Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleykum hocam. Geçen günlerde eşimin telefon geçmişinde arkadaşlık sitelerine girilmiş olduğunu gördüm. Ve ayrılmak istedim. Çünkü bu konu üzerine geçmişte çok olay yaşamıştık. Her seferinde affetmiştim. O da bana üç kere boş ol ki o sitelere ben girmedim dedi. Telefonuyla gitti sormak için. Telefoncu da virüs girme ihtimali de var dedi ama kesin bir şey öğrenemedik. Şuan bizim durumumuz nedir, lütfen yardımcı olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sadece bu kadarı ile talak gerçekleşmez.
Selamünaleyküm. Pek çirkin bir iş yapmış oldunuz. Bir talakınızı tehlikeye attınız.
Selamünaleyküm. Bulunduğunuz çevrede uzman bir bayan yoksa erkek doktora gidebilirsiniz. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Böyle bir şeyin ateşle oynamak olduğunu bilmelidir eşiniz ve siz de bilmelisiniz. Bu bir yıllık süre içinde sizi geri aldığına dair bir söz veya eylem sarf etmemiş ise siz şu anda onun eşi değilsiniz. Bir evde yaşamanız da caiz değildir. Yeniden nikâh yapabilirsiniz. Yine de bu durumu size yakın bir fetva makamı ile yüz yüze görüşün.
Aleykümselam. Anlattığınız durum, boşanmış olmanız için yeterlidir. Babanız veya onun gibi bir büyüğünüzle istişare ederek durumu bitirin.
Selamünaleyküm. Böyle bir evlilik olmaz. Tıbben tedavi gerekiyorsa onu yapın. Başka bir sorun varsa ve giderilmiyorsa boşanın elbette ama durumu gerekiyorsa adli makamlarca tespit ettirin. Sizin durumunuz akıllıca değildir. Ne bekliyorsunuz bunca zamandır?
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Haram bir iş yapanın yaptığı haramı teşvik etmemiz, tebrik etmemiz asla olamaz. Haram işledi diye de insanlarla bağımızı tamamen koparamayız. Böyle bir karar sıfır insanlı bir dünya denecek kadar yalnızlaştırabilir bizi. Ortasını bulmaya mecburuz. Etkilenmeden, hakkı söyleyerek komşuluk ilişkimizi, sosyal bağlarımızı sürdürürüz.
Şöyle sorabilirsin bu soruyu: Bir insan yanmamak şartı ile ateşle oynayabilir mi?
Kesinlikle olmalıdır. Sınırsız bir sevgi ve sınırsız bir düşmanlık pek çok yönden akidemizle ters düşer. Her şeyden önce sınırsız bir sevgi sadece Allah Teâlâ için olabilir. Mü’minler O’nu sonsuz bir sevgiyle severler. Beşer arasında da Peygamber aleyhisselamı, bir kul olarak hiç kimseyle kıyas edilmeyecek ölçülerle severiz. Arkadaş veya dost olarak benimsediklerimizi severken iki şeye dikkat ederiz. Birincisi: Sevdiğimizi Allah rızası için ve İslamî ölçülerle severiz ki, sevgimiz bizi insanî yönümüzle tatmin ederken Allah katında da ecir kazanmamıza vesile olsun. Sevdiğimizi Allah için sever ve bu hissimizi de ona bildiririz. İkincisi: Karşımızdakinin masum olmadığını, yanılıp bizi üzebileceğini kabulleniriz. Bir melekten beklenebilecekleri beklemeyiz ondan. Şüpheci bakışlarla onu incelememiz anlamına da gelmez bu tutumumuz. Bilakis dengede kalmayı, sevgiyi abartmamayı gerektirir. Dostlarımızın dostluk sınırlarını iyi belirlememiz bize menfaat olarak döner. Ticari veya mesleki bir dostluk, dini duygularla ilerleyebilir. Bir hac beraberliği dönüşte sıcak sahneler oluşturabilir. Bir seyahat arkadaşlığı iyi sonuçlar doğurabilir. Nedeni ne olursa olsun, oluşturduğumuz dostluklarımız bizi şu hususlarda gevşekliğe sevk etmemelidir: 1- Dostluğun etkisiyle hısımlık bağı kurulabilir. Ancak bu bağın kurulması için gerekli inceleme ve araştırmada gevşek davranılmamalıdır. Evlilik, bir yolculuktaki muhabbetin ötesinde derin ilişkiler getirecektir. Bunu takdir etmiş olmak gerekir. Yolculuğu paylaşmakla hayatı paylaşmak arasında büyük farklar vardır. 2- Aynı durum ticari ortaklıklar için de geçerlidir. Dostluğa rağmen, kuralına göre ticaret yapılmalıdır. 3- Mal alıp vermede, borç ilişkilerinde, dostluğu ve arkadaşlığı tek belge olarak görmek kesinlikle hatadır. Dostluğa rağmen ‘belge’ ve kurallar aranmalıdır. 4- Dostluk ve arkadaşlık, bütün sırlarda bir ağ üzerinde buluşmayı mubahlaştırmamalıdır. Özellikle ev ve aile mahremiyeti gerektiren meselelerde usulleri zorlamak yanlıştır. 5- Dostluk ve arkadaşlığın, ailenin diğer fertlerine de taşınmasını beklemek her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Fiziki ve sosyal şartlardaki beraberliğin mizaç uyuşması için yeterli olmayabileceğini takdir etmek durumundayız. Bedenlerin bir araya gelmesi kadar, kalplerin de sevişmesi şarttır. 6- Birbirlerini affetmeyi bilmeyenlerin dost olmalarının bir anlamı yoktur. Çünkü dostluk ve arkadaşlık, şeytanın sürekli fitne üretebileceği bir beraberliktir. Dostların birbirlerine en güzel ikramlarından biri, affedici olmalarıdır. Eğer affın kabullenilemeyeceği bir durum varsa, o zaman meseleyi düşmanlığa dönüştürmeden beraberliği bitirme yolu tercih edilebilir.
Bir insan Şii’dir diye ona kâfir muamelesi yapamayız. Aynı zamanda ezanımızı beğenmeyenlere karşı rahat ve gevşek de olamayız. Bu iki çizgi arasında bir denge tutturmaya çalışınız.
Müslüman insanın Müslüman olmayan bir arkadaşı olabilir. Onunla imanını ve amelini etkileyecek bir ilişki içinde olmaz. Etkilendiğini hissettiğinde de mesafe koyar.
Onunla arkadaşlıkta sakınca olmayabilir ama sizin ümmetin liderlerini ezdirecek kimlik sahibi olmanızda sizin açınızdan üzücü sakıncalar olabilir.