Fetva Meclisi
Soru
Evlendikten sonra ailemle beraber kalıyorduk. Eşim hem aynı evde kaldığımız için hem de çalışırsa daha erken evimizi ayıracağımız için çalışmak istediğini ve izin vermemi istedi, (nişanlıyken de çalışıyordu zaten). İlk zamanlar istemesem de onay vermiştim, şimdi evimiz ayrı ve benim maaşımla lüks bir hayat yaşamasak da geçinebiliriz ve ben eşimin çalışmasını istemiyorum, kendisine bunu söylesem de bir türlü anlaşamıyoruz. Çok ciddi olarak rahatsız oluyorum. Eşimden, işten çıkmasını isteyerek istediği hayatı tam olarak verememekle hakkını yemiş oluyor muyum? Eşimi nasıl ikna etmem gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkek evlendiği kadınını geçindirmek zorundadır. Dinimizde kadın isterse çalışır. İstemiyorsa çalışmaz, erkek sorumluluğunu kadınla paylaşma hakkına sahip değildir. Siz, aile huzurunuz açısından meseleye bakın. Çalışabildiğiniz kadar çalışın. Eşinizle bu konuda tartışırsanız şeytan sizi buradan tutuşturduğu bir ateşle yakabilir maazallah.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sabrınız kavi olsun. Çalışmanız için mecbur kalırsanız çalışabilirsiniz. Bunun için öncelikle sadece kadınların bulunduğu ve helal olan bir iş arayın. Onu bulamayınca şartları biraz daha daraltabilirsiniz. Sıkıştıkça zorunluluk durumunu devreye sokun. İlk fırsatta da en helal olana intikal edin.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Şunu hiç tereddütsüz bilmelisiniz: Kazanmak istiyorsanız sonuna kadar sabretmek zorundasınız. a- Yapmış olduğunuz iyilikleri ve iyi davranışları unutun; Allah bilsin yeter. b- Eşinizle evlendiğinizde o açık biri idiyse siz onu öyle kabul ettiniz demektir. Şimdi sabır ve nezaketle örtünme sürecine geçmesini sağlamaya çalışın. İş konusunda da aynı şekilde onu öyle kabul ettiniz, yasak getirmeniz size zarar verir, yuvanızı sarsabilir. c- Eşinizin ailesine gitme hakkı sizin engellemeniz doğru olmayan bir haktır. Ancak bu aynı şehir içinde mesela haftada bir veya iki haftada bir gibi olur. Günübirlik olmaz elbette. Çevredeki örfe dikkat edersiniz. Kadınlar umumiyetle, eşlerinin yasaklamasına inat daha fazla gitmek isterler, buna dikkat edin.
Eşinizinki anlayışsızlık ya da kadın inadı olarak yorumlanabilir. Ama sizin ki de pek akıllıca bir iş değil doğrusu. Aileyi basit bir tartışmaya kurban veriyorsunuz. Daha basiretli davranmanız gerekirdi. Nefsinize alet olmamalısınız. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Eşiniz, bu hususta haksız değil ama bunu babanıza annenize geniş bir sürece yayarak hazmettirmeniz gerekir. Onların da gönüllerini kırmamaya gayret etmelisiniz. Yavaş yavaş ikna edin. Meselâ ayrılmayı direk söylemek yerine haftada bir kere yemeğe çıkmayın. Bir iki ay sonra iki kere derken alışmalarını sağlayın. Yaşlıların bu tür istekleri bir tür tatmin içindir. Babalık hazzını yaşamak isterler. Onları da hoş görmek gerekir. Eşiniz de bir gün gelinlerine aynısını yapacak, onu unutmasın.
Babanla tartışmayı bırak, onunla akıllıca ve sabırla konuşmalısın. Evde sıkıldığından dolayı çalışmak istiyor ve baban da bu konuya sıcak bakmıyorsa ders-sohbet halkası gibi sosyal etkinliklere katılarak bu sıkılganlığının üstesinden gelebilirsin. Çalışma konusunda kararlıysan ona güven veren bir çalışma planı yapabilirsin. (Evden iş, uygun bir meslek vb.) Evlenmek istemen de çok doğal. Ancak her şeyin bir vakti var. Belki senin için en hayırlısı henüz gelmedi. Şu an içinde bulunduğun süreç, seni daha güçlü ve olgun biri yapıyor olabilir. Güzel bir eş olabilmek için kendini geliştir. Evlenmek tek başına bir amaç değil, huzurlu bir evlilik kurabilmek asıl önemli olandır. Şu an yaşadıklarını, seni daha güçlü yapacak bir süreç olarak gör. "Siz bir şeyi sevmeyebilirsiniz ama o sizin için hayırlı olabilir. Yine, bir şeyi çok sevebilirsiniz ama o sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Bakara, 2/216) Belki şu an sana kapılar kapalı gibi görünüyor ama Allah, senin için çok daha hayırlısını hazırlıyor olabilir. Duanı bırakma ama sabırsızlığa kapılma.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Genç yaşta saç dökülmesi tedavi gerektiren bir hastalık sayılabilir. Tedavi görmenizde sakınca yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Üç önemli KERAHET VAKTİ vardır. Bu vakitlerde namaz kılmak caiz değildir. Bu vakitleri takvimlerdeki sembollere göre şeyle sıralayabiliriz: a- Takvimde yazan GÜNEŞ vaktinden sonra kırk dakika, b- Öğlen vaktine kırk dakika kala, c- Akşam vaktine kırk dakika kala. Sadece şöyle bir istisna vardır: İkindi namazını kılmayan akşam vaktine beş dakika kala bile olsa namazını kılar.
