Fetva Meclisi
Soru
Hocam, çocukluğumdan beri idrar ve gaz tutamama konusunda sıkıntılar yaşıyorum. Doktora başvurduğumda bende "aşırı aktif mesane" rahatsızlığı olduğunu söyledi ve ömür boyu bir ilaç kullanmamı önerdi. Ancak bu ilacın ciddi yan etkileri olduğu ve uzun vadede böbreklerime zarar verebileceği ifade edildiği için kullanmakta tereddüt ediyorum. Abdest alırken bile bazen sıkışıyor ya da gaz çıkarıyorum. Bu yüzden bazen 4-5 kez abdest almak zorunda kalıyorum. Hatta bazı zamanlar bu durumdan dolayı namazı bırakıyorum çünkü bu şekilde kıldığım namazın Allah katında kabul olmayacağından endişe ediyorum. Özür sahibi kimselerin abdestle ilgili hükümlerini okudum ama kendimin gerçekten özür sahibi olup olmadığından emin değilim. Ya vesveseyse ve ben bu ruhsatı kendime yanlış uyguluyorsam? Ya da gerçekten özür sahibiysem ve bu konuda daha kolaylık sağlanması gerekiyorsa? Sürekli abdest alma zorunluluğu hem psikolojik olarak beni zorluyor hem de ciddi su israfına yol açıyor. Ailemden de bu sebeple utanıyorum. Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere kendinizi özürlü durumuna koyun. Sürekli gaz çıkması oluyorsa her vakit abdest alıp namaz kılın, özürlü gibi davranın. İkinci olarak da o arkadaşları muhakkak bulun ve o gün abdestinizde bir sorun olduğunu, o namazı tekrar kılmaları gerektiğini söyleyin. Sakın bunu ihmal etmeyesiniz. Dinde utanma olmaz.
Bir: Su ihtiyacınızı basit görmemelisiniz. Doktorun size önerdiği su ihtiyacını aynen alın. Bu durum size bir arıza getirirse onu fıkhen nasıl olacak diye inceleyin. İki: Eğer içtiğiniz su sizde bir idrar sıkışıklığı getiriyorsa ki anlattığınız durum tam anlamı ile bir sıkışıklıktır, kendinizi özürlü kabul edebilirsiniz. Özürlü olarak da her ezan vaktinden sonra abdest alabilirsiniz. Sıkışıklığınız için de gerekli tedbirleri alırsınız. Bizim kanaatimiz sizin özür sahibi gibi davranabileceğiniz şeklindedir. Su ihtiyacını da basit görmeyin. Geçmiş olsun.
Sürekli bir akıntı, gaz veya benzeri bir durum varsa ve bu durumu kontrol etmeniz mümkün değilse, "özür sahibi" sayılırsınız. Özür sahibi olan kişiler için özel hükümler geçerlidir. Özür sahibi olma şartları: Abdest aldıktan sonra, namaz vakti boyunca sizi rahatsız eden durum (örneğin, akıntı, gaz vb.) sürekli olarak devam ediyor ve engellenemiyorsa. Her namaz vakti en az bir kez tekrar ediyorsa her namaz vakti için bir abdest alırsınız. Bir namaz vakti içinde abdesti bozan durum (gaz, akıntı vb.) olsa dahi aldığınız abdestle o vaktin farzını ve nafilelerini kılabilirsiniz. Bu, özür sahipleri için kolaylaştırıcı bir hükümdür. Örneğin: Öğle vakti için abdest aldınız ve namaz kıldınız. O esnada midenizde hareketlenme veya kaçak bir durum oluştuysa, abdestiniz bozulmuş sayılmaz ve namazınızı devam ettirebilirsiniz. Ancak yeni vakit geldiğinde tekrar abdest almanız gerekir. Bu tür rahatsızlıklar, vesvese (aşırı şüphe) oluşturabilir. Eğer abdestinizi aldıktan sonra gerçekten kaçak olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi aşırı zorlamamalısınız. Vesvese ile hareket etmek hem sizi yorabilir hem de ibadetten soğutabilir. Özetle her vakit abdest alarak namaz kılmanız doğru bir uygulamadır.
