Fetva Meclisi
Soru
Diş tedavisi görüyorum. Dişçi ağzıma geçici parçalar koydu. Abdest almak için onları çıkarmam gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Tekrara gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Abdestte yıkanması farz olan yüzün sınırı iki kulak yumuşağı arası ile baştaki tüy bitim noktasından ÇENE ALTININ BOĞAZ İLE BİTİŞTİĞİ YERE kadar olan kısımdır.
Olur.
Bunun abdest açısından bir sakıncası yoktur. Gusül için ise çıkarsanız daha iyi olur.
Gusülde farz olan boyut üçtür: Ağza su alıp çalkalamak, burna su çekip yıkamak, iğne ucu kadar yer kalmayacak şekilde bütün vücudu yıkamaktır. Burna su vermede de yukarı çıkacak şekilde suyun çekilmesi yeterlidir. Ağız da aynı şekilde doğal bir şekilde ne kadar su verilebiliyorsa gereken o kadardır. Zorlama, tahriş etme gibi bir duruma gerek yoktur. Durumunuz için de istiğfar edip bundan sonraki süreçte dikkatli olmanız yeterlidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; gusülde veya abdestte vesveseye kapılan sıradan bir yıkanmanın ötesine gitmemelidir.
Selamünaleyküm. Dişinizi ağzınızı yıkamanız kanatıyorsa abdestte ağız yıkamayın. Başka bir nedenle dişleriniz kanıyorsa akan kan, tükürükten fazla olmadıkça abdestiniz bozulmaz. Endişelenmeyin, namaz kılın.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Gusül kendi gayretiyle alamayan birinin yanındakinin yardımı ile gusül almalıdır. Gerekiyorsa ve gücü yetiyorsa ücretli bir yardımcı bulmalıdır. Buna gücü yetmeyen yani ücretsiz veya ücretli yardım edecek kimse bulamayan teyemmüm edebilir. Biiznillah onun teyemmümü ibadet etmesi için yeterlidir.
Bu nörolojik hastalık ehliyeti yani ibadetle mükellef olma halini kaldıran düzeyde değilse ki genelde öyle biliniyor, ibadet açısından tamamen sorumluluğunu kalkmış kabul edemeyiz. Doktordan öğrendiğimiz kadarıyla bu hastalık vücudun bir tarafını hissetmeme, fark etmeme şeklinde seyretmektedir. Allah teala bundan ve benzeri tahammül edilemez hastalıklardan hepimizi muhafaza buyursun. Amin. Böyle bir hasta namaz başta olmak üzere ibadetleri yapmalıdır. Çünkü şuurunu kaybetmemiştir. Şuurunu kaybetme söz konusu olursa ibadet sorumluluğu düşer. Abdestte belli organları yıkayabiliyorsa onları yıkar. Çevresindekiler yardım edebiliyorsa eksikleri tamamlar. Çevresindekileri de anlayamıyor durumda ise -ki bu hastalığın öyle olduğu söyleniyor- yıkayamadıkları için teyemmüm eder. Teyemmüm de yapamıyorsa bu sorumluluğu kalkar. Gusül için de aynı durum geçerlidir. Suyun altına geçip ıslatabildiği kadarını ıslatarak gusleder. Namazı da ne kadar ve nasıl kılabiliyorsa öyle kılar. Doktoru izin veriyorsa orucunu tutar. İzin vermiyor veya tutamıyorsa fidye verir. Fidye verecek durumu yoksa o da düşer. Diğer ibadetler için de durum böyledir. Son ölçü şuurunu kaybetmesidir. Şuurunu tekrar geri gelmeyecek şekilde kaybettikten sonra ibadete gerek yoktur.
Sizin bahsettiğiniz durum ‘özür’ durumudur. Hanefi mezhebine göre: Akıntının abdesti bozup bozmaması açısından durumun değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle, koku, kaşıntı ve yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin olarak gelen, rengi yumurta akı şeklinde olan akıntı abdesti bozmaz. Çamaşıra ya da pet gibi malzemelere bulaştığında kirletmiş sayılmaz; necis değildir. Ancak böyle bir durumda takvaya uygun olan, abdesti yenilemektir. Bu renk dışında, akıntının sarı ya da yeşil gibi renklerde olması ise enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür akıntı necis sayılır ve abdesti bozar. Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, özür hükmü ortaya çıkar. Özür hâlinde ise her namaz vakti için abdest almak gerekir; çamaşırı değiştirmeye gerek yoktur. Gelen akıntının özür sayılabilmesi için, bir namaz vakti boyunca devam etmesi gerekir. Örnek verecek olursak; öğle ezanı okunduktan sonra ikindi ezanına kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre akıntı durmuyorsa, ikindi vaktinin girmesiyle kişinin özür hâli başlamış olur. Bu durum ortadan kalkana kadar, kişi her vakit girdiğinde abdestini yeniler ve o vakit içinde ibadetlerini yerine getirir. Bu durumda, özür sebebi olan akıntının gelmesi abdesti bozmaz. Ancak abdestin bozulması başka bir sebeple (örneğin yellenme gibi) gerçekleşirse yeniden abdest almak gerekir. Kişi, o vakit içerisinde başka bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece akıntı gelse bile ibadetlerine devam edebilir. Vakit çıktığında ise yeniden abdest alması gerekir. Örneğin abdesti aldıktan sonra, aynı vakit içinde farz namazı kıldıktan sonra abdesti gerektiren diğer ibadetleri yapmak için tekrar abdest almak gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vaktin çıkmasıyla abdestin bozulmasıdır. Hanefi mezhebi içerisinde rutin gelen akıntının abdesti bozmayacağı ile ilgili görüşler de vardır. Ancak bu ruhsat olarak kabul edilir. Çok zor ve abdest alınamayacak durumlarda bu görüşle de amel edilebilir.
Akıntı çeşitlerinden gusül gerektiren yalnızca menidir. Mezi ise gusül gerektirmez. Mezi geldiğini düşündüğünüzde abdest almanız ve meziyi temizlemeniz gerekir. Sonrasında ibadetlerinize devam edebilirsiniz. Ancak kadından gelen günlük akıntı ile meziyi birbirinden ayırmanız önemlidir. Günlük akıntı, bir kadının hayatında sürekli görülebilen bir durumdur. Mezi ise şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen ince bir sıvıdır; rengi genellikle koyuya yakın, akışkan bir yapıdadır. Eğer gelen akıntının mezi olduğundan emin olursanız, o durumda temizlenip abdest almanız gerekir. Bu konuda vesveseye kapılmamak için meziyi diğer akıntılardan ayırt etmek önemlidir. Bu şekilde ise abdest alıp namazınızı kılabilirsiniz.
Bir tedavi maksadıyla kullanılan ilaç sargı hükmünde olur. Abdest için çıkarılıp yeniden yerleştirilmesi zor veya pahalı oluyorsa abdest için çıkarılması gerekmez. O bölgeyi meshederek abdest alabilirsiniz. Meshetmek de zarar veriyorsa hiç temas etmezsiniz. Abdestiniz biiznillah bu nedenle eksik olmaz, tamamdır.
Manyetik burun bandı veya horlama önleyici bant; Bir tedavi maksadı ile kullanılıyorsa, Çıkarılıp takılması zor oluyorsa, Ya da çıkarıldığında yenisi kullanılacağı için çok masraf yapılması gerekiyorsa abdest ya da gusül için çıkarılması gerekmez. Ucuz bir nesne ise çıkarılıp yenisinin takılması gerekir.