Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir hanımefendi evlilik görüşmesi yapmaya başlıyor ve birkaç ay sonra sonra düğünü olacak şekilde süreç hızlı ilerliyor. Ancak bu hanımefendi bu görüşmeleri yapmaya başladığından itibaren beyefendi ile ailelerle birlikte görüşse dahi akıntıları artmaya başlıyor. Günlük akıntının dışında mezi olduğunu düşündüğü türden akıntılar. O gün telefonla konuşulmasa, görüşülmese veya hayal kurulmasa dahi heyecan vb. duygularla akıntısı günlük akıntısından daha yoğun geliyor ve bu günlerce böyle devam edebiliyor, bunu engelleyemiyor da. Bu akıntının hükmü nasıl olur ve neticesinde ibadet hayatına (namaz ve abdest bozulma durumuna) nasıl devam etmelidir bu hanımefendi?
Cevap
Benzer fetvalar
Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır. Meni, kadından diğer sıvılar gibi hemen gelmez. Cinsel ilişki esnasında veya hemen sonrasında gelebilir. Meninin tanınması için şu ölçülere dikkat edilebilir: 1- Meni çıkarken lezzet verir. Çıktıktan kısa bir süre sonra da bitkinlik bırakır. Bu durum kadın ve erkekte aynıdır. 2- Meni pis kokar. Kurumaya başladıktan sonra yumurta çürüğü gibi kokar. 3- Kadının menisi daha sarımsı ve daha incedir. Erkek menisi kuruyunca ovularak dökülebilirken kadın menisi ince olduğu için kuruduğunda idrar gibi kalabilir. Bunun dışında kadınlardan gelen kan dışındaki sıvıların tamamı meni değildir ve guslü gerektirmez. Şehevi düşünmeler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen genellikle MEZİDİR. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. Bahsettiğiniz akıntıyla meninin bir alakası olup olmadığını tekrar düşününüz meni sadece düşünce yoluyla gelen bir akıntı değildir. Sizden bu durumda gelen akıntı en fazla mezi olabilir. Mezi de sadece abdesti bozar. Böyle bir akıntı hissettiğinizde namaz kılmak için yeni bir abdest almanız yeterlidir. Ancak ciddi derecede sizi takıntı, vesvese durumuna götürüyorsa bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederiz. Burada fıkhî değil daha ziyade bakış tarzınızla ilgili bir zorluk gözükmektedir. Daha geniş düşünmeli ve buna takılıp kalmamalısınız. Şeytan vesvesesiyle sizi ezmemelidir. Bu değerlendirmeniz isabetli değildir, sizi vesveseye götürebilir. Herhangi bir fıkhi hüküm de değildir. Çünkü sizin abdestli olmanız doğumun şartlarından değildir. Ayrıca Müslüman bir hanımefendi kirli değildir dolayısıyla çocuğunuzda böyle bir şeyin devamcısı değildir. Ki dinimizde kimse kimsenin günahını yüklenmez, bedel ödemez fıkıh bilmek hassasiyeti bize bunu öğretir. Çocuğun imanını etkilemesi gibi bir durum zan etmek olur. Dinimiz de zan üzere hareket etmeyen kuralları ve çizgileri net olan bir dindir elhamdülillah. Allah size ve ailenize afiyetler versin.
Keşke yaşınızı ve iş durumunuzu yazsa idiniz; durumunuzun tahlili için yararlı olurdu. Buna rağmen aşağıdaki durumu kendinize uyarlayabilirsiniz: a- Guslü gerektiren iki şeydir. Biri, kişinin eşiyle cinsel ilişki kurmasıdır. İkincisi de cinsel organdan MENİ gelmesidir. b- Cinsel organdan bir MENİ bir de MEZİ gelir. Genelde meni, cinsel duyguların kabardığı veya elle sürtme, sürtünme ve aşırı tefekkür durumlarında gelir. Bunun dışında, bel soğukluğu, yük kaldırma veya karşı cinsi düşünme gibi durumlarda ise gelen sıvının adı MEZİ ya da VEDİ'dir. Ama meni değildir. c- Meni ile Mezi arasındaki farkı şu şekilde tespit edebiliriz: Meni katıdır, kokuludur, kuruduğunda tabaka oluşturur. Mezi ise ona göre daha sıvımsıdır, idrardan biraz daha koyudur. Genelde idrar sonrasında gelir. Fışkırmaz, sızıntı olarak gelir. d- MEZİ guslü gerektirmez. Meziden sonra abdest almak ve kirlenen yeri temizlemek yeterlidir. Siz, büyük ihtimalle meziye meni muamelesi yapıyorsunuz. e- Eğer işiniz, bulunduğunuz konum, karşı cinsle temas durumunu oluşturuyorsa kendinize o ortamdan uzak kalmayı sağlamalısınız. Böyle bir durum yoksa bir doktora görünmenizde yarar vardır. Evhama neden olmadan kendinizi düzeltmelisiniz. Allah'a emanet olun.
“Akan her sıvı” şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.
