Fetva Meclisi
Soru
Gusül abdesti alırken banyoda su çıkan hortumdan bedenimin herhangi bir yerine su fışkırsa, orası yıkanmış oluyor mu? Yoksa suyu vücuduma yedirmeli miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Gusül için yeterli su bulunmadığı zaman teyemmüme başvurabiliriz ancak gusül yıkanmak derecesinde düşünülmemelidir. Sadece farz olan miktar için yeterli olacak kadar su bulunuyorsa -ki bu da yaklaşık iki litre civarındadır- gusül yaparız.
Bütün vücudun ıslanmış olması, ardından da ağız ve burnunu yıkanması ile gusül gerçekleşir. Bu ister banyoda olsun, isterse havuza dalmakla ya da yağmurda ıslanmakla olsun. Önemli olan suyun, vücudun tamamına değmiş olmasıdır. Allah'a emanet olun.
Bu durumun gusül veya abdeste bir zararı olmaz.
Gusül esnasında abdest uzuvları da yıkandığından banyodan çıktıktan sonra tekrar abdest almaya gerek yoktur. Yeter ki kişi bu süre içerisinde abdestini bozacak bir iş yapmasın.
Bununla kastınız, leğen veya küvet gibi bir yerde gusletmek ise elbette çıkarken suda kalan kısım tekrar yıkanacaktır. Hayır sıçrama şeklinde kastediyorsanız, genel gusül suyu zaten akıp gitmektedir. Özellikle bir kirlilik hissediyorsanız tekrar yıkarsınız. Abdestin ise hiç bir durumda sakıncası yoktur. Orada abdest alabilirsiniz.
Önemli olan suyun vücuda değmesidir. Sabunun gusle bir zararı yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Elbette yapılan işin tam anlamıyla Allah rızası için olması gerekir. Esas olan budur. İnsanın karşısındakinden dua beklemesi ise bir eksiklik oluşturmaz. İyilik yapılan kimsenin dua etmesi dua eden için de edilen için de berekettir.
Uzan vadede de olsa insan üzerinde kalıcı yan etkisi olmayan hap ve benzeri önleyici ilaçlar kullanılabilir. Öyle veya böyle o ilaçlar tabii bir yöntem değildir. Dikkat edin, uzun süre kullanmamaya çalışın. Allah Teâlâ hayır ve bereket üzere olmayı size nasip buyursun.
Borcun alınan miktarından daha fazla ödenen şeyin adı ne olursa olsun o fazlalık faiz muamelesidir.
Kadının üzerinde süs olarak kullandığı ziyneti için ŞAFİİ mezhebi ulemasına göre zekât yoktur. Mehir veya başka bir nedenle bulundurduğu değerli eşyası için herkes gibi şartları yerine geldiğinde zekât verir. Sizin durumunuzda ise şöyle yapın: Anlaşılan eşinizle bütçenizi ortak tutuyorsunuz yani birikiminizi beraber değerlendiriyorsunuz. Buna göre de: Borcunuzun tahakkuk eden toplamını hesaplayın. Hesapladığınız o rakamdan elinizdeki mehir veya ne varsa düşün. Gerekiyorsa zekât verirsiniz.
Şu anda maazallah böyle bir şey varsa bile sizin akıllı davranıp kendinizi sıkıntıya sürüklememeniz gerekir. Hamileliğinizi eziyete dönüştürecek iş yapmayın. Varsa da yoksa da sizin sağlığınız önemli olmalıdır. Şeytan sizi fitneye doğru sürüklüyor. Hamilelik bittikten sonra hava düzelir ve önünüzü daha iyi görürsünüz. Bu arada duayı da ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Kravat ve takım elbise giymek dinden çıkaran bir iştir diyemeyiz. Bugünkü hayat tarzında bu iki isim insanların ortak değeri durumuna gelmiştir. İlk zamanlarda kravat, batı kültürünü simgeleyecek durumda idi. Batılı hayat tarzı insanlığın ortak tarzı gibi anlaşılır olduktan sonra onların kravatı da takımı da bizimmiş gibi oldu adeta. Zorla dayatılırken özenilerek kullanılır oldu. Elbette mü'minlerin kendi kültürlerine ait kıyafetleri benimsemeleri ve sürdürmeleri gerekirdi. Ne yazık ki, bu cephede düşmüş durumdayız. Netice olarak kravat için de takım elbise için de küfürdür hatta büyük günahlardandır, kâfiri taklittir diyemeyiz. Herkesin takvasına ve kabiliyetine göre mücadele etmesi gereken bir alandır deriz.