Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kürsüf kullanamayan bir kadın ne yapmalı? Kullanamama sebebi hastalık değil, psikolojik bir durumdur. Kürsüf kullanmak, bana korkunç bir rahatsızlık ve öfke getiriyor. Bu duruma alışamadım, yıllardır bu sorunla mücadele ediyorum. Her vakit için ayrı abdest almak mı gerekir? Aldığım abdestle namazlarım şüpheli olabilir çünkü namaza kadar gelen akıntının temiz mi yoksa pis mi olduğunu bilemiyorum. Defalarca denememe rağmen bu durumu uygulayamıyorum. Bu durumda ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
“Akan her sıvı” şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.
'Akan her sıvı' şeklindeki bilgi, eski ulemanın kitaplarında zikredilen bir meseledir. Mesele ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: a- Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın büyük bir bölümüne göre abdesti bozar. Bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söyleyen de vardır. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü teyit etmektedir. Buna göre ihtiyaten abdestini yenileyen bir hanım daha iyi olanı yapmış olur. Böyle yapmayana da yanlış yaptığını söylemeyebiliriz. Gusül gerekmesi için bayanın cinsel organına erkeğin cinsel organı değmesi gerekir. Doktorun muayenesi bu kuralı işletmez, gusül de gerekmez.
Sizin bahsettiğiniz durum ‘özür’ durumudur. Hanefi mezhebine göre: Akıntının abdesti bozup bozmaması açısından durumun değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle, koku, kaşıntı ve yanma hissi olmaksızın rahim ağzı hücrelerinden rutin olarak gelen, rengi yumurta akı şeklinde olan akıntı abdesti bozmaz. Çamaşıra ya da pet gibi malzemelere bulaştığında kirletmiş sayılmaz; necis değildir. Ancak böyle bir durumda takvaya uygun olan, abdesti yenilemektir. Bu renk dışında, akıntının sarı ya da yeşil gibi renklerde olması ise enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür akıntı necis sayılır ve abdesti bozar. Bir bayandan sürekli akıntı geliyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, özür hükmü ortaya çıkar. Özür hâlinde ise her namaz vakti için abdest almak gerekir; çamaşırı değiştirmeye gerek yoktur. Gelen akıntının özür sayılabilmesi için, bir namaz vakti boyunca devam etmesi gerekir. Örnek verecek olursak; öğle ezanı okunduktan sonra ikindi ezanına kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre akıntı durmuyorsa, ikindi vaktinin girmesiyle kişinin özür hâli başlamış olur. Bu durum ortadan kalkana kadar, kişi her vakit girdiğinde abdestini yeniler ve o vakit içinde ibadetlerini yerine getirir. Bu durumda, özür sebebi olan akıntının gelmesi abdesti bozmaz. Ancak abdestin bozulması başka bir sebeple (örneğin yellenme gibi) gerçekleşirse yeniden abdest almak gerekir. Kişi, o vakit içerisinde başka bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece akıntı gelse bile ibadetlerine devam edebilir. Vakit çıktığında ise yeniden abdest alması gerekir. Örneğin abdesti aldıktan sonra, aynı vakit içinde farz namazı kıldıktan sonra abdesti gerektiren diğer ibadetleri yapmak için tekrar abdest almak gerekmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus, vaktin çıkmasıyla abdestin bozulmasıdır. Hanefi mezhebi içerisinde rutin gelen akıntının abdesti bozmayacağı ile ilgili görüşler de vardır. Ancak bu ruhsat olarak kabul edilir. Çok zor ve abdest alınamayacak durumlarda bu görüşle de amel edilebilir.
Sürekli gelen bir akıntı, özür sahibi olmayı gerektirir. İki namaz arası durmayacak kadar sürekli gelen akıntı için özürlü akıntısı deriz. Sıkıntıya gerek yoktur. Akıntıya rağmen abdest alıp namaz kılar. Her ezan vaktinde abdest alması yeterlidir.
Selamünaleyküm. İki namaz arasındaki vakti kadar (yaklaşık olarak iki saat) devam eden bir akıntı özür kapısını açar. Özürlü durumuna geçersiniz. Özürlü olunca da sadece namaz vaktinin girişinde abdest almanız yeterli olur. Petinizi de değiştirmezsiniz. Kadın meseleleri ile alakalı olarak Faruk Beşer'in kitaplarını tavsiye edebilirim.