Öncelikle şu husustan başlayalım: Akıntı; -Koku, kaşıntı, yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin halinde gelen sıvıdır. Bu beyaz akıntı necis değildir. -Çamaşıra bulaştığında kirletmiş olmaz dolayısıyla namaz kılınabilir. Ancak meni; -Cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır, -çıkarken lezzet verir, -oldukça pis kokar, -kuruduğunda tabaka oluşturur, hamur kurusu gibi olur, -çıktıktan kısa bir süre sonra da bitkinlik bırakır. Bu durum kadın ve erkekte aynıdır. Mezi ise; -Şehevi düşünceler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelendir genellikle. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. -Mezi ince bir sıvıdır. -Meniden daha ince bir sıvıdır. -Koyu/katı idrara benzer. Bu hususlara bakınca meni ile mezi ve diğer akıntı oldukça fark edilir bir şekilde fark vardır. Genç bir kızın buna meni diyebilmesi için bu farkları bariz şekilde fark etmesi gerekir. Daha doğrusu her akıntıya meni diyebilmesi çok zordur, daha çok evli hanımdan gelebilecek bir durumdur. Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır, zihne veya gözünüzün önüne gelen cinsel düşünce akabinde bu kadar kolay bir şekilde meni gelmez. Akıntıdır daha da ihtimali ileriye taşıyacak olsak bu mezi olabilir. Bu dahi aradaki farklarına bakınca akıntı ile karıştırmış olabilirsiniz. Akıntı bir kadının günlük hayatında sürekli gelen bir durumdur. Vesveseye kapılıp akıntı ile meziyi de karıştırmış olabilirsiniz. Muhtemelen bu konuda vesveseye kapılıp bu durumu abartmış olabilirsiniz. Her geleni meni diye yorumlamak hem yanlış hem de sizin için sıkıntılı olur, kendinize dini zorlaştırmış olursunuz. Genç kızlarda MENİ dediğimiz akıntının gelmesi normal durumlarda bu kadar kolay olmamalıdır. Gusül gerektiren MENİ’dir. Bunun dışında MEZİ gelebilir, mezi de gusül gerektirmez. Abdest alıp namazınızı kılabilirsiniz. Aman dikkat edin her gelen akıntı için vesveseye kapılıp gusül abdesti şüphesine düşmemelisiniz. “Saçlarımı yıkarken su ulaşıp ulaşmaması konusunda sıkıntı yaşıyorum.” diye bahsetmişsiniz. Saç diplerinde kuru yer kalmayıncaya kadar ıslatmanız yeterli bu olduktan sonra hala tereddüt ediyorsanız şeytana kapı aralamayın. “Abdestim oldu” diyerek çıkınız. Tereddütle başlanılan iş daha sonra namaz ibadetinize de yansıyacak ve sizi Allah korusun namazdan alıkoymaya bile gidecektir. Bu hususta oldukça hassas, vesveseye kapılmamak için dikkatli olmalısınız. Diğer bir açıdan hangi alanla meşgulseniz o alanla ilgili meşguliyetinizi artırmanız faydalı olacaktır. Yahut sizin fıtratınıza uygun gelen bir hobi edinmeniz hem gelişim açısından faydalıdır hem de sizin kendinizdeki yeterliliği ve üretimi görmeniz size enerji olacaktır. Zihninizi meşgul eden işleriniz, hedefleriniz kendinize daha yoğunlaşmanız sizi vesveseden de uzak tutması adına faydalı olabilir Allah'ın izniyle. Rabbim yardımcınız olsun...
Herhalde siz bu durumu abartıyorsunuz. Kadınlardan MENİ dediğimiz akıntının gelmesi normal durumlarda bu kadar kolay olmamalıdır. Gusül gerektiren MENİ’dir. Meni ise yumurta sıvısı gibi katıdır. Pis kokuludur. Ve kuruduğunda tabaka oluşturur, hamur kurusu gibi olur. Bunun dışında MEZİ gelebilir, mezi de gusül gerektirmez. O ise meniden daha ince bir sıvıdır. Koyu/katı idrara benzer. Kadınların genel olarak gördükleri sıvıyı karıştırmış olabilirsiniz.