Selamünaleyküm. Her şeye rağmen namazı ihmal etmeyin. Sizin durumunuz bir özür hâlidir; normal şartlarda caiz olmayan şeyler sizin için caizdir. Yılmayın, üzül meyin. Sabrederek geçirin bu günlari. Tıbben tavsiye edilenlere muhakkak uyun. Allah Teâlâ afiyetinizi iade buyursun. Dualar ederiz size.
Özür sahibi olmak başka psikolojik rahatsızlık başkadır. Bunları ayırmak gerekir. Eğer öyle olmadığı halde öyle zannediyorsanız bu vesvesedir. İlgilenmeyin. Ama stresiniz size gerçekten gaz problemi vs... yapıyorsa ve özür sahibi olabilme şartlarını gözetmeniz gerekir. (Bu konuda Hocamızın "Özür sahibi kime denir?" fetvasına bakabilirsiniz.) Bir vakit namaz kılmak için bu kadar tuvalete gitmek anormal bir davranış ve vesvese. Kendinize eziyet etmeyin. Namaz yük olmaz yük alır. Sizin iç huzurunuzu sağlar. Burada yanlış giden bir şey var. Onu da mutlaka bir psikologla görüşerek çözmeye çalışın. Ayrıca bu konuyu en yakın ilçe müftülüğüne giderek yüz yüze fetvanızı almanızı tavsiye ederim. Allah şifalar versin.
Kızım, Allah Teâlâ sana afiyetler versin, derdine çare ihsan etsin. Geçmiş olsun. Bu durumda senin sıkıntı hissetmene gerek yoktur. Sana fıkıh ilminde ÖZÜR SAHİBİ denir. Sen özür sahibisin. Şöyle yapacaksın: Her ezan okunduğunda abdest alacaksın. Bir dahaki ezana kadar başka bir nedenle abdestin bozulmadıkça idrar kaçırsan da sen abdestli sayılırsın. Kılabildiğin kadar namaz kıl ve bütün ibadetleri yap. Şimdiki modern imkânlarla idrar sızmasını önlemek mümkün oluyor. O imkânlardan biri ile kendini koru. İnsanlara bir zararın olmaz. Hiçbir şekilde de vebale girmezsin biiznillah. Namazları cem etmene gerek yoktur, etmen de doğru olmaz. Tekrar geçmiş olsun.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Her ezan okunduğunda bir abdest alın. O abdestinizin değil şüphe ile bizzat bozulduğunu görseniz bile abdest almayın. Namaza devam edin. Buna bir yıl devam edin. Biiznillah hastalıktan kurtulursunuz. Ama hiçbir şekilde ikinci abdesti almayacak öyle namaz kılacaksınız. Gayret edin. Tekrarlamak yok. Bu konuda başka türlü tedaviniz de mümkün değildir. Allah yardımcınız olsun.
Âdet döneminde giyilen kıyafetler gusül abdestine zarar vermez. Kişinin âdet dönemi bitip gusül abdesti aldığında âdet döneminde giydiği kıyafetleri temizse tekrar yıkamasına gerek olmaz. Kıyafette kan lekesi varsa bu durum gusül abdestine zarar vermez. Fakat bedenimizde veya elbisemizde el içi kadar bir yer kanla kirlendi ise namaz kılabilmek için orayı temizlemek gerekmektedir.