İki namaz arasında mesela cemaatle bir namaz kılacak kadar akıntısız an olmuyorsa kendinizi özür sahibi sayabilirsiniz. Bu durum yoksa namazdan önce kontrol edip ona göre namaza durun ve namazdan sonra tekrar kontrol etmeyin. Sadece çamaşırınıza akıntı olması durumunda akıntı avuç içinden daha büyük bir yeri kirletti ise çamaşırı değiştirmelisiniz. Sizin durumunuzun özürlü olmaya daha yakın olduğu kanaatindeyiz ama bunu siz takdir etmelisiniz. Zaman zaman yoğunluk oluyor da kimi zamanlar da azalıyorsa yoğunluk günlerinde özürlü gibi davranın sonrasında normale geçin. Geçmiş olsun.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Düzensiz kanamanız için öncelikle bir doktora başvurup farklı bir sağlık sorunu olup olmadığını öğrenmelisiniz. Son âdetiniz bittikten sonraki temizlik günleriniz 15 gün olduysa gelen kanama adet sayılır. Adet sayılan kanamanız 10 günden fazla devam ederse, 10 gün, 24 saat hesabıyla dolduktan sonra gusül alır, özür hükmüne uyarsınız. Yani her vakit için ezan okunduğunda tekrar abdest alarak namazlarınızı kılmanız gerekir. 10 gün dolduktan sonra adet sayılmadığınız için Ramazan orucunu tutmanız gerekir. 15 gün geçtikten sonra tekrar kanama gelirse adet sayılacağınız için Ramazan orucunu tutmamanız gerekir.
1. Husus: Başı mesh etmek: Mesh etmek, ıslatmak değildir. Islak elin mekâna değdirilmesi mesh etmektir. Başın mesh edilmiş olması için ıslaklığın başın en az dörtte birine temas etmesi şarttır. Ancak kadınlar abdest alırken başörtülerini çıkartmadan, ellerini başörtülerinin altına sokarak başlarını mesh edebilirler. Peygamberimiz aleyhisselam sarığını çıkarmadan, altından elini sokarak başını mesh etmiştir. Dolayısıyla başınızın herhangi bölgesinin en az dörtte birine temas etmesi yeterlidir. 2. Husus: Ayağa mest giymek: Mest, ayakları bilekleriyle beraber örten belli nitelikteki ayak giysilerine verilen isimdir. Mestler üzerine meshin caiz olabilmesi için gerekli olan şartlar şunlardır: a) Ayaklar yıkanarak alınan bir abdestten sonra giyilmiş olması, b) Ayağa giyilmiş olarak normal bir yürüyüşle yaklaşık 5 km. veya daha fazla yürünecek kadar dayanıklı olması, c) Mestlerin, ayağa giyildikten sonra bağsız olarak durabilecek kadar sağlam ve kalın olması, d) Suyu emerek hemen ayağa geçirmemesi gerekir. Dolayısıyla kadın çorabı bu şartlara uymamaktadır. Adı mest denebilecek şartlar yerine geldiği takdirde her yaşta kadın mest kullanarak gününü idame ettirebilir. Allah’a emanet olunuz.
