Fetva Meclisi
Soru
Hocam borçluya zekât verilmesinin caiz olduğunu biliyorum. Peki, satabileceği arsası olana da mı zekât verilebilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Satmak için karar vermediğiniz bir arsanın zekâtı yoktur. Satmaya karar verdiğiniz andan itibaren zekâtını verdiğiniz malların listesine sokarsınız onu.
Selamünaleyküm. İnsanın verdiği borç, onun malı olmaya devam etmektedir yani borç vermekle mal elden çıkmış olmaz. Bu nedenle borç veren, verdiğini kendi malı bildiği gibi zekâtını da verecektir. Şu kadar ki, geri dönüşü çok zayıf bir borç için elden gitmiş muamelesi yapılabileceği gibi, o mala ait zekât, borç geri gelinceye kadar ertelenebilir de. Geri gelince de zekâtı verilir.
Selamünaleyküm. İnsanın verdiği borç, onun malı olmaya devam etmektedir yani borç vermekle mal elden çıkmış olmaz. Bu nedenle borç veren, verdiğini kendi malı bilği gibi zekâtını da verecektir. Şu kadar ki, geri dönüşü çok zayıf bir borç için elden gitmiş muamelesi yapılabileceği gibi, o mala ait zekât, borç geri gelinceye kadar ertelenebilir de. Geri gelince de zekâtı verilir.
Selamünaleyküm. 1- İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vaz geçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüzbin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız. 2- Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Bu soru ile kastınız, zekât alan bir fakirin aldığı zekât parasını bir başkasına borç olarak vermesi ise bunun cevabı kesin olarak şudur: Zekât, hak sahibi olan fakirin eline geçtikten sonra para, onun özel malıdır, dilediği gibi kullanabilir parasını. Bu kullanma alanlarından biri de borç vermedir. Hiçbir sakınca olmadan elindekini borç olarak verebilir. Zekât parasını borç olarak vermeyi zekât verecek kişinin GÜNÜ GELMİŞ VE BELİRLEMİŞ OLDUĞU zekât parasını borç olarak vermesi kastediliyorsa cevap şudur: - Zekât günü gelince yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Dinen geçerli bir sebep olmadıkça zekât ertelenemez. Borç vermek bir çeşit ertelemektir. Bu nedenle zekât verecek kimsenin “zekât parası veya malı olarak belirlediğini” birisine borç olarak vermesi caiz olmaz. - Bu borç verme işini zekâtı vermek üzere vekâleten elinde bulunduran kişi veya kurum ise, zekât olarak elinde bulunan parayı hemen fakire ulaştırması gerekmez. Makul bir gerekçeye dayalı olarak mesela en uygun fakir kişiyi inceleme, daha ağır şartları olanlara ulaştırma gibi bir gerekçe ile bir süre geciktirme yapabilir. Bu süre de uzun kabul edilmeyecek süre olmalıdır. Böyle bir kurum, elindeki zekât paralarını; - Bir heyet kararı ile - Şeffaf bir şekilde - En güçlü kanuni müeyyideler kullanarak - Kısa bir süre için - Acil bir ihtiyaç için onu kullanacak olanlara - Güven veriyorlarsa verebilirler. - Borç verilen zekât parasının geri dönmemesi durumunda ise borcu veren yetkili kişilerin gerekli tedbirleri en üst seviyede almamış olmak gibi bir kusurları varsa zayi olan zekât parasını tazmin etmeleri gerekir.
Selamünaleyküm. Arsayı arsa olarak satmak için bekletiyorsanız her yıl ona tıpkı elinizdeki para gibi zekât vereceksiniz. Üzerine ev yapmak için bulunduruyorsanız zekât gerekmez. İleride satma kararı verirseniz yine zekât hesabı devreye girecektir.
borç konusundaki diğer fetvalar
“Sadaka” kişinin yükümlü olmadığı hâlde iyilik yapmasıdır. “Borç” ise kişinin yükümlülüğünün adıdır. İnsanın yükümlü olduğunu bırakıp yükümlü olmadığını yerine getirmesi makul olmaz. Ancak borç açısından etkili olmayan bir sadakada sıkıntı yoktur. Verilecek sadakadan dolayı borcu ertelemek gibi bir durum oluşursa sakıncalı olan odur.
Size verilen işi hakkıyla yaptıysanız size ücret vermesi onun üzerine gerekli olmuştur. Vermeyip geciktirmesi günahtır. Sizin de elinize geçen fırsatı değerlendirip hakkınızı almanız esasen izin verilen bir iştir. Ancak böyle bir hakkını almanın size ilave sorunlar getirebileceğini unutmasanız daha iyi edersiniz. Yasal yolları denemelisiniz.
Hadislerde “Allah’ın adını anarak isteyene verin” buyuruluyor. Buradaki “verin” emri teşvik içindir, verilmezse haram olmaz. Mekruh bir iş olabilir. İsteyen ölümcül bir tehlike anında istiyorsa veya esasen hak sahibi olan birisi Allah’ın adını anarak istiyorsa o zaman vermek farz olur.
Dört mezhep fukahasının sözü, alacağın zekâta sayılmasının caiz olmayacağı şeklindedir. Zekât bir ibadettir. Niyet ister. O niyet para elden çıkarken borç olarak başladıktan sonra zekâta dönüştürülemez.
Hayır, satmaya karar vermediğiniz sürece tır için zekât vermeniz gerekmez. O sizin ekmek teknenizdir. Ondan kazandığınızdan biriktirirseniz o paradan zekât vereceksiniz. Şu anda borcunuz da bulunuyor. O borç oranını elinizde para olsa da ondan düşebilirsiniz. Allah Teâlâ işinize bereket versin. Aman kul hakkına dikkat edin. Özellikle yollarda kural ihlali yapmamaya çalışınız. Bereketini göreceğiniz bir iş üzere olmaya çalışınız.