Fetva Meclisi
Soru
Zekât vermem gerekiyor, fakir bir kişideki alacağımı zekâtıma saymam mümkün müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Borcu düşürmeniz yani sendeki alacağımı iptal ettim demeniz isabetlidir ve güzel bir iştir ama bunu vermeniz gereken zekât ile yapmanız yanlıştır. Fukahanın önemli bir bölümü önceden gerçekleşmiş bir alacağı zekâttan düşmenin yani verilmesi gereken zekâtı alacağa saymanın caiz olmayacağını belirtmiştir. Ancak şöyle olabilirdi: Siz vereceğiniz zekâtı borçluya verirdiniz o da size olan borcunu öderdi. Caiz olan böylesidir. Bir ibadet muhakkak niyetle yerine getirilebilir. Siz borç verirken zekât diye niyet etmemiştiniz. Sonradan onu yani borcu zekâta çeviren bir niyet yapamazsınız. Bunun bir benzeri bugün kılamadığınız sabah namazının yerine mesela önceki kıldığınız bir sünneti saydırmak gibi olur. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Zekât ancak verilecek malı fakire temlik ederek (temlik, ona ait hakka dönüştürmek) yerine getirilebilir. Böyle bir uygulamada o anda fakire verilen bir şey yoktur.
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyet şartı ile yerine getirilebilir. Niyet ise ibadetten önce bulunur. Sizin durumunuzda para verilmiş sonrasında ise zekâta sayılması isteniyor. Bu durumda yapılan işin zekât olarak işlemesi mümkün olmaz. Şöyle bir şey yapılabilir: Siz ona yeniden alacağınız kadar zekât verirsiniz. O da para bulduğu için size borcunu öder. Bir hile ve baskı yapılmadan bu yapılabilirse zekât yerini bulur.
Zekâtın geçerli olması için fakire verilecek para veya malın ona temlik edilmesi yani onun mülküne geçirilmesi şarttır. Bu da zekâtın fiilen fakire teslimi ile gerçekleşir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/369) Mesela yemek hazırlayıp bunu fakirlerin yiyebileceğini ilan etmekle ya da onlara yedirmekle o yemek temlik edilmiş/verilmiş olmaz. Ancak aynı yemek yapılıp zekât niyeti ile fakire teslim edilirse, temlik gerçekleşmiş yani zekât verilmiş olur. Buna göre, bir kimseye borç verirken zekâta niyet edilmediği, daha sonra da bu parayı zekâta saymaya niyet edildiği zaman, paranın kendisi ortada bulunmadığı için temlik gerçekleşmiş olmayacaktır. Dolayısıyla bir kimseye borç olarak verilmiş olan paranın daha sonra borçluya zekât niyeti ile bağışlanması ile zekât verilmiş olmaz. Dört mezhep âlimleri bu görüştedir. Temlik kavramına daha geniş bir anlam yükleyen bazı âlimler ise fakirin zimmetinde bulunan kira vb. alacağın ona bağışlanmasını da temlik olarak değerlendirmişler ve bunu caiz görmüşlerdir. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât,3/325-326; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 3/1981) Bu son görüşle de amel edilebilir.
Gerekenden fazla verilmiş zekâtın fazla olan kısmı verenin sadakası olur biiznillah. Fakire temlik edildikten sonra da geri istenmez. Bir sonraki yılın zekâtı olarak önceden fazla verilmiş miktardan kesmek caiz olmaz çünkü zekât bir ibadettir. Her seferinde tıpkı her vaktin namazı gibi yeni bir niyetle yerine getirilir. Bu yıl zekât verecek olan verirken niyet eder de verir. Niyetsiz hiçbir ibadet muteber olmaz. Dolayısıyla önceki yıldan artanı daha sonra gelecek yıla saymak mümkün değildir.
