Fetva Meclisi
Soru
Büyük virüs salgını nedeniyle iş yerimdeki işçilerimin maaşlarını ödeme durumumuz olmayacak, çalıştıramıyoruz, iş çıkmıyor. Onların maaşlarını birikmiş zekâtımızdan versek olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
a. Salgın ve benzeri afet zamanlarında işveren veya çalışan çalışma akdini feshedebilir. Bu fesih yasal engeller nedeniyle işletilemiyor ise, b. Çalışanlara (zekât alabilecek durumda iseler) zekât fonundan destek verilebilir ama zekâtın AYLIK YERİNE verilmesi caiz olmaz. Zekât bir ibadettir, ibadetler menfaat için kullanılamaz. Zira zekât Müslüman’a verilir. Çalışanlar arasında Müslüman olmayan zaten zekât alamaz.
İşveren, işçisinin maaş, ikramiye, prim ve sigorta gibi hak ettiği alacaklarını zekâtına mahsuben veremez. Ücret yükümlülüğü ile zekât yükümlülüğü birbirinden farklı iki yükümlülük olduğundan biri diğerinin yerine ödenemez. Ancak işveren zekât alabilecek durumda olan işçisine ücretinin yanı sıra zekât da verebilir.
Seksen gram altın, o değerde para veya ticari eşyanız yoksa alabilirsiniz. Ama kendinizi zekât almaya alıştırmayın. Allah'a zekât verebilecek duruma sizi ulaştırması için dua edin.
Selamünaleyküm. Bu, sizin meseleniz değildir. Size özellikle 'bu zekâttır' diye verilmedikçe sizin endişe etmeniz gerekmez. Ancak zekât alamayacak durumda olanlar patronlarını ikaz edebilirler.
Selamünaleyküm. Zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.
Selamünaleyküm. Verilen zekât paralarını veya yardımları çocuğun hesabına alabilirsin. Harcarken de ona harcarsın. Allah size sabırlar ihsan etsin.
borç konusundaki diğer fetvalar
Zekât için TEMLİK şarttır. Temlik, zekâtı bir kişiye sahiplendirmek demektir. Şirket kişi değildir. Aynı şekilde bir camiye de zekât verilemez. Eğer şirket zararda ise ve borçlarını kapatamıyorsa bu, sahiplerinin borcu olarak kabul edilebilir. Şirketi olduğu hâlde artık bitmiş durumdaki biri kişi olarak zekât alabilir ama burada ne kadar bitti ne kadar önü açık olduğu hâlde mevcut durumu sıkışıktır diye bir inceleme yapılması gerekir.
Vasiyet yazmak genelde mal ile alakalı olarak bilinir. Aynı zamanda genel konularda da nasihat nitelikli vasiyet yazılabilir/yapılabilir, ona da vasiyet denir. Mal ile alakalı vasiyetin hükmü şöyledir: Vasiyet yazmak fukahanın ittifakı ile farz değildir. Bir müstahab/fazilet olarak kabul edilir ancak değişik durumlarda değişik hükümler alabilir: a- Ödenmemiş kefaret gibi dini bir vazifesi, resmi işlemlerle belgelenemeyecek borç ilişkileri gibi durumu olanların vasiyet yazması vaciptir. b- Varisleri zengin ama yakın akrabalarından yardıma muhtaç olanların bulunduğu birisinin onlara mal bırakacak bir vasiyet yazması ise müstahabtır. c- Mirasçıları mala muhtaç ve onun bırakacağı mal da az bir şey ise böyle birinin vasiyet yazıp başkasına mal bırakması mekruhtur. d- Malının üçte birinden daha fazlasını vasiyet edenin vasiyeti, -Zaten ona mirasçı olacak birine özellikle fazla alsın diye vaziyet yazması, -Haram bir şeye sebep olacak bir vasiyet yapılması, -Varislerin zarar göreceği bir vasiyet yapması haramdır.
Dört mezhep fukahasının sözü, alacağın zekâta sayılmasının caiz olmayacağı şeklindedir. Zekât bir ibadettir. Niyet ister. O niyet para elden çıkarken borç olarak başladıktan sonra zekâta dönüştürülemez.
Siz, aranızda borç ilişkisi yokken hediyeleşiyor, birbirinize ikramda bulunuyor idiyseniz onu devam ettirmenizde hiçbir sakınca olmaz. Böyle bir geçmişiniz yoktu ama araya borç ilişkisi girdiği için oluşturduğunuz bir hediyeleşme/ikram ortamı dinen sakıncalı olur. Bu şekilde durumunuzu tespit ediniz.
İskat, insanın ölümünden sonra namaz ve oruçlarının yapılmamış olanlarının üzerinden düşürülmesi şeklinde anlaşılan bir meseledir. Bazı fakihler benzetmeler üzerinden yapılabileceğini söylemişlerse de Kur'an ve Sünnet üzerinden dayanağı yoktur. Üzerine kaza kalmış oruçları onun yerine tutma örneğinden sonuç olarak kılmadığı namazları da (namaz başı bir 'sadaka' vererek ölmüş kişiyi namaz borcundan kurtarma uygulaması yapılmaktadır. Kanaatimiz odur ki, bilhassa namaz için bir faydası yoktur.
Bu faiz denen işlemdir. Caiz olmaz. Şöyle olabilir: Siz ona istediği borcu verirsiniz. O size vaat ettiği günde aldığı kadarını geri verir. Sonra da size belli bir miktar hediye gibi bir miktar verir. Sizin ise öyle bir beklentiniz yoktur. Bu olabilir.