1. Husus: Başı mesh etmek: Mesh etmek, ıslatmak değildir. Islak elin mekâna değdirilmesi mesh etmektir. Başın mesh edilmiş olması için ıslaklığın başın en az dörtte birine temas etmesi şarttır. Ancak kadınlar abdest alırken başörtülerini çıkartmadan, ellerini başörtülerinin altına sokarak başlarını mesh edebilirler. Peygamberimiz aleyhisselam sarığını çıkarmadan, altından elini sokarak başını mesh etmiştir. Dolayısıyla başınızın herhangi bölgesinin en az dörtte birine temas etmesi yeterlidir. 2. Husus: Ayağa mest giymek: Mest, ayakları bilekleriyle beraber örten belli nitelikteki ayak giysilerine verilen isimdir. Mestler üzerine meshin caiz olabilmesi için gerekli olan şartlar şunlardır: a) Ayaklar yıkanarak alınan bir abdestten sonra giyilmiş olması, b) Ayağa giyilmiş olarak normal bir yürüyüşle yaklaşık 5 km. veya daha fazla yürünecek kadar dayanıklı olması, c) Mestlerin, ayağa giyildikten sonra bağsız olarak durabilecek kadar sağlam ve kalın olması, d) Suyu emerek hemen ayağa geçirmemesi gerekir. Dolayısıyla kadın çorabı bu şartlara uymamaktadır. Adı mest denebilecek şartlar yerine geldiği takdirde her yaşta kadın mest kullanarak gününü idame ettirebilir. Allah’a emanet olunuz.
Gusülde ve abdest alırken ayağın su birikintisinde kalan kısmı tekrar yıkanmalıdır. Fakat bu yıkama işlemi abdest alırken kullanılan su ile yapılmaması gerekmektedir.
Kadının ön uzvundan beş türlü akıntı gelir. İdrar, âdet kanı, lohusalık kanı, istihâze (hastalık) kanı ve kan karışık olmayan beyaz ya da renksiz akıntı. Bunlardan ilk dördü için pamuk (tampon ya da kürsüf) bir şey ifade etmez: Meselâ hastalık kanı akıntısı bulunan bir kadın pamuk (tampon) kullanıp bu özür kanını bir süre kesmekle özürlü olmaktan çıkmaz. Beyaz ya da renksiz akıntıya gelince; bu hemen hemen bütün kadınlarda bulunan normal bir durumdur. “Akıntı” meselesi ile alakalı hükmü ayrıca şöyle özetleyebiliriz: a- Bir kadından sürekli akıntı geliyorsa bu akıntı süreklilik durumunda özür hükmünü ortaya çıkarır. Özürlü de her namaz vaktinde abdest alır, çamaşırını da değiştirmez. b- Sürekli yani normal olmayan akıntı ise mesaneden geliyorsa her halükârda abdesti bozar ve akıntı çamaşıra değdiğinde necaset olduğu için çamaşırın değiştirilmesi gerekir. Pet ve benzeri bir şey kullanılıp onun atılması ile de temizlik sağlanır. Ancak bu husus başta da belirtildiği gibi normal olmayan akıntı için geçerlidir. İdrar yollarından değil de rahimden gelen ve bir çeşit rutubet olan sıvı, fukahanın bir bölümüne göre abdesti bozacağı bir bölümüne göre ise bozmayacağını ve sümük gibi sayılacağını söylemektedir. Tıbbın verdiği bilgiler de bu ikinci görüşü daha fazla teyit etmektedir. Böyle bir şeye ihtiyaç duymayanın kullanma zorunluğu yoktur. Dolayısıyla kürsüf kullanmak gibi bir zorunluluk yoktur. Tıp eğer bu uygulamanın zararlı olduğunu, daha riskli olduğunu söylüyorsa kürsüf yapılması hususunda hassas davranmak gerekir. Sağlıklı bir kadından gelen günlük akıntı abdesti bozmaz, dolayısıyla çamaşıra değdiğinde de necaset olmaz. Çünkü âlimlerin büyük bir bölümüne göre; sümük vb. gibi sayılmaktadır. Dolayısıyla pis sayılmamaktadır. Böyle bir durum sizde korku ve olumsuz bir etki bıraktıysa bir uzman psikologdan yardım istemeniz faydalı olacaktır. Ancak bu durumun sizde yorgunluk sebebi olmasına, vesveseye götürmesine izin vermeyiniz. Allah’a emanet olunuz.
Herhangi bir sağlık sebebiyle olmadığı takdirde deriye su geçişini engelleyecek her şey abdest ve gusül için engeldir. Su geçirmesi yönünde bir engel yoksa tesettür açısından teşhire ve dikkat çekmeye sebep olmadığı sürece sıkıntı olmayacaktır.