Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim ellerimde sorun var ve siğiller çıkıyor. Birçok doktora gittim, hepsi tedavi için bir şeyler yaptı. Neredeyse yok oldular ama şimdi yine ellerimde sorun var. Bu durumun büyüyle veya nazarla bir ilgisi olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İyi oldu isen ne güzel, şükret. Hâlâ hasta isen tekrarından uzak dur. Hepimiz insanız, ilk defa girdiğimiz bir odada bile bu kadar heyecanlanabiliriz, abartmaya ve ürkmeye gerek yoktur. İbadetinize devam edin. Sabah ve akşam zikir yapın. En az yirmişer dakika zikir yapın, geçer biiznillah. Bu arada doktoru da ihmal etmeyin.
Böyle bir tedavinin varlığını bilmiyorum ama yapsanız da sakıncası olur zannetmem. Dilerim şifa bulursun. Geçmiş olsun.
Muhakkak doktor tedavisine gideceksin. Onlar senin için tamam diyene kadar gideceksin.
Zihninizi kontrol sorunu yaşıyorsunuz. Acilen doktora gidin. Aksi takdirde bu sorununuz daha da ilerler. Allah şifalar versin.
Kesinlikle doktor tedavisini önemsemelisiniz. İşiniz doktorla bitecek gibi duruyor. Allah şifa versin.
Selamünaleyküm. Anlaşılarak okunan bile şifa olmaz elbette, nerede kaldı ki anlaşılmadan okunan şifa olsun ama Kur'an’ın, kendisi şifadır, okunduğu için değil ona iman edildiği için şifa kaynağıdır. Onu sıradan bir tıp kitabı gibi görürsek elbette içinde ilaç bulunan bir kutu kimseye fayda vermez. Kur'an ise olduğu gibidir ona iman edene.
büyü konusundaki diğer fetvalar
Her ikisi de günahkâr olur. Büyü yapılan kimsenin sorumlu olmaması için deli olması gerekir. Büyülenmiş kimse iradesi zayıflamış kimsedir. Dolayısıyla kişi büyülenmiş de olsa iradesini kontrolü elden bırakmamalıdır. Allah bu hallerden hepimizi korusun.
Bahsettiğiniz durumlar büyü göstergesi değildir. Yatmadan en az iki saat önce sosyal medyadan uzak durur ve dualarını da okurlarsa hiçbir sorunları kalmayacakları konusunda emin olabilirler.
Bir kere böyle şeylerin basit ve seviyesiz insanların işi olduğunu, asla zannedildiği gibi etkili olmadığını, insanın psikolojik bir huzursuzluk yaşamasına sebep olacağını biliniz. Bunu yapan ise muhakkak kul hakkına girmiştir. Helallik almadıkça da ahirette ateşi bulacaktır. Zira insana zarar veren her ne ise o bir kul hakkı konusudur.
Bu tür hassas konularda kesin bilgi olmadan ifşa etmek yerine, dikkatli ve ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Eğer adamın açıkça mağdur edildiği ve zorla bir evliliğe sürüklendiği kesinleşirse, usulüne uygun bir şekilde onu uyarmak düşünülebilir. Ancak sadece bir şüphe üzerine hareket etmek, fitneye sebep olabilir ve zarar getirebilir.
