Fetva Meclisi
Soru
Müslüman olmayan birisi ile arkadaş olunur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Erkek Arkadaş' Müslüman bir kız için hiç uygun bir deyim olmaz. Evlenmeyi düşündüğün bir genç olur. Nişanlın olur. Nikâhlın olur. Gerisi olmaz. Onunla da ancak sözleşmeden ve nişandan sonra sınırlı bir görüşme olabilir.
Müslüman’ın sosyal ilişki düzeyinde mü'min olmayanla arkadaşlığında sakınca yoktur. Sakınca ondan etkilenecek düzeydeki beraberliklerdedir. Özellikle batı toplumunda yaşayan mü'minler açısından buna dikkat edilmesi gerekmektedir. Eziklik hissine neden olacak beraberlikler mü'min için tehlikelidir. Bunun ötesinde imanını ve mü'min kimliğini koruyabilen, haramlara düşmeyen arkadaşlık yapabilir.
Dürüstlükten ne anladığına bağlı; yaratanına karşı dürüst olmayan birinin nesi dürüst olacak? Bir de bir iki başlıkta iyi olmak her şeyde iyi olmayı gerektirmiyor. Herkesin penceresi farklı, herkes aradığını görmek ister.
Müslüman kadın 'oynamaz.' Eğlenir, eğlense de vakarını bozmaz. Müslüman olmayanların yanındaki her laubalilik aleyhine olur.
Tıp konusunda önce uzmanlık aramalıyız. Uzman olduktan sonra Müslüman arayışımıza gerek yoktur. Her ikisi de aynı oranda ehil olur, ücretleri de aynı olur da buna rağmen özellikle Müslüman olmayana gidebilir miyiz diye sorulursa o zaman Müslüman’a gitmen gerekir deriz.
Hayır, böyle bir şart yoktur. Müslüman olmayanlarla da ticaret yapılabilir. Elbette Müslüman olanı tercih ederiz ama ticarette Müslümanla iş yapma diye bir şart yoktur.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Onunla arkadaşlıkta sakınca olmayabilir ama sizin ümmetin liderlerini ezdirecek kimlik sahibi olmanızda sizin açınızdan üzücü sakıncalar olabilir.
Kesinlikle olmalıdır. Sınırsız bir sevgi ve sınırsız bir düşmanlık pek çok yönden akidemizle ters düşer. Her şeyden önce sınırsız bir sevgi sadece Allah Teâlâ için olabilir. Mü’minler O’nu sonsuz bir sevgiyle severler. Beşer arasında da Peygamber aleyhisselamı, bir kul olarak hiç kimseyle kıyas edilmeyecek ölçülerle severiz. Arkadaş veya dost olarak benimsediklerimizi severken iki şeye dikkat ederiz. Birincisi: Sevdiğimizi Allah rızası için ve İslamî ölçülerle severiz ki, sevgimiz bizi insanî yönümüzle tatmin ederken Allah katında da ecir kazanmamıza vesile olsun. Sevdiğimizi Allah için sever ve bu hissimizi de ona bildiririz. İkincisi: Karşımızdakinin masum olmadığını, yanılıp bizi üzebileceğini kabulleniriz. Bir melekten beklenebilecekleri beklemeyiz ondan. Şüpheci bakışlarla onu incelememiz anlamına da gelmez bu tutumumuz. Bilakis dengede kalmayı, sevgiyi abartmamayı gerektirir. Dostlarımızın dostluk sınırlarını iyi belirlememiz bize menfaat olarak döner. Ticari veya mesleki bir dostluk, dini duygularla ilerleyebilir. Bir hac beraberliği dönüşte sıcak sahneler oluşturabilir. Bir seyahat arkadaşlığı iyi sonuçlar doğurabilir. Nedeni ne olursa olsun, oluşturduğumuz dostluklarımız bizi şu hususlarda gevşekliğe sevk etmemelidir: 1- Dostluğun etkisiyle hısımlık bağı kurulabilir. Ancak bu bağın kurulması için gerekli inceleme ve araştırmada gevşek davranılmamalıdır. Evlilik, bir yolculuktaki muhabbetin ötesinde derin ilişkiler getirecektir. Bunu takdir etmiş olmak gerekir. Yolculuğu paylaşmakla hayatı paylaşmak arasında büyük farklar vardır. 2- Aynı durum ticari ortaklıklar için de geçerlidir. Dostluğa rağmen, kuralına göre ticaret yapılmalıdır. 3- Mal alıp vermede, borç ilişkilerinde, dostluğu ve arkadaşlığı tek belge olarak görmek kesinlikle hatadır. Dostluğa rağmen ‘belge’ ve kurallar aranmalıdır. 4- Dostluk ve arkadaşlık, bütün sırlarda bir ağ üzerinde buluşmayı mubahlaştırmamalıdır. Özellikle ev ve aile mahremiyeti gerektiren meselelerde usulleri zorlamak yanlıştır. 5- Dostluk ve arkadaşlığın, ailenin diğer fertlerine de taşınmasını beklemek her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Fiziki ve sosyal şartlardaki beraberliğin mizaç uyuşması için yeterli olmayabileceğini takdir etmek durumundayız. Bedenlerin bir araya gelmesi kadar, kalplerin de sevişmesi şarttır. 6- Birbirlerini affetmeyi bilmeyenlerin dost olmalarının bir anlamı yoktur. Çünkü dostluk ve arkadaşlık, şeytanın sürekli fitne üretebileceği bir beraberliktir. Dostların birbirlerine en güzel ikramlarından biri, affedici olmalarıdır. Eğer affın kabullenilemeyeceği bir durum varsa, o zaman meseleyi düşmanlığa dönüştürmeden beraberliği bitirme yolu tercih edilebilir.
Haram bir iş yapanın yaptığı haramı teşvik etmemiz, tebrik etmemiz asla olamaz. Haram işledi diye de insanlarla bağımızı tamamen koparamayız. Böyle bir karar sıfır insanlı bir dünya denecek kadar yalnızlaştırabilir bizi. Ortasını bulmaya mecburuz. Etkilenmeden, hakkı söyleyerek komşuluk ilişkimizi, sosyal bağlarımızı sürdürürüz.
Selamünaleyküm. Eğer eşiniz girdi ve size yalan söylüyorsa sizin talakınız gerçekleşmiş olur. Girmediğine güveniyorsa mesele yoktur. Konu onun imanına dayanmış kalmıştır.
Şöyle sorabilirsin bu soruyu: Bir insan yanmamak şartı ile ateşle oynayabilir mi?
Selamünaleyküm. Evli bir insan, evlendiği kişinin haklarını omzunda taşıyan biri durumuna gelir. Elbette bekârlık günlerindeki gibi yaşamayacaktır. Ondan bunu beklemeniz de doğru değildir. Artık, size ne kadar vakit ayırabilirse o kadarı ile dostluğunuz devam edecektir. Onun ev mahremiyetine de dikkat edeceksiniz.