İbadetlerin bir numaralı şartı niyettir. Niyet olmadan hiçbir eylem ibadet yerine geçmez. Niyet de eylemden önce olmalıdır. Önceden 'borç' olarak verdiğiniz bir para, sizin elinizden çıkarken ibadet niteliğinde bir niyetle çıkmadı. Şimdi onu ibadete dönüştürmeniz mümkün değildir. Böyle bir durumda şunu yapabilirsiniz: Ona alacağınız kadar para verin. Sonra da alacağınızı isteyin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Zekât bir ibadettir ancak niyetle yapıldığında sevaba dönüşür ve ibadet olarak yerini bulur. Siz o paraları verirken zekât olarak niyet etmediğiniz için sonradan onu ibadete dönüştüremezsiniz. Tıpkı, dün kıldığı bir nafile namazı bugünkü farz namazın yerine saymak isteyen biri gibi olur bu.
borç konusundaki diğer fetvalar
Zekât borcunuzu işçilerinizin maaşı olarak veremezsiniz.
Zekât için TEMLİK şarttır. Temlik, zekâtı bir kişiye sahiplendirmek demektir. Şirket kişi değildir. Aynı şekilde bir camiye de zekât verilemez. Eğer şirket zararda ise ve borçlarını kapatamıyorsa bu, sahiplerinin borcu olarak kabul edilebilir. Şirketi olduğu hâlde artık bitmiş durumdaki biri kişi olarak zekât alabilir ama burada ne kadar bitti ne kadar önü açık olduğu hâlde mevcut durumu sıkışıktır diye bir inceleme yapılması gerekir.
Vasiyet yazmak genelde mal ile alakalı olarak bilinir. Aynı zamanda genel konularda da nasihat nitelikli vasiyet yazılabilir/yapılabilir, ona da vasiyet denir. Mal ile alakalı vasiyetin hükmü şöyledir: Vasiyet yazmak fukahanın ittifakı ile farz değildir. Bir müstahab/fazilet olarak kabul edilir ancak değişik durumlarda değişik hükümler alabilir: a- Ödenmemiş kefaret gibi dini bir vazifesi, resmi işlemlerle belgelenemeyecek borç ilişkileri gibi durumu olanların vasiyet yazması vaciptir. b- Varisleri zengin ama yakın akrabalarından yardıma muhtaç olanların bulunduğu birisinin onlara mal bırakacak bir vasiyet yazması ise müstahabtır. c- Mirasçıları mala muhtaç ve onun bırakacağı mal da az bir şey ise böyle birinin vasiyet yazıp başkasına mal bırakması mekruhtur. d- Malının üçte birinden daha fazlasını vasiyet edenin vasiyeti, -Zaten ona mirasçı olacak birine özellikle fazla alsın diye vaziyet yazması, -Haram bir şeye sebep olacak bir vasiyet yapılması, -Varislerin zarar göreceği bir vasiyet yapması haramdır.
Siz, aranızda borç ilişkisi yokken hediyeleşiyor, birbirinize ikramda bulunuyor idiyseniz onu devam ettirmenizde hiçbir sakınca olmaz. Böyle bir geçmişiniz yoktu ama araya borç ilişkisi girdiği için oluşturduğunuz bir hediyeleşme/ikram ortamı dinen sakıncalı olur. Bu şekilde durumunuzu tespit ediniz.
İskat, insanın ölümünden sonra namaz ve oruçlarının yapılmamış olanlarının üzerinden düşürülmesi şeklinde anlaşılan bir meseledir. Bazı fakihler benzetmeler üzerinden yapılabileceğini söylemişlerse de Kur'an ve Sünnet üzerinden dayanağı yoktur. Üzerine kaza kalmış oruçları onun yerine tutma örneğinden sonuç olarak kılmadığı namazları da (namaz başı bir 'sadaka' vererek ölmüş kişiyi namaz borcundan kurtarma uygulaması yapılmaktadır. Kanaatimiz odur ki, bilhassa namaz için bir faydası yoktur.
Bu faiz denen işlemdir. Caiz olmaz. Şöyle olabilir: Siz ona istediği borcu verirsiniz. O size vaat ettiği günde aldığı kadarını geri verir. Sonra da size belli bir miktar hediye gibi bir miktar verir. Sizin ise öyle bir beklentiniz yoktur. Bu olabilir.