Fetva Meclisi
Soru
Üniversitede okuyorum, 3 sınıftayım şu an. Allah’ın izniyle bu yaz, 4 ay sonra düğünümü yapacağım. Her ne kadar çevrem, okulu bitir sonra yap dese de ben yazın yapmayı tercih ettim. Eşimle düğünümüzü yaptıktan sonra çocuk konusunda bir türlü anlaşamıyoruz. Gerek okulum gerekse ailevi sorunlar (annem ve babam nişanlılık süresi uzadığı için, bir de çok fazla dindar olmadıklarından bu durum eşimin zoruna gidiyor. İkincisi ise anne ve babam haremlik-selamlık durumlarına dikkat etmiyorlar, amcaoğlum amcam vb. namahremler geldiğinde gelini görecek diyorlar. Ben ve eşim de bu durumda çok sinirleniyoruz ve ısrarla istemiyoruz ve dediklerini de yapmayacağız inşallah) yüzünden çocuğu, ben meslek sahibi olduktan sonra istiyoruz. Kesinlikle rızık endişesinden korkmuyoruz. Sadece Allah nasip ederse evladımızın maneviyatı olan bir yerde büyümesini istiyoruz ki bu da benim ailede mümkün gözükmüyor. Eşim de doğum kontrol hapı kullanmak istemiyor (kullanırsam çocuğum olamayacak diye korkuyor ve daha ilk seferde kullanamam diyor) Diğer durumlarda ise avret mahali gözüküyor. Ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evliliğinizin ilk döneminde veya daha sonra hamileliği engellemenizde bir sakınca yoktur. Yeter ki eşiniz veya sizin üzerinizde kalıcı bir engel oluşturmayın. Veya kullandığınız engelleyici eşinizin derin avretini doktor bile olsa sizden başka birine göstermeye neden olmasın. Şunu da bilin ki, geciken çocuk meyve vermeyen sadece yaprakları olan ağaç gibi bir ailede tutar sizi, mümkün oldukça erkene çekin çocuğu. Elbette Allah Teâlâ size çocuk verecekse.
Selamünaleyküm. Siz de biraz agresifsiniz her halde. Hamile bir kadını idare etmelisiniz. Ürküterek ya da siz kaçarak hiçbir sorunu çözemezsiniz. Sabredip kazanmakla, hırçınlaşıp kaybetmek arasında tercih yapmalısınız.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Bazı aileler, nikâha Allah’ın bir kanunu olarak değil de, kişisel haklarından biri gözüyle bakarlar. ‘Ne derler?’ mantığı bu kişilerde güçlü olur. Onlara nasihatin de yararı olmuyor. Sizin için evlenmek farz durumuna gelmedi ise yani tehlikeye girmeden sabredemeyecek durumda iseniz bunu ailenize izah edin. Zinaya düşmekten ise ailenize rağmen evlenin. Böyle değilse bu evlenmeyi bozun, başka bir nasip arayın.
Hiçbir şey okumana gerek yok. Merak etme kızım, nasibin seni bulacak. Evlenmeyi istemen ayıp değildir. Günah hiç değildir. Çocukça bir kararla evlenip geleceğini berbat edecek bir hata da yapmamalısın. Sabırlı ol. Kendini bu işe kilitleyerek gününü öldürme. Sen bu dönemde sus, taliplin gelince de dedenler veya bir başka aile büyüğü mahreminle bu durumu babanla görüşürsün. Mesela dayın veya amcanı ikna et, senin için böylesi daha hayırlı olacaktır biiznillah. Kendini Kur'an okumaya ver kızım. O seni rahatlatır.
Rabbim hepimize rızası doğrultusunda yaşayabilmemizi nasip eylesin. Bahsettiğiniz husus birkaç açıdan ele alınmalıdır; - Düğün ve nikâh işlerinizde ailenizin rızası, memnuniyeti ve duası ilk vazifeniz olmalıdır. - Görüştüğünüz kişiyle aranızdaki mesafe ilişkinizi olumlu yönde de olumsuz yönde de etkileyebilir. Bu süreci daha sağlıklı ilerletebilmek adına görüşme sürelerinizi sınırlandırıp buluşma sürelerinizi üçüncü kişilerin katılımıyla tertip edebilirsiniz. - Dua edin. Harama bulaşmadan geçirmek istediğiniz günler için Allah Teâlâ’ya yalvarın. O size yollarınızı açar. - Bir aile büyüğünüzden yardım isteyerek evlilik sürecinizi daha erken neticelendirebilmek için destek isteyebilirsiniz. Bir büyüğünüz söz sahibi olursa bu süreç daha sağlıklı ilerler. - Meşguliyetlerinizi artırın, süreci çok fazla kafaya takıp andan kopmayın. İşiniz, okuduğunuz kitaplar, dinlediğiniz dersler özellikle bu süreçte artsın. Allaha emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Elbette yapılan işin tam anlamıyla Allah rızası için olması gerekir. Esas olan budur. İnsanın karşısındakinden dua beklemesi ise bir eksiklik oluşturmaz. İyilik yapılan kimsenin dua etmesi dua eden için de edilen için de berekettir.
Kadının üzerinde süs olarak kullandığı ziyneti için ŞAFİİ mezhebi ulemasına göre zekât yoktur. Mehir veya başka bir nedenle bulundurduğu değerli eşyası için herkes gibi şartları yerine geldiğinde zekât verir. Sizin durumunuzda ise şöyle yapın: Anlaşılan eşinizle bütçenizi ortak tutuyorsunuz yani birikiminizi beraber değerlendiriyorsunuz. Buna göre de: Borcunuzun tahakkuk eden toplamını hesaplayın. Hesapladığınız o rakamdan elinizdeki mehir veya ne varsa düşün. Gerekiyorsa zekât verirsiniz.
Suyu yedirme diye bir şart yoktur. Islatmış olmak şartı vardır.
Şu anda maazallah böyle bir şey varsa bile sizin akıllı davranıp kendinizi sıkıntıya sürüklememeniz gerekir. Hamileliğinizi eziyete dönüştürecek iş yapmayın. Varsa da yoksa da sizin sağlığınız önemli olmalıdır. Şeytan sizi fitneye doğru sürüklüyor. Hamilelik bittikten sonra hava düzelir ve önünüzü daha iyi görürsünüz. Bu arada duayı da ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Borcun alınan miktarından daha fazla ödenen şeyin adı ne olursa olsun o fazlalık faiz muamelesidir.
Kravat ve takım elbise giymek dinden çıkaran bir iştir diyemeyiz. Bugünkü hayat tarzında bu iki isim insanların ortak değeri durumuna gelmiştir. İlk zamanlarda kravat, batı kültürünü simgeleyecek durumda idi. Batılı hayat tarzı insanlığın ortak tarzı gibi anlaşılır olduktan sonra onların kravatı da takımı da bizimmiş gibi oldu adeta. Zorla dayatılırken özenilerek kullanılır oldu. Elbette mü'minlerin kendi kültürlerine ait kıyafetleri benimsemeleri ve sürdürmeleri gerekirdi. Ne yazık ki, bu cephede düşmüş durumdayız. Netice olarak kravat için de takım elbise için de küfürdür hatta büyük günahlardandır, kâfiri taklittir diyemeyiz. Herkesin takvasına ve kabiliyetine göre mücadele etmesi gereken bir alandır deriz.