Fetva Meclisi
Soru
Ben Çin malı olan ürün almak istiyorum fakat Doğu Türkistan zulmü var önümüzde. Yerli malı da alırsam Yahudi’ye para gidecek, onlar da tüm dünyaya zulüm ediyorlar. Yerli malı güzel özelliklere de sahip değil ve Çin'deki ürün daha kaliteli ve ucuz. Bir ürünü almamak için seçili markanın mı İslam düşmanlığı yapması gerekiyor yoksa devletin mi hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konuda şöyle bir strateji takip edebiliriz: Söz konusu ürün şeriatımızın bize haram ettiği bir ürün ise zaten menşe ne olursa olsun onu satın alamayız, tüketemeyiz. Belirttiğiniz ülkeler Müslümanlarla ALENİ bir savaş içinde ise savaş şartları gereği onların ürününü tüketmemiz ancak alternatifsizlik ve zorunlu tüketim gereği olabilir. O ülkelerin ürünlerinin benzeri öyle olmayan ülkelerde veya bizim ülkemizde varsa aklı zaten kendi ülkemizdekini kullanmayı emredecektir. Bu çizginin ötesinde o ülkelerdeki ürünleri “kim, nasıl üretiyor?” gibi bir nedenle satın alıp kullanmamız için haramdır demek zordur. Elbette mü'min bir kalp imanının gereğini yapma konusunda ikaz edici olmaya devam edecektir. O kalbe sürekli kulak vermek gerekir.
Selamünaleyküm. Müslüman normal şartlarda kendi dininden olanın malını kullanmalıdır. Abartılı fiyat farkı, sağlığı etkileyecek oranda sağlık sorunu oluşuyorsa Müslüman olmayanın malı da kullanılabilir. Bu ölçülerin tespitinde ise herkesin kalbi hakemdir.
Pazarladığınız ürün İsrail'in zulmüne stratejik olarak yarar/üstünlük sağlayan (silah, kamuflaj vs...) ürünse caiz değildir. Normal helal ürün pazarlaması yapıyorsanız sakıncası yoktur. Yalnız ileride daha isabetli ve Müslümanların yararına adımlar atmanızı tavsiye ederiz. Allah yardımcınız olsun.
Haklısınız, doğru olanı yapmak bile abartma zannedilecek durumdayız. Allah yardımcımız olsun. Bu hususta evhama kaymadan, çevremizle küslük nedeni oluşturmadan yol almamız gerekmektedir. Biz doğru bildiğimizi yapalım, sorulduğunda gerekçemizi izah edelim. Bunun ötesinde elimizden gelmeyen şeyler için gereksiz enerji israfı ve gerginlikten de uzak duralım.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Bu konuda yaşadığımız ülkemiz bir yasaklama getirene kadar yaptığınız haram olur diyemeyiz. Kalbinizin sesi ise bambaşka bir başlıkta ele alınabilir.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Bu hakkı tanıyan firmanın sözleşmesinde bir engel yoksa yapabilirsiniz. Siz de eşiniz de ecir kazanırsınız biiznillah.
Kadının yüzünü de örtmesi bir Arap Kültürü değildir. Kadının yüzünü örtmesi dinimizin çizdiği çizgilerin içinde kalan bir uygulamadır. Bunu böyle bilmeliyiz. Bu konuda genel olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Resmi bir işlem anında, alışveriş anında ona yabancılar açısından kadının yüzünün görülmesinde sakınca görülmemiştir. Yüz ve eller dışında kadının bedeninin tamamı avret hükmündedir. Kadının yüzünü örtmesinin müstehap yani daha iyi olacağı konusunda bütün âlimler söz birliği etmişlerdir. Kadının bulunduğu ortam açısından bir fitne yani kadının iffetine göz dikme gibi bir risk varsa kadının yüzünü açmasının haram olduğu, böyle bir riskin olmadığı ortamlarda ise kadının yüzünü açmasının caiz olduğunu tespit edebiliriz. Yaşlı nine durumundaki kadınlar için bu kuralın biraz daha esnek tutulabileceği de söylenmiştir. Zamanımızda kadının genelde tesettürüne ve özelde de yüzünü örtmesine karşı dikkat çekme, takip edilme, itham edilme gibi sakıncalar oluşabilir. Bu da her bayanın kendi özel durumuna bakarak karar verebileceği bir ruhsat durumunu oluşturmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu durum babanızla aranızdaki bağlantı ve anlayış durumuna bağlıdır. Babanız için böyle bir şey hesabı sorulmayacak bir durumsa sakıncası olmaz. Kuruşuna kadar hesap soran bir babadan izin almak gerekir. Yine de siz, size olan itimadı sarsmayacak olanı tercih edin.
Ne yazık ki böyle bir inceleme yapmamız durumunda ticaretten elimizi çekmemiz gerekebilir. İnşaallah bunda bir sıkıntı yoktur diye düşünürüz.
Günü gelmiş borcun ödemesinin geciktirilmesine karşı konan fark faizdir, haramdır. Bir meta satılırken peşin ödemeye mesela “on” fiyat verilirken iki ay sonra ödeme yapılmasına karşı “on bir” fiyat verilmesi ise taksitle satıştır, bu caizdir. İki durum arasındaki fark şudur: Birinde geciken borç durumundaki paraya fark getirilmektedir. Diğerinde ise satışı yapılacak metaın kendisine gecikecek tahsilattan ötürü fiyat farkı konmaktadır.
Küçük çocukla kastımız mümeyyiz olmayan çocuktur. Bu da sekiz yaş altı çocuklar için kullanılabilir. Çocuğun velisi (veya tezgâh sahibi) izin veriyorsa ve satın alınan şey değerli tutulan bir şey değilse (mesela bir telefon değilse) çocuktan alışveriş yapılabilir.