Fetva Meclisi
Soru
İhmal sendromuna (neglect) yakalanan birisinin ibadetleri, özellikle de namazı ve abdesti nasıl olacak?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, Allah Teâlâ sana afiyetler versin, derdine çare ihsan etsin. Geçmiş olsun. Bu durumda senin sıkıntı hissetmene gerek yoktur. Sana fıkıh ilminde ÖZÜR SAHİBİ denir. Sen özür sahibisin. Şöyle yapacaksın: Her ezan okunduğunda abdest alacaksın. Bir dahaki ezana kadar başka bir nedenle abdestin bozulmadıkça idrar kaçırsan da sen abdestli sayılırsın. Kılabildiğin kadar namaz kıl ve bütün ibadetleri yap. Şimdiki modern imkânlarla idrar sızmasını önlemek mümkün oluyor. O imkânlardan biri ile kendini koru. İnsanlara bir zararın olmaz. Hiçbir şekilde de vebale girmezsin biiznillah. Namazları cem etmene gerek yoktur, etmen de doğru olmaz. Tekrar geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Siz, özür sahibi sayılırsınız. Tıbben gerekeni yapın. Her namaz vaktinde de abdest alın ve namaza devam edin, bunun dışında yapmanız gereken bir şey yoktur.
Allah Teâlâ’dan o ve benzeri bütün hastalıklardan afiyet dileriz. Salgın hastalıklardan birine yakalanan bir mü'min, Yoğun bakım şartlarında ise: a- Abdest alamayacağı için mümkünse teyemmüm eder. Teyemmüm de mümkün olmayabilir. Şuuru yerinde ise yatağında ima ile namaz kılar. Şuuru kapalı veya yirmi dört saatten fazla uyutulmuş durumda kalırsa ondan, o namazlar düşer. Sonra kaza etmesi de gerekmez. Bir günden az olan o yoğunluk şartlarındaki namazları ise sonra kaza eder. Tutamadığı Ramazan oruçları olursa onları kaza eder. b- Serviste veya evde ise: Normal abdestini alır. Alamayacak veya kendisine yardım edilebilecek bir durumda ise teyemmüm eder. Onu da yapamayacak bitkinlikte ise o da ima ile namazını kılar. Oruçlarını zaten kazaya bırakacaktır. c- Böyle hastaların öncelikli olarak namazların farzlarını eda etmeleri yeterlidir. Kendilerini uygun buldukları takdirde sünnetleri de kılarlar. Allah Teâlâ hepimize afiyetler ihsan etsin.
Sürekli bir akıntı, gaz veya benzeri bir durum varsa ve bu durumu kontrol etmeniz mümkün değilse, "özür sahibi" sayılırsınız. Özür sahibi olan kişiler için özel hükümler geçerlidir. Özür sahibi olma şartları: Abdest aldıktan sonra, namaz vakti boyunca sizi rahatsız eden durum (örneğin, akıntı, gaz vb.) sürekli olarak devam ediyor ve engellenemiyorsa. Her namaz vakti en az bir kez tekrar ediyorsa her namaz vakti için bir abdest alırsınız. Bir namaz vakti içinde abdesti bozan durum (gaz, akıntı vb.) olsa dahi aldığınız abdestle o vaktin farzını ve nafilelerini kılabilirsiniz. Bu, özür sahipleri için kolaylaştırıcı bir hükümdür. Örneğin: Öğle vakti için abdest aldınız ve namaz kıldınız. O esnada midenizde hareketlenme veya kaçak bir durum oluştuysa, abdestiniz bozulmuş sayılmaz ve namazınızı devam ettirebilirsiniz. Ancak yeni vakit geldiğinde tekrar abdest almanız gerekir. Bu tür rahatsızlıklar, vesvese (aşırı şüphe) oluşturabilir. Eğer abdestinizi aldıktan sonra gerçekten kaçak olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi aşırı zorlamamalısınız. Vesvese ile hareket etmek hem sizi yorabilir hem de ibadetten soğutabilir. Özetle her vakit abdest alarak namaz kılmanız doğru bir uygulamadır.
