İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bir kadında sürekli ve devamlı gelen akıntı sebebiyle her namaz vakti abdest alması gerekir mi, yoksa bir abdestle iki namaz kılabilir mi? Mesela abdest aldıktan sonra daha namaza durmadan akıntı olursa tekrar abdest alması gerekir mi? Bir de; umreye veya hacca gidildiğinde, gerek tavafta gerek dağlık yerlere ziyaretlerde de namaz kılınıyor; bazen cemaatle kılınan yerlerde su bulunmuyor. Tavaf sırasında da akıntı olabiliyor. Bu durumda her namaz için yeniden abdest mi almak gerekir? Bu durum Şafiî veya Hanefî mezhebine göre değişir mi? Arkadaşım Şafiî mezhebinden. Bu hâl ‘özür’ sayılır mı?

Cevap

Sizin bahsettiğiniz durum ‘özür’ durumudur. Hanefi mezhebine göre: Akıntının abdesti bozup bozmaması açısından durumun değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle, koku, kaşıntı ve yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin olarak gelen, rengi yumurta akı şeklinde olan akıntı abdesti bozmaz. Çamaşıra ya da pet gibi malzemelere bulaştığında kirletmiş sayılmaz; necis değildir. Ancak böyle bir durumda takvaya uygun olan, abdesti yenilemektir. Bu renk dışında, akıntının sarı ya da yeşil gibi renklerde olması ise enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür akıntı necis sayılır ve abdesti bozar. Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, özür hükmü ortaya çıkar. Özür hâlinde ise her namaz vakti için abdest almak gerekir; çamaşırı değiştirmeye gerek yoktur. Gelen akıntının özür sayılabilmesi için, bir namaz vakti boyunca devam etmesi gerekir. Örnek verecek olursak; öğle ezanı okunduktan sonra ikindi ezanına kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre akıntı durmuyorsa, ikindi vaktinin girmesiyle kişinin özür hâli başlamış olur. Bu durum ortadan kalkana kadar, kişi her vakit girdiğinde abdestini yeniler ve o vakit içinde ibadetlerini yerine getirir. Bu durumda, özür sebebi olan akıntının gelmesi abdesti bozmaz. Ancak abdestin bozulması başka bir sebeple (örneğin yellenme gibi) gerçekleşirse yeniden abdest almak gerekir. Kişi, o vakit içerisinde başka bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece akıntı gelse bile ibadetlerine devam edebilir. Vakit çıktığında ise yeniden abdest alması gerekir. Örneğin abdesti aldıktan sonra, aynı vakit içinde farz namazı kıldıktan sonra abdesti gerektiren diğer ibadetleri yapmak için tekrar abdest almak gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vaktin çıkmasıyla abdestin bozulmasıdır. Hanefi mezhebi içerisinde rutin gelen akıntının abdesti bozmayacağı ile ilgili görüşler de vardır. Ancak bu ruhsat olarak kabul edilir. Çok zor ve abdest alınamayacak durumlarda bu görüşle de amel edilebilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının ön uzvundan beş türlü akıntı gelir. İdrar, âdet kanı, lohusalık kanı, istihâze (hastalık) kanı ve kan karışık olmayan beyaz ya da renksiz akıntı. Bunlardan ilk dördü için pamuk (tampon ya da kürsüf) bir şey ifade etmez: Meselâ hastalık kanı akıntısı bulunan bir kadın pamuk (tampon) kullanıp bu özür kanını bir süre kesmekle özürlü olmaktan çıkmaz. Beyaz ya da renksiz akıntıya gelince; bu hemen hemen bütün kadınlarda bulunan normal bir durumdur. “Akıntı” meselesi ile alakalı hükmü ayrıca şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli yani normal olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. Ancak bu husus başta da belirtildiği gibi normal olmayan akıntı için geçerlidir. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın bir bölümüne göre abdesti bozacağı bir bölümüne göre ise bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söylemektedir. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü daha fazla teyit etmektedir. Böyle bir şeye ihtiyaç duymayanın kullanma zorunluğu yoktur. Dolayısıyla kürsüf kullanmak gibi bir zorunluluk yoktur. Tıp eğer bu uygulamanın zararlı olduğunu, daha riskli olduğunu söylüyorsa kürsüf yapılması hususunda hassas davranmak gerekir. Sağlıklı bir kadından gelen günlük akıntı abdesti bozmaz, dolayısıyla çamaşıra değdiğinde de necaset olmaz. Çünkü âlimlerin büyük bir bölümüne göre; sümük vb. gibi sayılmaktadır. Dolayısıyla pis sayılmamaktadır. Böyle bir durum sizde korku ve olumsuz bir etki bıraktıysa bir uzman psikologdan yardım istemeniz faydalı olacaktır. Ancak bu durumun sizde yorgunluk sebebi olmasına, vesveseye götürmesine izin vermeyiniz. Allah’a emanet olunuz.

