Fetva Meclisi
Soru
Hocam on üç yaşında bir çocuk epilepsi nöbetleri geçiriyor. Sabah namazı vaktinde genelde oluyor. Tedavisi ile ilgilenen doktoru demiş ki: Bu çocuğu sabah namazına kaldırmayın. Namaza kalkarsa nöbet geçirir. Uykusu düzenli olması sağlandıktan sonra böyle bir tespit tıbben uygun mudur? Doktorun bu tavsiyesine uyup çocuğumuzun namazını kazaya bırakması yönünde uygulama yapabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Selamünaleyküm. Dinimizi insan olarak yaşıyoruz. Elbette hata edeceğiz, beceremediklerimiz olacak. Eğer, yapamadıklarımız veya hatalarımız bizi kahrediyorsa sıkıntı yok demektir. Namaz kazaya bırakmak da böyle bir şeydir. İlk fırsatta hemen kaza edersek ve istiğfar da edersek mesele yoktur.
Selamünaleyküm. Sabah namazı vakti girdikten sonra sadece sabah namazının Sünnet'i ve farzı kılınmalıdır. Sünnet olarak başka namazların kılınması mekruhtur. Kaza için ise böyle değildir. Ama o saati zikirle geçirmek daha efdaldir.
Selamünaleyküm. Annenizin hastalığı onun bir çeşit yoğun bakım hastası gibi olmasını gerektirecek düzeyde ise doktor da uyandır mamanızı söylediğinde uyandırmaya bilirsiniz, kaza eder.
Namaz vakitli olarak farz kılınmıştır. Namazı kendimize göre değil kendimizi namaza göre ayarlamaya çalışalım. Allah yardımcınız olsun. İşiniz zor. Zorlandığınız vardiyada saatinizi sabah namazına göre ayarlayıp istirahat edin. Kalkmaya çalışın. Kalkabilirseniz kılın. Kalkamazsanız kazasını kılarsınız. Fakat her hâlükârda sabah namazına kalkma mücadelenizin olması gerekir.
Sizin durumunuzdaki bir mü'min şöyle yapmalıdır: Namaz gibi büyük bir ibadeti ihmal ettiği için tevbe etmeli ve tevbesini korumalıdır. Geçmiş namazların toplamını hesap etmeli ve onları kaza etmeye karar vermelidir. Mesela 3650 sabah namazı gibi, belirlemelidir. Ardından da “üzerime kaza kalan son sabah namazına niyet ettim” diyerek sabah namazı gibi iki rekât namaz kılmalı. Kaza ederken namazların sünnetlerinin kazası yoktur. Sadece yatsıyı kaza ederken vitir namazı da onunla beraber kaza edilir. Bu takvimi çalıştırırken mesela sabah namazlarını bitirip öğleye geçebilirsiniz veya bir günlüğü bitirip diğer güne geçebilirsiniz. İkisi de aynı sonuca götürür. Cuma namazlarının kazası olmaz, onların yerine öğleyi kaza etmiş olursunuz. Kazaları bitirmek için kendinize plan yapın. Mesela: Hafta tatillerinde bir haftalık namaz kılmak gibi ya da yatmadan önce bir günlük namaz kılmak gibi… Bu plana da sadık kalırsanız yani tevbenizin pratiğini yapmaya devam ederseniz, o tevbeye sadık kaldığınız anlaşılırsa biiznillah ömrünüz kazaları bitirmeye yetmese bile Allah’ın mağfireti size yeter.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Nikotin sakızı sigarayı bırakmada kullanıldığında ilaç hükmünde olur. Doktorun tavsiyesi ile ve verdiği ölçülerle kullanıldığında caiz olur. Doktorun tavsiyesi dışında kullanıldığında sigara gibi zarar verdiği tespit edildiğinden serbest (doktor önerisi olmadan) kullanımı caiz değildir deriz.
Geçmiş olsun. Böyle bir durumda yapılan normaldir. O günü Ramazan'dan sonra bir gün olarak kaza edersiniz.
Bir insanın bedenindeki arızanın giderilmesi ne ise çocukla ilgili arızayı gidermek de odur. Caizdir hatta gereklidir de. Tedavi olmamanız zaman içinde sizi evlilik bağından uzaklaştıracak bir neden olabilir. Belki üç yıl henüz erkendir ama zaman içinde doktora gitmeniz daha isabetli olur. Allah yardımcınız olsun.
Sendikaya üyelik aynı meslek grubuna sahip olan kimselerle dayanışma demektir. Sahip olunan hakkın korunması veya elde edilmesi açısından değerli görülebilir. Yeter ki sendika kötülüğe hizmet etmesin, haksız bir işin savunuculuğu yapmasın veya sömürü/şantaj aracı olarak kullanmasın. Kanuna aykırı olmadığı kesilen parada da devletin bu sendika aracılığıyla verdiği parada da sorun yoktur. Bu konuda aynı mesleğe ve derde sahip kardeşlerinizle bir arada olmanızı tavsiye ederiz.
Tıp alanına giren işlerde erkek/kadın farklılığına rağmen tedavide ruhsat vardır. Tüp bebek de bir tedavidir ve ruhsatla ilgili alandadır. Yalnız şunu bilmemiz gerekiyor: Kadının erkeğe, erkeğin kadına gitme ruhsatı hastanın kanunen tedavi olabileceği ortamlarda en azından aynı şehir içinde kendi cinsinden bir doktor bulunmaması durumları için geçerlidir. Ayrıca uzmanlık farkı da bir ruhsat nedenidir. Daha uzman birini seçmekte sakınca olmaz. Bu uzmanlığı ya daha önce tedavi olan hastaların birikiminden ya da akademik durumlarından belirleyebiliriz. Bunda da biiznillah sakınca yoktur.
Tıp zaruretlerin cari olduğu bir meslek dalıdır. Suistimal edilmemek kaydı ile zorunlu durumda doktor ve hemşireye ruhsat vardır.