Rabbim seni ferahlığa çıkarsın. Satır aralarında yüreğin yanıyor, gözlerin doluyor. Bu halinle Allah’a sığınıyorsun, bunu hissediyorum. Şimdi sana bu zor ama çok önemli mesele hakkında net, sade, gönlünü rahatlatacak ve inşallah seni vesveseden kurtaracak bir cevap vereceğim. Senin yaşadığın şey vesvesedir. Senin anlattıkların; iman, temizlik, abdest, namaz ve nikâh gibi çok hassas konularda oluşan yoğun, tekrarlayıcı, kişiyi sürekli şüphede ve korkuda bırakan düşünce ve davranışlardır. Bu, İslam tarihinde de bilinmiş bir durumdur. Efendimiz ﷺ zamanında bile bu tür şikayetlerle gelen sahabiler olmuştur. Hatta Allah Resûlü ﷺ şöyle buyurmuştur: “Şeytan sizden birinin yanına gelir ve: Şunu kim yarattı? Şunu kim yarattı? der. Nihayet Allah’ı kim yarattı? sorusuna kadar gelir. Artık böyle bir vesvese ile karşılaşan kişi Allah’a sığınsın ve bu düşünceyi terk etsin.” (Buhârî, Bed'ü'l-Halk, 11) Yani senin yaşadığın hal yeni bir şey değil ve bunun ismi vesvesedir. Vesvese; şeytanın aldatma oyunudur. Şeytan sana din kisvesiyle yaklaşıyor. “Sen çok dikkatli olmalısın, ya abdestsizsen, ya yanlış söyledinse, ya imanın zedelendiyse?” diyerek sana dindarlık kisvesiyle vesvese veriyor. Fakat aslında seni ibadetlerden soğutmak, dinden uzaklaştırmak, hatta ruhsal olarak çökertmek istiyor. Ne yazık ki senin gibi samimi ve duyarlı insanlar daha çok etkileniyor. Fıkıhta bir kaide vardır: "Yakîn, şüpheyle ortadan kalkmaz." (el-Kavâidü’l-Fıkhiyye) Yani bir şeyi yaptığından emin isen sonra şüphe gelse bile o ibadet geçerlidir. Örneğin: Abdest aldığından eminsen, sonra yellenme şüphesi gelse abdestin bozulmaz. Namazda iftitah tekbirini aldığından eminsen sonra “dedim mi?” diye düşünsen, namazın geçerlidir. Niyet ettin mi, ettin. Niyetin içeriği bozuldu mu diye uğraşma. Çünkü niyet kalbin amelidir, dilin değil. Kameti eksik getirdim mi? Şüphe varsa, önemli değil, kaldığın yerden devam et. Vesveseye uyarak yeniden başlamak seni ibadetten uzaklaştırır. Bu da şeytanın tam da istediği şeydir. Nikâh sözleri: Yalnız başınayken şüpheyle bozulmaz. Nikâh bozulması çok ciddi bir meseledir. Bir insan yalnız başına içinden geçirdiği ya da kendi kendine mırıldandığı belirsiz sözlerle nikâhı bozulmaz. Nikâhın bozulması için açık, kesin ve net bir boşama sözü gerekir. Seninki gibi şüpheli düşünceler, vesveseler nikâha zarar vermez. Ayrıca “ağzımdan çıktı mı, çıkmadı mı bilmiyorum” diyorsan, bu da kesinlik ifade etmediğinden dolayı nikâh bozulmaz. Tedavi, sabır, dua ve gerekirse psikolojik desteğe ihtiyacın var. Sen çok güzel bir gayretin içindesin. Her gün vesvese ile boğuştuğun hâlde namazlarını terk etmiyor, duanı bırakmıyor, Rabbine sığınıyorsun. Allah seni asla yalnız bırakmaz. Yeter ki şu üç adımı ihmal etme: Şeytana cevap verme. Şüphe geldi mi, hemen başka işe yönel, konuyu değiştir. Bu düşüncelerle mücadeleye girme, çünkü onları ciddiye aldıkça büyürler. b. Kalbinden geçenleri imanına zarar verir diye düşünme. Kalpten istemeden geçen şeylerden Allah mesul tutmaz. c. Eğer günlük hayatın çok zorlaştıysa, bir psikiyatrist ya da terapistten yardım al. Bu bir iman zayıflığı değil, bir zihin yorgunluğudur. Unutma kendine iyi bakmak da kulluğun bir parçasıdır. Senin yaşadığın hiçbir şey seni dinden çıkarmaz, imanına da zarar vermez. Yeter ki vesveseyi ciddiye alma, peşinden gitme. Allah seni vesveseden kurtarsın, kalbine sekînet indirsin. Her şey yoluna girecek. Bu şekilde inanman ve dua etmen yeterli…
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ size şifalar ihsan etsin. Sabırla dayanmaya ve kazanmaya sizi muvaffak kılsın. Yalnız şunu anlayamadım, namazı neden kılamıyorsunuz ki? Mesele abdest veya gusül ise gusül de almayın, abdest de almayın; suyun size zararı oluyorsa teyemmüm edin. Abdestinizi bozmak sizi endişelendiriyorsa her namaz vakti bir kere abdest alın yeter yani günde beş kere abdest almanız sizi gün boyu abdestli tutar. Siz özürlü sayılabilirsiniz. Size dualar edeceğiz. Siz de gayretli olun; gevşemeyin. Tam kazanacağınız bir iş üzerinde iken neden gevşiyorsunuz?
abdest konusundaki diğer fetvalar
Gusül kendi gayretiyle alamayan birinin yanındakinin yardımı ile gusül almalıdır. Gerekiyorsa ve gücü yetiyorsa ücretli bir yardımcı bulmalıdır. Buna gücü yetmeyen yani ücretsiz veya ücretli yardım edecek kimse bulamayan teyemmüm edebilir. Biiznillah onun teyemmümü ibadet etmesi için yeterlidir.