Hocam, kürsüf kullanamayan bir kadın ne yapmalı? Kullanamama sebebi hastalık değ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Geçmiş olsun. Allah Teâlâ size afiyetinizi iade buyursun. Âmîn. Fıkıh kitaplarımızda çok geniş bir yer tutacak şekilde yer alan bir konudur bu. SELESÜLBEVL/İDRAR AKINTISI olarak zikredilir. Bu da gösteriyor ki, insan için esik bir hastalıktır bu. Fıkıh kavramı olarak bunu, İNSANIN İSTEMİ DIŞINDA İDRARIN ÇIKMASI olarak tarif edebiliriz ve bu sadece idrar için değildir. Kan, mezi, meni, gaz kaçırma da bunun hükmüne dâhildir yani bunlarda da kontrol dışı çıkma olduğunda aynı hüküm geçerli sayılır. Buradaki durumu olağan dışı, sağlıklı olmama olarak görürüz ve bunu bir özür durumu kabul ederiz. Yalnız özür durumu sayılabilmesi için akıntının bir namaz vaktinden diğerine kadar sürekli denebilecek şekilde olması gerekir. Mesela, öğlen vaktinden ikindi vaktine kadar rahat bir tuvalet, abdest ve namazı eda edecek vakit kadar akıntının tamamen kesilmemesi durumu özür durumudur. Hanefi fukahası bunu bu şekilde değerlendirmiştir. İdrar damlaması olarak isimlendirilebilecek hastalık için de hüküm böyledir. Bu hastalığı şöyle tanımlayabiliriz: İdrar boşalmasından sonra beklese de damlacıklar bir nevi akıntı gibi devam ediyor kesilmiyor. Yalnız birkaç dakika beklemekle veya müdahale ile kesilen damlacıklar için bu hüküm geçerli olmaz. Bu özrü yaşayan Müslüman için şöyle bir kolaylık vardır: Her ezan vaktinde bir kere abdest alır ve bir dahaki namaz vaktine kadar bu akıntı nedeniyle abdesti bozulmaz. Başka bir nedenle abdesti bozulursa abdestini yeniler. Buna ÖZÜR SAHİBİ denir.

Hocam sürekli idrar sızıntısı hastalığı yaşıyorum. Yaşım kırkı geçtiği halde çoc
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İki namaz arasındaki vakti kadar (yaklaşık olarak iki saat) devam eden bir akıntı özür kapısını açar. Özürlü durumuna geçersiniz. Özürlü olunca da sadece namaz vaktinin girişinde abdest almanız yeterli olur. Petinizi de değiştirmezsiniz. Kadın meseleleri ile alakalı olarak Faruk Beşer'in kitaplarını tavsiye edebilirim.

Selamünaleyküm hocam, sormak istediğim iki sorum var izninizle: Hocam, genç kızl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sürekli bir akıntı, gaz veya benzeri bir durum varsa ve bu durumu kontrol etmeniz mümkün değilse, "özür sahibi" sayılırsınız. Özür sahibi olan kişiler için özel hükümler geçerlidir. Özür sahibi olma şartları: Abdest aldıktan sonra, namaz vakti boyunca sizi rahatsız eden durum (örneğin, akıntı, gaz vb.) sürekli olarak devam ediyor ve engellenemiyorsa. Her namaz vakti en az bir kez tekrar ediyorsa her namaz vakti için bir abdest alırsınız. Bir namaz vakti içinde abdesti bozan durum (gaz, akıntı vb.) olsa dahi aldığınız abdestle o vaktin farzını ve nafilelerini kılabilirsiniz. Bu, özür sahipleri için kolaylaştırıcı bir hükümdür. Örneğin: Öğle vakti için abdest aldınız ve namaz kıldınız. O esnada midenizde hareketlenme veya kaçak bir durum oluştuysa, abdestiniz bozulmuş sayılmaz ve namazınızı devam ettirebilirsiniz. Ancak yeni vakit geldiğinde tekrar abdest almanız gerekir. Bu tür rahatsızlıklar, vesvese (aşırı şüphe) oluşturabilir. Eğer abdestinizi aldıktan sonra gerçekten kaçak olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi aşırı zorlamamalısınız. Vesvese ile hareket etmek hem sizi yorabilir hem de ibadetten soğutabilir. Özetle her vakit abdest alarak namaz kılmanız doğru bir uygulamadır.

Hocam psikolojik nedenlerden dolayı huzursuz bağırsak sendromu teşhisi konuldu v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Günlük akıntı dışında gelen (hamilelik döneminde sarı akıntı gibi) akıntıdan dolayı ihtiyaten abdest almak, çamaşıra bulaştı ise çamaşırı değiştirmek gerekir. Namazdan önce günlük akıntıdan dolayı abdest alıp namaz esnasında tekrar akıntı geldiği hissedilmedi ise namazdan sonra tekrar kılmaya gerek yoktur. Ancak namaz içerisinde akıntının geldiğini hissederseniz tekrar abdest olmak ve namazı kılmak takvaya uygun olandır. Allah'a emanet olun.

Hocam hamilelik döneminde yorgunluk sonrası yani yürüyüş ve iş yaptıktan sonra g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Akan her sıvı” şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.

