Fetva Meclisi
Soru
İkamet ettiğim bölgede Şiiler yaşıyor, camileri var, bizden ayrı ezanlar okunuyor. Nasıl bir iletişimimiz olmalı, komşuluk ve arkadaşlık yapılmalı mı, evlerine gidilmeli mi? Neredeyse hepsi pazarcılık yapıyor, onlardan alışveriş yapabilir miyiz? Azeri diyorlar ama Şiilermiş. Bir açıklığa kavuşturursanız sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Kâfir kâfirdir. Şu kâfir bu kâfir diye biz ayırıyoruz, Allah ayırmıyor. Onların hiçbirini Allah sevmiyor, biz de ona göre davranırız. Genel anlayışımız budur. İhtiyaçlarımızı gidermeye gelince, seçebildiğimiz kadar seçeriz. Bizdeki kâfirler veya uzaktakiler gibi ayrımlar yapmayız. Keyfilikten uzak dururuz. Göz göre göre aldanmayız. Yapabileceğimiz bu kadardır. Allah yardımcımız olsun.
Bizim kâfirlere karşı kaba ve ahlâk dışı tavırlarımız hatadır. Mü'min açısından olmamalı diyeceğimiz tavırlardır bunlar. Özellikle de azınlığı durumunda olduğumuz toplumlarda bu tür hataları yapanların iyi niyetinden şüphe ederiz. Aynı şekilde dinimizi yontarak onların gönlünü yapmaya çalışmak da akılsızlık ve boş bir iştir. İkisinin ortasında vakarımızla bulunmayı becerebilmeliyiz. Özellikle bu konu etrafında takılıp kalmamanızı tavsiye ederim size, dünyanın gündemi çok yoğun, bir konuya takılmak geri kalma nedeni olur.
Evimizi, işimizi, tatilimizi, köyümüzü, şehrimizi, her fırsatı dinimize hizmet için kullanmak zorundayız. Sadece Müslüman olmayanlarla karşılaştığımızda değildir bu görev; nerede bulunuyorsak orada dinimizin mümessiliyiz. Ama bu başka iş yapmama seviyesine gelmemelidir. Yaşarken, yer içerken bunu da yapmalıyız. Şimdiye kadar yapamadıklarımızı bırakıp bundan sonra yapmaya gayret edelim. Allah'a emanet olun.
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Haramların işlenmemesi kadar protesto edilmeleri de bir görevdir. Kesinlikle öyle bir ortama katılmayın. Varsayımla kendimizi tehlikeye atamayız. Dakikalarımızı, nefeslerimizi hesap ederek yaşamazsak Rabbimizi razı edemeyiz. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Tespitinizde nispeten doğru olabilirsiniz ama durum sizin özetlediğiniz gibi olamaz. Din adına ortada duranların bile dini siyasetten uzak, faize karışmaz gibi gösterdiği bir zamanda insanların Şeriat düşmanı olmalarını normal kabul etmek gerekiyor. Bizim vazifemiz cenneti doldurmaya çalışmaktır, cehennem zaten dolacak, dolması için gayrete gerek yoktur. Bu durum hepimizin yüreğini yakıyor. Bizim de, doğruları yeteri kadar anlatamamak gibi eksiğimiz var. Bunları konuşmak yerine neler yapsak da bu yangını biraz olsun söndürsek diye çalışalım. Allah yardımcımız olsun, dinimize hizmette hepimizi muvaffak kılsın.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Din yani Müslümanlık, insanın cennete girmesini ve Allah’ın rızasını kazanması için ona tanınmış bir fırsattır. Bu fırsatı kazanmayı engelleyecek her engel fitnedir. İman konularından birinde yanlışa düşmek, ibadetlerde eksik veya hatalı olmak, ifrat veya tefrite yakalanmak gibi bir hata fitneye düşmek olarak anlaşılır. Çünkü bunların her biri insanın ahiretini etkileyecek hatadır veya eksikliktir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dualarında bu tür hatalara düşmeye karşı Allah Teâlâ’nın korumasına sığınma tavsiyesi bulunmaktadır. Böyle bir fitneye düşmemek için: Problemli arkadaş ve dost çevresinden uzak durmak gerekir. Gerektiğinde yaşanılan şehri değiştirmeye varıncaya kadar her türlü tedbire başvurulmalıdır. Müslümanlar arasında oluşabilecek din eksenli tartışmalardan katiyetle uzak durulmalıdır. Din konularında ifrat ve tefritten uzak kalınmalıdır. Kişi dinini garantili bir şekilde elinden gitmez olarak görmemeli, Allah’a dua ederek bir fitneye yakalanmadan yaşamayı istemelidir. Bilgi eksikliği bir kayma nedenidir. Abartmadan ve ortamı, kabiliyeti, imkânları oranında bilgi edinmeye gayret etmelidir. Fitnenin genellikle şüpheler ve şehvetleri kullanarak insana sirayet edebileceği bilinmeli ve dikkat edilmelidir.
Şöyle sorabilirsin bu soruyu: Bir insan yanmamak şartı ile ateşle oynayabilir mi?
Bu bir iman meselesidir. İnsanların zevklerine uygun bir din arayışlarına çare bulamazsınız. Herkes imtihan durumundadır. Kimi kazanacak kimi de kaybedecek, yapacak bir şey yok. Asla bu tür konularda tartışmaya girmeyiniz. Bildiğiniz hakikati söyleyin ve susun. Daha ötesi onu sulandırır sizi yıpratır.
İki erkek veya iki kadının ele ele tutup yürümesinin bir sakıncası yoktur. Ortada sakınca ihtimali oluşturabilecek özel bir sıkıntı varsa o zaman fitne ihtimalinden ötürü sakıncalı deriz. Mesela biri yanlış hissiyat oluşturabilecek yapıda diğeri de yaş ve yapı olarak o hissiyata meyledecek biri ise el ele tutup yürümelerine sakıncalı deriz. Bu bütün insanlar için geçerlidir, bir yöreye ait değildir.
Selamünaleyküm. Eğer eşiniz girdi ve size yalan söylüyorsa sizin talakınız gerçekleşmiş olur. Girmediğine güveniyorsa mesele yoktur. Konu onun imanına dayanmış kalmıştır.
Haram bir iş yapanın yaptığı haramı teşvik etmemiz, tebrik etmemiz asla olamaz. Haram işledi diye de insanlarla bağımızı tamamen koparamayız. Böyle bir karar sıfır insanlı bir dünya denecek kadar yalnızlaştırabilir bizi. Ortasını bulmaya mecburuz. Etkilenmeden, hakkı söyleyerek komşuluk ilişkimizi, sosyal bağlarımızı sürdürürüz.