Abdest için ağzı yıkamak farz değildir. O parçalar varken abdestiniz eksik olmaz. Kaldı ki mesela gusülde olduğu gibi ağzı yıkamak farz olsa bile tedavi maksatlı olarak yapılan işlem kolayca çıkarılıp tekrar monte edilemiyorsa onu çıkarmanız gerekmez.
Sizin bahsettiğiniz durum ‘özür’ durumudur. Hanefi mezhebine göre: Akıntının abdesti bozup bozmaması açısından durumun değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle, koku, kaşıntı ve yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin olarak gelen, rengi yumurta akı şeklinde olan akıntı abdesti bozmaz. Çamaşıra ya da pet gibi malzemelere bulaştığında kirletmiş sayılmaz; necis değildir. Ancak böyle bir durumda takvaya uygun olan, abdesti yenilemektir. Bu renk dışında, akıntının sarı ya da yeşil gibi renklerde olması ise enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür akıntı necis sayılır ve abdesti bozar. Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, özür hükmü ortaya çıkar. Özür hâlinde ise her namaz vakti için abdest almak gerekir; çamaşırı değiştirmeye gerek yoktur. Gelen akıntının özür sayılabilmesi için, bir namaz vakti boyunca devam etmesi gerekir. Örnek verecek olursak; öğle ezanı okunduktan sonra ikindi ezanına kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre akıntı durmuyorsa, ikindi vaktinin girmesiyle kişinin özür hâli başlamış olur. Bu durum ortadan kalkana kadar, kişi her vakit girdiğinde abdestini yeniler ve o vakit içinde ibadetlerini yerine getirir. Bu durumda, özür sebebi olan akıntının gelmesi abdesti bozmaz. Ancak abdestin bozulması başka bir sebeple (örneğin yellenme gibi) gerçekleşirse yeniden abdest almak gerekir. Kişi, o vakit içerisinde başka bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece akıntı gelse bile ibadetlerine devam edebilir. Vakit çıktığında ise yeniden abdest alması gerekir. Örneğin abdesti aldıktan sonra, aynı vakit içinde farz namazı kıldıktan sonra abdesti gerektiren diğer ibadetleri yapmak için tekrar abdest almak gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vaktin çıkmasıyla abdestin bozulmasıdır. Hanefi mezhebi içerisinde rutin gelen akıntının abdesti bozmayacağı ile ilgili görüşler de vardır. Ancak bu ruhsat olarak kabul edilir. Çok zor ve abdest alınamayacak durumlarda bu görüşle de amel edilebilir.
Akıntı çeşitlerinden gusül gerektiren yalnızca menidir. Mezi ise gusül gerektirmez. Mezi geldiğini düşündüğünüzde abdest almanız ve meziyi temizlemeniz gerekir. Sonrasında ibadetlerinize devam edebilirsiniz. Ancak kadından gelen günlük akıntı ile meziyi birbirinden ayırmanız önemlidir. Günlük akıntı, bir kadının hayatında sürekli görülebilen bir durumdur. Mezi ise şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen ince bir sıvıdır; rengi genellikle koyuya yakın, akışkan bir yapıdadır. Eğer gelen akıntının mezi olduğundan emin olursanız, o durumda temizlenip abdest almanız gerekir. Bu konuda vesveseye kapılmamak için meziyi diğer akıntılardan ayırt etmek önemlidir. Bu şekilde ise abdest alıp namazınızı kılabilirsiniz.
Bir tedavi maksadıyla kullanılan ilaç sargı hükmünde olur. Abdest için çıkarılıp yeniden yerleştirilmesi zor veya pahalı oluyorsa abdest için çıkarılması gerekmez. O bölgeyi meshederek abdest alabilirsiniz. Meshetmek de zarar veriyorsa hiç temas etmezsiniz. Abdestiniz biiznillah bu nedenle eksik olmaz, tamamdır.
Manyetik burun bandı veya horlama önleyici bant; Bir tedavi maksadı ile kullanılıyorsa, Çıkarılıp takılması zor oluyorsa, Ya da çıkarıldığında yenisi kullanılacağı için çok masraf yapılması gerekiyorsa abdest ya da gusül için çıkarılması gerekmez. Ucuz bir nesne ise çıkarılıp yenisinin takılması gerekir.