Fetva Meclisi
Soru
Eşim beş vakit namazında bir adam. Fakat geçen gün hiç ağza alınmayacak bir küfür etti bana. Nikâhımız düşer mi? Cevap verirseniz çok memnun olurum.
Cevap
Benzer fetvalar
Bilmeden, istemeden küfre düşülmez. Rabbimiz, hatalarımızı mağfiret buyurmaktadır. Yeter ki biz, bile bile cahillik etmeyelim. Her türlü hata için istiğfar ederiz. Günahlarımız için tevbe ederiz. Böyle bir durumun nikâha zararı olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. Nikâh açısından bu durumda bir sıkıntı yoktur.
Karma bir ortamda eşiyle de olsa oynayan bir kadının nikâhı düşmez, insanlığı ve ahlâkı düşer.
Selamünaleyküm. Allah sizi affetsin. Ağır bir hata işlemişsiniz. Evet, nikâhınız düşmemiştir ama çok ağır bir hata işlediniz. Tövbe edin, Rabbinize yönelin. Eşinize bağlanın.
Böyle bir meseleyi size en yakın müftülüğe gidip bizzat sormanız gerekir.
Sarih bir şekilde gerçekleşen küfür elbette nikâhı bozar.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Bu zannınız asla doğru değildir. Müslüman Allah’ın mübah kıldığı nimetleri kullanabilir, dünyanın en zengini olabilir. Müslümanlara temiz ve helal nimetler veren Allah’tır. Sakıncalı ve büyük bir titizlikle kaçınılması gereken durum nimetlerin hak ettiği şükrü yapamamak ve israf etmektir. Ahiretteki değerlendirmeler dünyadaki nimetler üzerinden değil iman ve salih ameller üzerindendir. Malı az veya çok olan yerine takvası çok olan veya az olan ayrımı vardır. Nice salih kullar hatta nebiler vardır ki servetlerinin hesabı bilinmemektedir. Ama onlar mallarındaki Allah’ın hakkını verdikleri gibi mallarına esir olmadılar. Böylece ellerindeki nimetler de onların ahiretine zarar vermedi. Ahireti unutturmadığı sürece nimetin zararı yoktur. Ahiret hesabını unutarak tüketilen en küçük nimet bile perişanlık nedeni olabilir maazallah.
Doğrunun kenarında eğri bir tespit olmuş bu. İslam Şeriatı ile yönetilmeyen bir yerde had cezası olarak bilinen CEZALAR UYGULANMAZ. Kişi tevbesini yapar, o tevbeyi korur, Allah’ın mağfiretine umut bağlar.
Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.
Müslüman insan dünyada gülmez diye bir kural yoktur. Gülmek haram değildir. Gülerken gülünç duruma düşmek kötüdür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elinde en iyi nesil olarak yetişen ashabı kiram o muhteşem imanlarına rağmen gülüyorlardı da. Ancak Müslüman ve gülmek bir araya geldiğinde şu kurallar önümüze gelir: - Gülme TEBESSÜM şeklinde ve düzeyinde olmalıdır. Peygamber aleyhisselamın gülmesi o şekilde idi. Müslüman’ın Müslüman kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi sadakadır, tebessüm sıradan bir tavırdan öteye sadaka düzeyinde bir tavır olabilir. - Sebepsiz gülmeler Müslüman için uygun değildir. - Zorlama gülme de olmamalıdır. Ağlamanın veya tefekkürün gerektiği bir yer ve zamanda gülmek de çizgiyi zorlamaktır. - Mübah da olsa gülme, aşırı olmamalıdır. Bu hayat, sürekli gülenlerin sırlarını yakalayabileceği kadar basit değildir. - Gülme, din, mukaddesat ve din önderleri üzerine olmamalıdır. - Dünya olayları, tabii hadiseleri gülme konusu olarak görmek de gaflettir. Dünyada çok gülüp ahirette çok ağlayanlardan olmamak gerekir.
Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.
Peygamberimiz aleyhisselamdan başka da Allah’ın şefaat izni vereceği kimseler vardır ama bunların bizzat şu kimsedir denmesi mümkün değildir.