Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir kadının evlilik niyetiyle değil de normal kız arkadaşları gibi erkek arkadaşları olması caiz midir? Yani mesela bir erkek arkadaşı ile tokalaşmadan hiç temas kurmadan oturup kahve içmesi sohbet etmesi günah mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Haram işleyen birisinin o esnada beraberinde olmamak istemen normaldir. Diğer zamanlarda hakka dikkat etmen yeterlidir.
Ev geniş ise ve mahremiyete dikkat edilerek bir misafirlik yapılacaksa ne sakıncası olur ama karma ve genel oturur şekilde bir misafirlik yapılacaksa o yanlıştır.
Kadın ve erkek arasında nikâh bulunduğu sürece bir yasak yoktur. Yalnız kâfirlere ait bir tarzı uygulamak bereketsizlik olur.
Din olarak hiçbir sorun olmaz ama sen dinden başka bir şeyi takmadan yaşayabilen biri misin? Bunun üzerinden duygusal olmayan bir karar vermeye çalış.
Bunda dinen hiçbir sakınca yoktur. Yalnız toplumumuz bunu bir taviz ve eksik başlama gibi görmektedir, bu noktaya dikkat ediniz. Üçüncü kişileri kullanmanız daha doğru olur.
Selamünaleyküm. Kimse kimsenin günahını katlanmaz. Katilin cinayetine ortak olmayan birinin katilin günahı ile itham edilmesi doğru olmaz.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Eğer eşiniz girdi ve size yalan söylüyorsa sizin talakınız gerçekleşmiş olur. Girmediğine güveniyorsa mesele yoktur. Konu onun imanına dayanmış kalmıştır.
Haram bir iş yapanın yaptığı haramı teşvik etmemiz, tebrik etmemiz asla olamaz. Haram işledi diye de insanlarla bağımızı tamamen koparamayız. Böyle bir karar sıfır insanlı bir dünya denecek kadar yalnızlaştırabilir bizi. Ortasını bulmaya mecburuz. Etkilenmeden, hakkı söyleyerek komşuluk ilişkimizi, sosyal bağlarımızı sürdürürüz.
Bir insan Şii’dir diye ona kâfir muamelesi yapamayız. Aynı zamanda ezanımızı beğenmeyenlere karşı rahat ve gevşek de olamayız. Bu iki çizgi arasında bir denge tutturmaya çalışınız.
Din yani Müslümanlık, insanın cennete girmesini ve Allah’ın rızasını kazanması için ona tanınmış bir fırsattır. Bu fırsatı kazanmayı engelleyecek her engel fitnedir. İman konularından birinde yanlışa düşmek, ibadetlerde eksik veya hatalı olmak, ifrat veya tefrite yakalanmak gibi bir hata fitneye düşmek olarak anlaşılır. Çünkü bunların her biri insanın ahiretini etkileyecek hatadır veya eksikliktir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dualarında bu tür hatalara düşmeye karşı Allah Teâlâ’nın korumasına sığınma tavsiyesi bulunmaktadır. Böyle bir fitneye düşmemek için: Problemli arkadaş ve dost çevresinden uzak durmak gerekir. Gerektiğinde yaşanılan şehri değiştirmeye varıncaya kadar her türlü tedbire başvurulmalıdır. Müslümanlar arasında oluşabilecek din eksenli tartışmalardan katiyetle uzak durulmalıdır. Din konularında ifrat ve tefritten uzak kalınmalıdır. Kişi dinini garantili bir şekilde elinden gitmez olarak görmemeli, Allah’a dua ederek bir fitneye yakalanmadan yaşamayı istemelidir. Bilgi eksikliği bir kayma nedenidir. Abartmadan ve ortamı, kabiliyeti, imkânları oranında bilgi edinmeye gayret etmelidir. Fitnenin genellikle şüpheler ve şehvetleri kullanarak insana sirayet edebileceği bilinmeli ve dikkat edilmelidir.