Bir kadından meni gelmedikçe ilişki dışındaki durumlar için gusül gerekmez. Meni ise kadından hemen gelmez. Kadının menisi daha sarımsı ve incedir. Pis kokar. Mezi ise meniden daha sıvı ve cinsel hareketlenmeden sonra gelen sıvıdır. Belirtmiş olduğunuz özellikler mezi tarifine daha çok uymaktadır. Gelen sıvının kesinlikle meni olduğunu düşünüyorsanız bu kadar sık gelemeyeceği için bir uzman üroloğa danışmalısınız. O, gelen sıvının mezi olduğunu söylerse bir sıkıntı yoktur mezinin dışarı çıkmasıyla sadece abdest bozulur gusül almanız gerekmez.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Sizin bahsettiğiniz durum ‘özür’ durumudur. Hanefi mezhebine göre: Akıntının abdesti bozup bozmaması açısından durumun değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle, koku, kaşıntı ve yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin olarak gelen, rengi yumurta akı şeklinde olan akıntı abdesti bozmaz. Çamaşıra ya da pet gibi malzemelere bulaştığında kirletmiş sayılmaz; necis değildir. Ancak böyle bir durumda takvaya uygun olan, abdesti yenilemektir. Bu renk dışında, akıntının sarı ya da yeşil gibi renklerde olması ise enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür akıntı necis sayılır ve abdesti bozar. Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, özür hükmü ortaya çıkar. Özür hâlinde ise her namaz vakti için abdest almak gerekir; çamaşırı değiştirmeye gerek yoktur. Gelen akıntının özür sayılabilmesi için, bir namaz vakti boyunca devam etmesi gerekir. Örnek verecek olursak; öğle ezanı okunduktan sonra ikindi ezanına kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre akıntı durmuyorsa, ikindi vaktinin girmesiyle kişinin özür hâli başlamış olur. Bu durum ortadan kalkana kadar, kişi her vakit girdiğinde abdestini yeniler ve o vakit içinde ibadetlerini yerine getirir. Bu durumda, özür sebebi olan akıntının gelmesi abdesti bozmaz. Ancak abdestin bozulması başka bir sebeple (örneğin yellenme gibi) gerçekleşirse yeniden abdest almak gerekir. Kişi, o vakit içerisinde başka bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece akıntı gelse bile ibadetlerine devam edebilir. Vakit çıktığında ise yeniden abdest alması gerekir. Örneğin abdesti aldıktan sonra, aynı vakit içinde farz namazı kıldıktan sonra abdesti gerektiren diğer ibadetleri yapmak için tekrar abdest almak gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vaktin çıkmasıyla abdestin bozulmasıdır. Hanefi mezhebi içerisinde rutin gelen akıntının abdesti bozmayacağı ile ilgili görüşler de vardır. Ancak bu ruhsat olarak kabul edilir. Çok zor ve abdest alınamayacak durumlarda bu görüşle de amel edilebilir.
Bu nörolojik hastalık ehliyeti yani ibadetle mükellef olma halini kaldıran düzeyde değilse ki genelde öyle biliniyor, ibadet açısından tamamen sorumluluğunu kalkmış kabul edemeyiz. Doktordan öğrendiğimiz kadarıyla bu hastalık vücudun bir tarafını hissetmeme, fark etmeme şeklinde seyretmektedir. Allah teala bundan ve benzeri tahammül edilemez hastalıklardan hepimizi muhafaza buyursun. Amin. Böyle bir hasta namaz başta olmak üzere ibadetleri yapmalıdır. Çünkü şuurunu kaybetmemiştir. Şuurunu kaybetme söz konusu olursa ibadet sorumluluğu düşer. Abdestte belli organları yıkayabiliyorsa onları yıkar. Çevresindekiler yardım edebiliyorsa eksikleri tamamlar. Çevresindekileri de anlayamıyor durumda ise -ki bu hastalığın öyle olduğu söyleniyor- yıkayamadıkları için teyemmüm eder. Teyemmüm de yapamıyorsa bu sorumluluğu kalkar. Gusül için de aynı durum geçerlidir. Suyun altına geçip ıslatabildiği kadarını ıslatarak gusleder. Namazı da ne kadar ve nasıl kılabiliyorsa öyle kılar. Doktoru izin veriyorsa orucunu tutar. İzin vermiyor veya tutamıyorsa fidye verir. Fidye verecek durumu yoksa o da düşer. Diğer ibadetler için de durum böyledir. Son ölçü şuurunu kaybetmesidir. Şuurunu tekrar geri gelmeyecek şekilde kaybettikten sonra ibadete gerek yoktur.
Gusül kendi gayretiyle alamayan birinin yanındakinin yardımı ile gusül almalıdır. Gerekiyorsa ve gücü yetiyorsa ücretli bir yardımcı bulmalıdır. Buna gücü yetmeyen yani ücretsiz veya ücretli yardım edecek kimse bulamayan teyemmüm edebilir. Biiznillah onun teyemmümü ibadet etmesi için yeterlidir.
Abdest için ağzı yıkamak farz değildir. O parçalar varken abdestiniz eksik olmaz. Kaldı ki mesela gusülde olduğu gibi ağzı yıkamak farz olsa bile tedavi maksatlı olarak yapılan işlem kolayca çıkarılıp tekrar monte edilemiyorsa onu çıkarmanız gerekmez.
Bir tedavi maksadıyla kullanılan ilaç sargı hükmünde olur. Abdest için çıkarılıp yeniden yerleştirilmesi zor veya pahalı oluyorsa abdest için çıkarılması gerekmez. O bölgeyi meshederek abdest alabilirsiniz. Meshetmek de zarar veriyorsa hiç temas etmezsiniz. Abdestiniz biiznillah bu nedenle eksik olmaz, tamamdır.
Manyetik burun bandı veya horlama önleyici bant; Bir tedavi maksadı ile kullanılıyorsa, Çıkarılıp takılması zor oluyorsa, Ya da çıkarıldığında yenisi kullanılacağı için çok masraf yapılması gerekiyorsa abdest ya da gusül için çıkarılması gerekmez. Ucuz bir nesne ise çıkarılıp yenisinin takılması gerekir.