Yaşadığımız topraklar Müslümanların çoğunlukta olduğu, her yandan ezan seslerinin yankılandığı mekânlardır elhamdülillah. Mü’min olarak ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz gibi kadere imanımız da tamdır, tastamam olmalıdır. Evlilik hususu tamamen kadere imanla ilgili bir husustur. Böyle önemli bir mecranın imtihan süreci de ağır olacaktır elbette. Şeytan bu açıdan genç birinin kulağına vesveseler verecektir. Evlilik kader ile ilgili bir husus olduğu için kişinin boyuna posuna, tesettürüne, gülüşüne, iyi bir meslek sahibi olmasına bakmamaktadır. Bunlar vesilelerdir ama evlilik ya da bekârlık sebeplerinden değildir. Allah’ın çizdiği kader birisinin yaptığı bir muska ile bitecek bir husus değildir. Ki bu söylenen kesin olmayıp zan üzere bir söylentidir. Gaybı bilen Allah’tır. Siz hedefi olan, ibadetlerini yerine getiren, sadakasını veren, dua edip Kur’an-ı Kerim okuyan, nafile namaz kılan mü’min bir hanımefendisiniz. Allah’ın koruması altında olana kimse zarar veremez. Kalbinize böyle vesveseler doğduğunda; Euzu besmelenizi çekin, Ayetel Kürsinizi, Felak ve Nas surelerinizi okuyun. Bu sığınmalarınız kâfidir ve her kötülükten üstündür. Bunun yanında evlilik hayattaki en gerekli ihtiyaçlardandır ama hayatın ta kendisi değildir. Evlenmeyen bir insan kendi ayakları üzerinde sağlamca durup yaşayabilir. Bunu hayatın yegâne amacı haline getirmemelisiniz. Kadere teslim olarak yaşar Rabbimiz takdir ettiği vakitte evliliğinizi gerçekleştirirsiniz. Kendinizi vesveseye ve çevrenin baskılarına, fısıltılarına bırakmamalısınız. Rabbimden sizin için hayırlı ve güzel olanı istemeye devam ediniz. Hayatını yoğunlaştırmanız, mesleğinizle meşgul olmanız, okuyup yazmanız sizin için en güzel olanıdır. İbadetlerini artırmak, Ramazan şuurunu bir adım daha ileriye taşımak en büyük başarıdır, kalitedir. Sırası geldiğinde de Rabbimiz hayırlı ve güzel olana sizi sevk edecektir. Rabbim afiyetler versin.
Her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Kısmet ve talih dediğimiz kavramlar aslında, Allah’ın takdiridir ve insanlar için çok farklı yollarla görünür. Bazen işler yolunda gitmez fakat Allah bu durumu bizim için bir iyiliğe dönüştürür. Hayatımızda zor bir dönem geçirdiğimizde, biz bu dönemi yanlış algılayabiliriz. Ancak unutma ki Allah’ın rahmeti sonsuzdur ve O, senin hayrını en iyi şekilde bilir. Böyle anlarda, Allah’a sığınmalı, sabırlı olmalı ve tevekkül etmelisin. İşlerin ters gitmesi, bazen bir nevi Allah’ın seni koruması, yanlış yollardan uzak tutması olabilir. Bu yüzden zor zamanlarda, dua ve sabırla kalmak seni Allah’a daha yakın kılacaktır. Dua etmek, Allah’a yönelmek, O'na içten bir şekilde yalvarmak, her zaman doğru bir yoldur. İslam’da dualarımızın ya hemen kabul olacağını ya da Allah’ın takdiri doğrultusunda bir şekilde bizlere fayda sağlayacağına inanılır. Bazen, bizler dua ettiğimizde, beklediğimiz şey hemen gerçekleşmez. Çünkü Allah, bizim için en hayırlısını bilir. Şerre çevrildiği iddia edilen dualar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Belki de yanlış yerden, yanlış bir inançla yapıldığında, zorluklar yaşanabilir. O yüzden dua ederken, Allah’a olan güvenin tam olmalı ve dualarını doğru niyetle yapmalısın. Allah, hiçbir zaman kulunu zarar uğratmak istemez. Aksine O'nun dileği kulunun hayrına olandır. İçinde bulunduğun bu durumlarda, şunu unutma: İman etmek ve sabretmek, hayatın gerçek sınavıdır. Zorluklar geçici ama sabrın ve Allah’a olan güvenin kalıcıdır. Dua et ama sabret ve her şeyin sonunda Allah’ın en güzel takdirine rıza göster. Allah’a emanet ol, sabrın mükâfatını versin.