Kesinlikle olmalıdır. Sınırsız bir sevgi ve sınırsız bir düşmanlık pek çok yönden akidemizle ters düşer. Her şeyden önce sınırsız bir sevgi sadece Allah Teâlâ için olabilir. Mü’minler O’nu sonsuz bir sevgiyle severler. Beşer arasında da Peygamber aleyhisselamı, bir kul olarak hiç kimseyle kıyas edilmeyecek ölçülerle severiz. Arkadaş veya dost olarak benimsediklerimizi severken iki şeye dikkat ederiz. Birincisi: Sevdiğimizi Allah rızası için ve İslamî ölçülerle severiz ki, sevgimiz bizi insanî yönümüzle tatmin ederken Allah katında da ecir kazanmamıza vesile olsun. Sevdiğimizi Allah için sever ve bu hissimizi de ona bildiririz. İkincisi: Karşımızdakinin masum olmadığını, yanılıp bizi üzebileceğini kabulleniriz. Bir melekten beklenebilecekleri beklemeyiz ondan. Şüpheci bakışlarla onu incelememiz anlamına da gelmez bu tutumumuz. Bilakis dengede kalmayı, sevgiyi abartmamayı gerektirir. Dostlarımızın dostluk sınırlarını iyi belirlememiz bize menfaat olarak döner. Ticari veya mesleki bir dostluk, dini duygularla ilerleyebilir. Bir hac beraberliği dönüşte sıcak sahneler oluşturabilir. Bir seyahat arkadaşlığı iyi sonuçlar doğurabilir. Nedeni ne olursa olsun, oluşturduğumuz dostluklarımız bizi şu hususlarda gevşekliğe sevk etmemelidir: 1- Dostluğun etkisiyle hısımlık bağı kurulabilir. Ancak bu bağın kurulması için gerekli inceleme ve araştırmada gevşek davranılmamalıdır. Evlilik, bir yolculuktaki muhabbetin ötesinde derin ilişkiler getirecektir. Bunu takdir etmiş olmak gerekir. Yolculuğu paylaşmakla hayatı paylaşmak arasında büyük farklar vardır. 2- Aynı durum ticari ortaklıklar için de geçerlidir. Dostluğa rağmen, kuralına göre ticaret yapılmalıdır. 3- Mal alıp vermede, borç ilişkilerinde, dostluğu ve arkadaşlığı tek belge olarak görmek kesinlikle hatadır. Dostluğa rağmen ‘belge’ ve kurallar aranmalıdır. 4- Dostluk ve arkadaşlık, bütün sırlarda bir ağ üzerinde buluşmayı mubahlaştırmamalıdır. Özellikle ev ve aile mahremiyeti gerektiren meselelerde usulleri zorlamak yanlıştır. 5- Dostluk ve arkadaşlığın, ailenin diğer fertlerine de taşınmasını beklemek her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Fiziki ve sosyal şartlardaki beraberliğin mizaç uyuşması için yeterli olmayabileceğini takdir etmek durumundayız. Bedenlerin bir araya gelmesi kadar, kalplerin de sevişmesi şarttır. 6- Birbirlerini affetmeyi bilmeyenlerin dost olmalarının bir anlamı yoktur. Çünkü dostluk ve arkadaşlık, şeytanın sürekli fitne üretebileceği bir beraberliktir. Dostların birbirlerine en güzel ikramlarından biri, affedici olmalarıdır. Eğer affın kabullenilemeyeceği bir durum varsa, o zaman meseleyi düşmanlığa dönüştürmeden beraberliği bitirme yolu tercih edilebilir.
Bu bir iman meselesidir. İnsanların zevklerine uygun bir din arayışlarına çare bulamazsınız. Herkes imtihan durumundadır. Kimi kazanacak kimi de kaybedecek, yapacak bir şey yok. Asla bu tür konularda tartışmaya girmeyiniz. Bildiğiniz hakikati söyleyin ve susun. Daha ötesi onu sulandırır sizi yıpratır.