Meni; cinsel ilişki sonrasında gelen, yoğun şekilde dışarıya çıkan bir akıntıdır. Meni, kadından diğer sıvılar gibi hemen gelmez. Cinsel ilişki esnasında veya hemen sonrasında gelebilir. Meninin tanınması için şu ölçülere dikkat edilebilir: 1- Meni çıkarken lezzet verir. Çıktıktan kısa bir süre sonra da bitkinlik bırakır. Bu durum kadın ve erkekte aynıdır. 2- Meni pis kokar. Kurumaya başladıktan sonra yumurta çürüğü gibi kokar. 3- Kadının menisi daha sarımsı ve daha incedir. Erkek menisi kuruyunca ovularak dökülebilirken kadın menisi ince olduğu için kuruduğunda idrar gibi kalabilir. Bunun dışında kadınlardan gelen kan dışındaki sıvıların tamamı meni değildir ve guslü gerektirmez. Şehevi düşünmeler veya şehvetin hareketlenmesinden sonra gelen genellikle MEZİDİR. Mezi ise gusül gerektirmez. Necistir, temizlenir ve abdest alınır. Bahsettiğiniz akıntıyla meninin bir alakası olup olmadığını tekrar düşününüz meni sadece düşünce yoluyla gelen bir akıntı değildir. Sizden bu durumda gelen akıntı en fazla mezi olabilir. Mezi de sadece abdesti bozar. Böyle bir akıntı hissettiğinizde namaz kılmak için yeni bir abdest almanız yeterlidir. Ancak ciddi derecede sizi takıntı, vesvese durumuna götürüyorsa bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederiz. Burada fıkhî değil daha ziyade bakış tarzınızla ilgili bir zorluk gözükmektedir. Daha geniş düşünmeli ve buna takılıp kalmamalısınız. Şeytan vesvesesiyle sizi ezmemelidir. Bu değerlendirmeniz isabetli değildir, sizi vesveseye götürebilir. Herhangi bir fıkhi hüküm de değildir. Çünkü sizin abdestli olmanız doğumun şartlarından değildir. Ayrıca Müslüman bir hanımefendi kirli değildir dolayısıyla çocuğunuzda böyle bir şeyin devamcısı değildir. Ki dinimizde kimse kimsenin günahını yüklenmez, bedel ödemez fıkıh bilmek hassasiyeti bize bunu öğretir. Çocuğun imanını etkilemesi gibi bir durum zan etmek olur. Dinimiz de zan üzere hareket etmeyen kuralları ve çizgileri net olan bir dindir elhamdülillah. Allah size ve ailenize afiyetler versin.
Her ezan okunduğunda bir abdest alın. O abdestinizin değil şüphe ile bizzat bozulduğunu görseniz bile abdest almayın. Namaza devam edin. Buna bir yıl devam edin. Biiznillah hastalıktan kurtulursunuz. Ama hiçbir şekilde ikinci abdesti almayacak öyle namaz kılacaksınız. Gayret edin. Tekrarlamak yok. Bu konuda başka türlü tedaviniz de mümkün değildir. Allah yardımcınız olsun.
Böyle bir konuda bir uzmana gidilmesi teşhis için çok önemli ki siz giderek durumunuzu netleştirmişsiniz. Eğer doktora gitmeniz çok uzun zaman olduysa ilk olarak güncel sağlık durumunuzu netleştirmek için tekrardan uzmana görünmenizde fayda olabilir. Aynı zamanda kullanmanız gereken ilaç yerine durumunuza göre farklı bir ilaç verilmesi gerekebilir. İkinci olarak da birçok ilacın yan etkisi var şüphesiz ama insana sağladığı katkıdan dolayı etkisine rağmen kullanmak zorunda kalıyoruz ki kullanmadığımızda günlük rutinimizi yapamayacak duruma gelebiliriz. Bu da kulluğumuzu yerine getirmemize engel olur Allah muhafaza ki sizin de belirttiğiniz gibi bu durum ibadetlerinize de engel olabilecek duruma gelebilmekte. Bu sebeple doktorun tavsiye ettiği ne ise ona göre hareket etmek tavsiye edilmekte, yan etkisinin zamanla zarar verecek duruma getirmesi durumunu da yine doktora sorulmasında fayda olacaktır. Eğer zararı varsa da zarara engel olacak başka tavsiyeler de bulunma ihtimali olabilmekte. Uzmana danışarak hareket etmeniz, sizin vesvese yapmamanızı da sağlayacaktır biiznillah. İlaç kullanmamaya devam edecekseniz de tıbben sağlık sorununuzun varlığı sizi özür sahibi yapar ve abdestinizi buna göre her vakit almanız gerekecektir. Bunun ölçüsü de iki namaz arası zaman kadar sıkıntının devam etmesidir. Özür sahibi olan, ezan okununca abdest alır ve namazını kılar. O arada özrü devam etse bile abdesti bozulmaz. Bu durum, öbür ezan vaktine kadar devam eder. Öbür ezan okundu mu abdest bozulmuş olur, yeniden abdest alınır. Aynı zamanda özür sahibi ile ilgili ayrıntılı fetvayı link üzerinden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/ozur-sahibi-musluman
Âdet döneminde giyilen kıyafetler gusül abdestine zarar vermez. Kişinin âdet dönemi bitip gusül abdesti aldığında âdet döneminde giydiği kıyafetleri temizse tekrar yıkamasına gerek olmaz. Kıyafette kan lekesi varsa bu durum gusül abdestine zarar vermez. Fakat bedenimizde veya elbisemizde el içi kadar bir yer kanla kirlendi ise namaz kılabilmek için orayı temizlemek gerekmektedir.