Hocam ben bekâr bir kızım. Kadınların özel durumlarıyla alakalı olarak biliyoruz

abdest konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Akıntı çeşitlerinden gusül gerektiren yalnızca menidir. Mezi ise gusül gerektirmez. Mezi geldiğini düşündüğünüzde abdest almanız ve meziyi temizlemeniz gerekir. Sonrasında ibadetlerinize devam edebilirsiniz. Ancak kadından gelen günlük akıntı ile meziyi birbirinden ayırmanız önemlidir. Günlük akıntı, bir kadının hayatında sürekli görülebilen bir durumdur. Mezi ise şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen ince bir sıvıdır; rengi genellikle koyuya yakın, akışkan bir yapıdadır. Eğer gelen akıntının mezi olduğundan emin olursanız, o durumda temizlenip abdest almanız gerekir. Bu konuda vesveseye kapılmamak için meziyi diğer akıntılardan ayırt etmek önemlidir. Bu şekilde ise abdest alıp namazınızı kılabilirsiniz.

Hocam bir hanımefendi evlilik görüşmesi yapmaya başlıyor ve birkaç ay sonra sonr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu nörolojik hastalık ehliyeti yani ibadetle mükellef olma halini kaldıran düzeyde değilse ki genelde öyle biliniyor, ibadet açısından tamamen sorumluluğunu kalkmış kabul edemeyiz. Doktordan öğrendiğimiz kadarıyla bu hastalık vücudun bir tarafını hissetmeme, fark etmeme şeklinde seyretmektedir. Allah teala bundan ve benzeri tahammül edilemez hastalıklardan hepimizi muhafaza buyursun. Amin. Böyle bir hasta namaz başta olmak üzere ibadetleri yapmalıdır. Çünkü şuurunu kaybetmemiştir. Şuurunu kaybetme söz konusu olursa ibadet sorumluluğu düşer. Abdestte belli organları yıkayabiliyorsa onları yıkar. Çevresindekiler yardım edebiliyorsa eksikleri tamamlar. Çevresindekileri de anlayamıyor durumda ise -ki bu hastalığın öyle olduğu söyleniyor- yıkayamadıkları için teyemmüm eder. Teyemmüm de yapamıyorsa bu sorumluluğu kalkar. Gusül için de aynı durum geçerlidir. Suyun altına geçip ıslatabildiği kadarını ıslatarak gusleder. Namazı da ne kadar ve nasıl kılabiliyorsa öyle kılar. Doktoru izin veriyorsa orucunu tutar. İzin vermiyor veya tutamıyorsa fidye verir. Fidye verecek durumu yoksa o da düşer. Diğer ibadetler için de durum böyledir. Son ölçü şuurunu kaybetmesidir. Şuurunu tekrar geri gelmeyecek şekilde kaybettikten sonra ibadete gerek yoktur.

İhmal sendromuna (neglect) yakalanan birisinin ibadetleri, özellikle de namazı v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusül kendi gayretiyle alamayan birinin yanındakinin yardımı ile gusül almalıdır. Gerekiyorsa ve gücü yetiyorsa ücretli bir yardımcı bulmalıdır. Buna gücü yetmeyen yani ücretsiz veya ücretli yardım edecek kimse bulamayan teyemmüm edebilir. Biiznillah onun teyemmümü ibadet etmesi için yeterlidir.

Tekerlekli sandalyede yaşayan biri kendisi gusül alamıyor. Eşi de ona gusül aldı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdest için ağzı yıkamak farz değildir. O parçalar varken abdestiniz eksik olmaz. Kaldı ki mesela gusülde olduğu gibi ağzı yıkamak farz olsa bile tedavi maksatlı olarak yapılan işlem kolayca çıkarılıp tekrar monte edilemiyorsa onu çıkarmanız gerekmez.

Diş tedavisi görüyorum. Dişçi ağzıma geçici parçalar koydu. Abdest almak için on
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir tedavi maksadıyla kullanılan ilaç sargı hükmünde olur. Abdest için çıkarılıp yeniden yerleştirilmesi zor veya pahalı oluyorsa abdest için çıkarılması gerekmez. O bölgeyi meshederek abdest alabilirsiniz. Meshetmek de zarar veriyorsa hiç temas etmezsiniz. Abdestiniz biiznillah bu nedenle eksik olmaz, tamamdır.

Vitiligo hastalığı nedeniyle yüzüme sürdüğüm ilaçlar yapışkan ve su geçirmez ola
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Manyetik burun bandı veya horlama önleyici bant; Bir tedavi maksadı ile kullanılıyorsa, Çıkarılıp takılması zor oluyorsa, Ya da çıkarıldığında yenisi kullanılacağı için çok masraf yapılması gerekiyorsa abdest ya da gusül için çıkarılması gerekmez. Ucuz bir nesne ise çıkarılıp yenisinin takılması gerekir.

Manyetik burun bandı kullanan biri abdest veya gusül için bandı çıkarmak zorunda

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.