Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. 24 yaşında yüksek lisans yapan bir yandan da atanma bekleyen bir erkeğim hocam. Anne tarafından dedemin epey mal varlığı mevcut hem arazi hem de iş yerleri mevcut. Tek dayım var ve dedem onunla ortak. Dedem bizi insanlarla tanıştırırken "kızdan torun" diyerek tanıştırır ve eğer bizim evlerimize gelip yemek yiyecek olsa bundan çok rahatsız olur neredeyse yediği ekmeğin parasını verse rahatlayacaktır. (muhtemelen karşılığında bir şey beklemesinler diye) bize yemek içmek bakımından son derece bonkördür ama iş sahibi olduğu şirketler ve tarlalar olunca onları dayıma ve onun oğluna yani erkekten toruna veriyor. Benim merak ettiğim konu sağlığında bu tip bir devir işleminin dini hükmü nedir? Yani kızları da varken oğluna hatta oğuldan toruna mal vermek şirketi onlar üzerine yavaş yavaş yıkmanın dini hükmü nedir? Bizim ailede bu meseleler hiç konuşulmaz, kırgınlık da görünür de yok ama insan sormadan edemiyor kendine. Aynı kandan olan atam bende torunuyken ve ben işsizken benim elimden tutmayıp oğlanın oğluna neden bu kadar mal mülk verir diye. (dayımla dedem ortak ama zaten dayım yeterince malı mülkü aldı kendi üzerine) her neyse... Bir de dikkatimi çeken başka konu anneannem falan hastalanınca hep annem ilgilenir ben arabamıza bindirip hastaneye götürürüm yani hisseler ve tarlaların gittiği torunla, hastaneye götüren torun farklı kişiler bu da bana Allah’ın verdiği bir lütuf olsa gerek... Siz ne dersiniz? Dedemin ölmeden yaptığı ve malımı istediğime veririm deyip oğlan tarafına hepsini olmasa da çoğunu dayımın tarafına aktarması uygun mudur? Ben düşününce uygun gibime geliyor sonuçta kazanan kendisi istediğine verir, ama insan yine de kırılıyor işte size de sormak istedim...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evlenen bir kadının evini geçindirmek için çalışması gerekmez. Çalışmak erkeğin görevidir. Feragat edip çalışıyorsa, çalıştığını ya eşine bağışlıyor dur ya da kendine saklıyordur. Bağışladıklarının da hesabını soramaz. Kendine sakladıkları ise onun öz malıdır. Malından eşine vermek zorunda değildir. Eşi de kendisine ait malı hesabını hanımına vermek zorunda değildir.
Selamünaleyküm. Burada iki durum var: Babanızın işçisi gibi çalıştı iseniz ve biriktirdiğinizi babanıza verdi iseniz, o da dilediği gibi tasarruf etti ise şimdi bütün malı erkek/kız kardeşler ve anneniz arasında bölüşmeniz doğru olan olur. Hayır, siz bir ortak gibi çalıştı iseniz babanızla şu andaki malda babanızın malını ortak bölüşürsünüz sizin olan sizde kalır. Genellikle Anadolu kültüründe birinci durum uygulanmaktadır. Siz kız kardeşlerinizle durumu değerlendirir ve onların hak talep etmedikleri bir yöntem bulursanız dinen bir sorun kalmaz.
Selamünaleyküm. Bir kadın, eşinin emrine itaat etmelidir. Ayrılan mallarla alakalı durum, mal sahibine danışılmalıdır. Bir insana izinsiz ilaç kullandırmak caiz olmaz.
Selamünaleyküm. O kişinin evinizde kalması direk bir haram değildir. Takva açısından daha uygun olan ise onunla kalmamanızdır. Çocuğunuz için size yakın bir dernekteki arkadaşlarla yardımlaşmanız gerekmektedir. Tek başınıza çözebileceğiniz bir sorun değildir çocuk sorunu.
Selamünaleyküm. Annenin tek başına evlilikte karar hakkı yoktur. Meseleyi bir laubalilik düzeyine getirmemek için en yakın akrabadan bir veya iki kişinin yardımı ile yol alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Evlilik böyle tereddütleri kaldırmaz. Ailenizden güvendiğiniz biri ile istişare edin. Bu işi ona gördürün, vereceği karara uyun; rahat edersiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kul hakkından önce büyük bir tevbe edilmesi gereken ağır bir günahtır.
Selamünaleyküm. Allah babanıza rahmet etsin, sizi de ona karşı iyilerden kılsın. Kalan malın toplamını değer olarak belirledikten sonra, - Annenize malın % 12,5, - Kızların her birine % 5,833, - Erkeklerin her birine de % 11,667 sini verirsiniz.
Selamünaleyküm. Mü’min, net insandır, şüpheli işlere girmez, desteklemez, katılmaz.
Selamünaleyküm. Bu hadis sahihtir. Hadisin etrafında döndüğü konu, tevessül ile alakalıdır. Tevessülü sınırsız bir şekilde kabul edenler için iyi bir belge niteliğindedir. Tevessülü kabul etmeyenler ise bu hadise karşı çıkmamaktadırlar. Çıkmaları da mümkün değildir. Onlara göre ise hadisin getirdiği sonuçlar şöyledir: 1- Âma, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden dua istemiş ve dua isteğinde ısrarcı olmuştur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de ona dua etmiştir. Duası ile beraber de onun, abdest almasını ve namaz kılmasını istemiştir. Böylece âmanın tevessülü 'salih amel' üzerinden olmuştur. 2- Âma'nın 'şefaatini kabul et' ifadesinin Arapça anlamı, 'duasını kabul et' şeklinde anlaşılır. 3- Bu durum, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mucizelerinden biridir. Bu da âmanın şifasının tevessülden önce mucizenin eseri olmasını gerektirmektedir.
Selamünaleyküm. Bilhassa kızın babasının haberi ve rızası olmayan bir nikâh olur ama sorunludur. Oradaki nikâh en asgari şartları beyan etmektedir. İki arkadaşla gizli saklı bir nikâh tuzak olur size.
Selamünaleyküm. Ne eşi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden değerli bir eş mi olurmuş? Kimse eşini bahane etmesin Sünnet'e karşı!