “çanta alışverişi” ifadesini yazmamanızı istemesi büyük ihtimalle ticari gelirini gizlemek ve bu gelirden doğacak vergiden kaçınmak için olabilir. Satıcının vergi kaçırma amacı olduğunu bildiğinizde ve bu yönteme rıza gösterdiğinizde, bu durumda aynı yanlışa ortaklık etmiş olursunuz. Çünkü “yardım eden, yapan gibidir” prensibiyle hareket edilir.
Böyle bir anlaşmaya razı olmak bir zayıflıktır. “Ben zaten geciktirmeyeceğim” diyerek yapılırsa inşaallah sakıncası olmaz.
Aldığınız ürün reklamlarla size fayda sağlayacağı vaadiyle satıldıysa ve kullanma kılavuzuna göre de kullanmanıza rağmen iyi gelmediyse satıcı size gerçekçi bir hizmet sunmamış demektir. Bu durumda ürünün size fayda sağlamadığı için paranızı geri talep etmeniz hakkınızdır. Başka bir ifadeyle satıcı, ürünün size fayda sağlamadığı ve beklentilerinizi karşılamadığı durumlarda, ürünün iade edilebilir olması gerektiğini belirtmiş. Bu, bir anlamda garanti ve sözleşme kapsamındadır. Dolayısıyla, ürün fayda sağlamadığı için paranızı geri almanız hakkınızdır. Beddua eden kişinin bedduasından endişelenmeyin. Allah kimin haklı kimin de haksız olduğunu biliyor. Allah bu sebeple bir bela verirse kime vereceğini de iyi bilir. Siz yine de hoşgörüyü elden bırakmayın.
Komşunuzun rızası olmadan kalan parayı kendinize almak günahtır. Allah, emaneti koruyanları sever ve bereketlerini arttırır. Komşunuza karşı dürüst olun, böylelikle hem onun güvenini kazanırsınız hem de Allah katında sorumluluktan kurtulmuş olursunuz.
Mini bir dilim de olsa Müslüman’ın malı ondan izinsiz olarak alınamaz, alınırsa haram olur. Müşteri mesela peynir satın alacağı zaman tadına bakmayı isterse durum şöyledir: Satıcının izni varsa, o yörede tadına bakılıp alınıyor şeklinde bir örf varsa veya mal sahibi buyur bak tadına derse tadına bakmak caiz olur. Böyle bir tadına bakmaktan dolayı kul hakkı oluşmaz. Satıcı izin vermiyorsa veya aslında müşteri almaya niyetli değil ama iş olsun der gibi bir maksatla tadına bakıyorsa bu bir kul hakkıdır, caiz değildir.
Taksitleri gününde ödeyene son taksitte indirim veya tamamen hediye etme gibi bir şart konabilir. Bu caizdir. Böyle bir sözleşme yapıldığında da herkes sözüne uymak zorunda olur.