İnsandan insana organ nakli ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: - Varislerinin muvafakatı ile ölüden nakil yapılabilir. - Yaşayan bir insandan ONUN İÇİN HAYATÎ niteliği bulunan yani olun yaşamını tehlikeye atan bir nakil yapılamaz. Bunu şöyle anlayabiliriz: Muhtemeli bir sağlık için devam eden bir sağlığı tehlikeye atamayız. Mesela sağlıklı bir insanın kalbini ve benzeri hayatî niteliği bulunan organını o bağışlasa bile alıp hasta birine veremeyiz. - Hayatî niteliği bulunmayan organların ya da yenilenebilen bölümlerin verilmesi pek çok muasır âlim ve fıkıh kurulu tarafından caiz görülmüştür. Mesela böbrek verilebilir bir organ kabul edilmiştir. Bu hususta tam bir fikir birliği yoktur. Bizim kanaatimiz, ulemanın olur görüşünü saygıyla kabul etmekle beraber bu husustaki suiistimal endişesini göz ardı etmemek gerektiği şeklindedir. Yaygınlaştırılması üzerine düşüncelerimiz vardır. - Böyle bir nakil durumunda kesinlikle ticari bir işlem yapılmamalıdır yani verecek insan, BÖBREĞİNİ SATAN değil insan kardeşine hibe eden olmalıdır. - Ön tahliller tıbbın son verilerine göre net yararlı nitelikte olmalıdır. - Veren kişi, hayatını eksik yaşayacak şekilde bir zarar görmemelidir. - Böyle bir alıp vermede insan olmayı öne çıkarırız. İyi birine vermek elbette önemlidir ama insanlık ortak paydamızdır.
İHYAUULUMİDDİN bu ümmetin kütüphanesinin en önemli eserlerinden biridir. Allah Teâlâ, müellifi Gazali'ye rahmeti ile muamele buyursun. Ele aldığı konuların önemli bir bölümünde, kendisinden sonrakilerin temel dayanağı olmuştur. Yalnız şu hususu bilmemiz gerekir: Bir ilacın gücünün büyük olması aynı zamanda o ilacın yan tesir kabiliyetinin de var olmasını gösterebilir. Nitekim Gazali'nin engin görüşleri müessir bir ilaç gibidir. Bu zaman, Gazali'nin eserlerinin bir âlim nezaretinde okunması gereken zamandır. Sizin gibi pek çok insanda yan tesir yapmıştır. Bu durum, İhya'nın ne önemsizliğini ne de gereksizliğini göstermez. Ne yazık ki bizim yaşadığımız hayat, İhya'da anlatılan konuların bizi uçuk noktaya taşımasına neden olacak durumdadır. Tavsiyemiz şimdilik o kitaptan uzak durmanızdır. Onu size bir âlim okutsun. Aksi takdirde kâr/zarar dengesi kuramayabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Sizin hakkınızı ödemek durumunda olan birinin size hakkınızı verirken onu nereden bulduğunu soruşturmanız gerekmez. Evet, öyle bir iş yapmadan vermiş olsalar daha iyi olurdu ama bu onların dikkat etmesi gereken bir kuraldır.
Mü'min insan, yeri geldiğinde espri yapar, güler/güldürür ama bunu seviyeli bir şekilde yapar, yerinde yapar, adamına göre yapar. Sıkıntılı olan yersiz zamansız ve ölçüsüz iş yapmaktır. Ashabı kiramı bu konuda örnek göstermede uygun bir iş yapmış olmayız. Hangi büyük işlerin arasında hangi esprileri yapmışlardı ona dikkat etmeliyiz. Siz, mevcut sıkıntınızın bir psikolojik nedene dayanıp dayanmadığını araştırın. Öyle değilse bir sıkıntı yoktur. Allah yardımcımız olsun.