Fetva Meclisi
Soru
Emekli annem promosyonun bir kısmını bana verdi. Evliyim. Bu parayı öğrenci olan oğluma verebilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bankaların verdiği maaş promosyonları, faiz şüphesi taşıyan meşru olmayan kazançlar arasında değerlendirilir. Bu sebeple, kişi geçim sıkıntısı çekmeyen bir durumdaysa bu parayı kendi özel harcamalarında kullanması caiz görülmemiştir. Ancak kişi gerçekten geçim zorluğu içindeyse – ki bu, ev kirasını ödeyememe, elektrik-su gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılayamama gibi durumları kapsar – o zaman bu parayı zaruret kapsamında kullanması caiz olur. Bu sebeple, promosyon paranı şahsen kullanmak yerine, geçim sıkıntısı yaşayan kardeşlerine vermek istiyorsan, bu doğru bir tasarruf olur. Hele ki birinin sağlık ve tedavi ihtiyacı varsa, bu durum açık bir ihtiyaç halidir. Promosyon parası, faiz şüphesi taşıdığı için, geçim sıkıntısı olmayan kişilere caiz değildir. Ama gerçek ihtiyaç sahibi olan (kirasını, faturasını ödemekte zorlanan, zorunlu sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan) kişilere verilebilir. Kardeşlerini bu vasıfta görüyorsan, promosyon paranı onlara vermen uygundur. İnşallah seni bu yükten kurtarır ve hayır olur.
Promosyon parası üzerinden, sonradan ödenmek üzere (geçici/belirli bir süre de olsa) menfaatlenmek doğru değildir. Alacaklılarınıza ödeme veya evinizin temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda zorlanıyorsanız bahsettiğiniz şekilde yapabilirsiniz. Ama ödemede zorlanmayıp sadece sürenin uzaması ve alacaklıların sıkıştırmaması söz konusuysa kullanmamanız gerekir. Faiz şüphesi olan bir parayı kendinizin gibi değil, yok ve verilmemiş gibi görürseniz ortada bir sorun kalmaz. Bu imtihanı daha kolay verirsiniz.
Eşinize verdiğiniz “geri ödeyeceğim” sözü, bir borç akdidir. Bedelli askerlik veya araç gibi zaruri bir ihtiyacı o borçla karşıladıysanız, ödeyebildiğiniz ilk anda iade etmeniz dinen de ahlaken de üzerinize vaciptir. Bu borç hükmündedir. Bu borcun geç ödenmesi, size günah değil ama özürsüz ertelemek zulüm olur. Hadiste geçtiği üzere: "Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür." (Buhârî, Havâlât 1; Müslim, Müsâkât 10) Bu borcu ödemeniz, eşinize iyilik değil, bir adalet borcudur. Hakkını zamanında teslim etmekle yükümlüsünüz. Katılım bankasıyla yapılan maaş anlaşmasından dolayı “promosyon parası” adıyla bir meblağ size veriliyor. Bu para ne yazık ki (faizli bankalar kadar olmasa da) kanaatimizce "faiz şüphesi" taşıyan bir paradır. Bu da fıkhen güvenilir bir kazanç türü değildir. Dolayısıyla bu paraya mecbur kalınmadıkça tenezzül edilmemelidir. Alındığında da bankada bırakılmamalı ya fakir birine promosyon parası olduğu söylenmeden verilmeli ya da zaruret varsa ancak asli ihtiyaç için kullanılmalıdır. Bu bilgilere göre ailenizi geçindirebiliyorsanız küçük birikimlerle de olsa eşinize olan borcunuzu promosyon parasına tenezzül etmeden ödeyiniz. Kardeşim, zor zamanlar olur, omuzlar ağırlaşır ama Allah da kulunu görür. Siz borcunuzu ödemeye niyetlisiniz ve imkân arıyorsunuz. Bu samimiyetle olduktan sonra Allah size mutlaka yardım edecektir. Allah, size en temiz kazancı nasip etsin, harama veya şüphelisine mecbur bırakmasın.
Bu para en azından şüpheli bir paradır. Ağır zarureti olmayan buna tenezzül etmemelidir. Bankaya da bırakılmamalı ve alınıp bir fakire veya derneğe verilmelidir.
Promosyon faiz değilse de faizci bir kurumdan geldiğinde sıkıntılıdır. Ağır zarureti olmayan onu alıp bir hayra aktarmalıdır.
Fıkhen ve ahlâken bir kamu çalışanı, mesai saatleri dışında, görev alanıyla çakışmayan, görevi aksatmayan, devletin memura koyduğu etik kurallara (çıkar çatışması, gizlilik, izin şartı vb.) aykırı olmayan bir işi yapabilir. Özellikle borçtan kurtulmak, harama bulaşmamak, aileye helal lokma temin etmek gibi güzel niyetlerle yapılan işler hem meşrudur hem de sevaptır. Ancak şunu unutma bu ek iş seni asıl görevinin kalitesinden alıkoymamalı. Haram içerikli bir iş olmamalı. Mesela, ticarete destek veriyorsan fatura-dürüstlük konusuna dikkat etmelisin. Promosyon parasını kullanmadığında kredi kartı borcunu ödeyemiyorsan ve bu borç gittikçe artıyor, seni faiz ödemeye mahkûm ediyorsa o zaman fıkıh sana “buradan çıkış için” ruhsat verir. Ama bu ruhsat şudur: “Haramdan kaçmak için şüpheliyi kullanmana geçici olarak izin verilir. Bu parayı kazanç gibi görme, çıkış kapısı olarak gör.” Fakat biraz daha sabrederim, fazladan çalışırım, ek iş bulurum ama bu paraya el sürmem diyorsan… Evet, kardeşim, tavsiye edilen budur. Zaten şüpheli olanı terk etmek takvanın zirvesidir. Bu sana ahirette sevap, dünyada izzet olur. Ama alternatifin yoksa “Ya bunu alırım ya da faiz öderim” diyorsan, o zaman zaruret ruhsatı ile promosyon parasını sadece bu borcu kapatmak için kullanabilirsin. Ama ileride rahatladığında, içini rahatlatmak için bu miktarın bir kısmını sadaka vermen çok yerinde olur. Rabbim borcunu kolayca ödemen için sana kapılar açsın. Faize düşmeden, kul hakkına girmeden hayatını sürdürmeyi nasip etsin.
banka promosyonu konusundaki diğer fetvalar
Evini geçindirmekte zorlanan kimseler hariç promosyan parasını direkt veya dolaylı da olsa kendisine yararı dönecek şekilde kullanması caiz değildir. Bedelli askerlik ücreti de buna dahildir.
İnsan başını kuma sokunca güneş sönmez.
Saydığınız kimseler gerçek ihtiyaç sahipleri (geçinmekte zorlanan kimseler) iseler aldığınız parayı verebilir, ihtiyaçlarını temin eden alış veriş yapabilirsiniz. Aksi takdirde promosyon parası faiz şüphesi olduğundan dolayı veremezsiniz. Ama hediye kelimesiyle lüks/ihtiyaç dışı harcamayı kastediyorsanız bu caiz olmaz.