İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ben 23 yaşında bir kızım. Annem, ben ve erkek kardeşim olmak üzere üç kişilik bir aileyiz. Eve erkek girmesini yanlış bulmam sizce abartılı bir şey mi? Mesela annemin iş yerinden arkadaşları geldi erkekli kadınlı. Ben onlara, ‘hoş geldiniz’ demek zorunda mıyım yahut onlarla ‘ayıp olmasın diye’ oturmak zorunda mıyım?

Cevap

Sizin, ev kıyafeti ile mahreminiz olmayan erkeklere görünmeniz doğru değildir. Bir zaruret olmadıkça çıkmamalısınız. Doğru yapıyorsunuz. Abartı değil, normal olandır yaptığınız. Nazik olun, sert konuşmayın yeter.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızın, anneniz olmayan hanımının erkek kardeşleri (aranızda bir süt bağı da bulunmuyorsa) size yabancıdır. Onlarla evlenmeniz bile mümkündür. Bu sebeple onlara yabancı erkekler gibi davranacaksınız. Saygı ve hürmette kusur etmemelisiniz ama mahremiyet ilişkilerinde yabancıdırlar.

Babam, annemden sonra tekrar evlendi. Babamın hanımının erkek kardeşleri var. Ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İki buçuk saatlik mesafe km olarak 90 km den fazla olmalıdır. Bir bayanın 90 km den fazla bir mesafeye tek başına gitmesi caiz değildir. Buna göre durumunuz şudur: - Hanımınızın kardeşi, oğlu gibi bir mahremi yok ve yalnız o yola gitsin diyorsanız, siz hatalısınız. Götürmelisiniz. - Bir kadının şehir içindeki anne babasını örfe göre ziyaret etmesi hakkıdır. Bu örf, yöreden yöreye değişir. Şehir dışındaki mesafelerdeki ziyaretler ise ülkemizde genelde yılda bir şeklindedir. - Böyle bir konuyu sorun olacak şekle getirmeden çözmeniz, sizin erkeklik görevinizdir. İki gün bırakın, ayda bir gitsin, iki ayda bir gitsin veya benzeri bir çözüm üretin. Erkeklik sadece yasak koymakta değildir, sorun çözmek de erkekliktir.

Karımın ailesiyle görüşmek istemiyorum ama kendisinin onlarla görüşmesine -sabah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kardeşlik bağlarınızı güçlü tutmaya çalışın. Sabırlı olun. Tatlı dili eksiltmeyin. Onunla bu hususta tartışmayı derinleştirmeyin. Sizi sürekli yanında hissetsin. Sonunda tekrar örtünme ihtimali vardır biiznillah.

16 yaşında bir kız kardeşim var. İki sene önce kendisini kapanmak zorunda hisset
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir ortamda ağabeyinizin ayrı bir evde yaşaması gereklidir. Aynı evde kalacaksa eşi, sokak kıyafeti gibi olmasa da dikkatli kıyafetle bulunmalıdır. Genç bir delikanlı olan kardeşinizin yanında bedenini belli edecek kıyafette olmamalı, onun yanında kadınlara mahsus konuları konuşmamalıdır. Onunla evde tek başına kalmamalıdır.

Hocam, erkek kardeşim 14 yaşına girecek. Abimin eşi ise 19 yaşında. Aynı evde ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mahremiyet ölçülerine dikkat etmemiz dinimizin gereğidir. Bu dikkatimizde temel ölçü olarak şu hususu ele alabilirsiniz: Oturup kalkma esnasında size haram olan erkeklerin sizin bedeninizin ayrıntılarına vakıf olmalarını engelleyecek kıyafet ve davranış içinde olmak. Meselenin özü budur. Bunun için ayrı odalarda oturmak, laubali konuşmamak, temastan kaçınmak, beraber aynı masada yememek temel ölçülerimiz olabilir. Dış kıyafet gibi bir kıyafetle hoş geldiniz demenizde ise sakınca olmaz.

Kemalist ve laik bir anne babanın elinde büyüdüm. 7 senedir evliyim ve 3 senedir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki tuvaletli, odaları farklı daire gibi olabilecek bir evde sözü edilen şekilde bulunulabilir ama sıradan bir dairede sizin işaret ettiğiniz noktada haklısınız. Bizim kanaatimiz hem mahremiyet açısından hem de huzur açısından evlenenlerin farklı evlere çıkmasının daha doğru olacağı şeklindedir. Size tavsiyemiz anne babanızı üzmeden bu ikazı yapmanızdır. Kaş yaparken göz çıkarmayın. Ağabeyinizle aranıza kalıcı bir fitne girmesin.

Bizim ailemiz babam, annem ve benimle birlikte 3 erkek çocuktan ibaret. Yakın za

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ödenecek miktar net olarak belli ise zamanının sabit olmaması sorun olmaz. Mesela ikinci taksit 100 TL ama ödeme vakti belli değil şeklinde olabilir. Bu caiz olur.

Şöyle bir alışveriş şekli caiz midir: Televizyon alırken ilk taksitte toplam mik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bilhassa iman konusundaki vesveseyi yanlış değerlendirmişsiniz. Oradaki vesvese, endişe etme içeriklidir. İnsanın imanından endişe etmesi ise sizin de söylediğiniz gibi hadiste kalite olarak gösterilmektedir. Buradaki kalitenin aksi boş vermişliktir. O ise iman için bir tehlikedir.

Vesveseli bir insan oldum son iki üç yıl içinde. Rasulullah sallallahu aleyhi ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ, insanlara dinini öğretsin diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi gönderdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisine inen Kur’an’ı ayet ayet, sure sure iman eden ilk nesle öğretti. Kur’an’ın yanında kendisi de açıklamalarda bulundu. İlk nesil onun elinden yetişti. Sadakatleri ve gayretleri sayesinde ilk nesil mükemmel bir kadro olarak çıktı ortaya. Dini tatbik etmede ve gayrette Allah’ın rızasına erdiler. Allah Teâlâ Kur’an ayeti indirip, onlardan razı olduğunu bildirdi. Onlar da Allah’tan razı idiler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağlığında din adına gereken cevapları bizzat kendisi veriyordu. Onun vefatından sonra ise ashabı, din adına ortaya çıkan soruların cevabını verdiler. Bir anlamda şöyle oldu: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin getirdiği dinin ne olduğu, ashabın ağzından öğrenildi. Çünkü onlar din konusunda güvenli idiler. ‘Bu ayettir, bu hadistir!’ diyerek yönlendirdiler. Yerine göre kendileri de yorum yaptılar. Yaptıkları yorumun kendilerine ait olduğunu da vurguladılar. Ashaptan sonraki nesil gayet tabii olarak, ashabın taklidini yaptı. Onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi gördükleri ve ondan din öğrendikleri için, yaptıkları ve söylediklerinin vahye yakınlığı tartışılmayabilirdi. Onlardan sonra gelenlerden kimsenin yaptığının o derece vahye yakınlığı iddia edilemezdi. İkinci nesil, ashaptan din öğrendi. Muhteşem bir gayret sergilediler; insanüstü denebilecek bir himmet ve çalışmayla dini öğrendiler, öğrettiler. Talebe oldular, talebe yetiştirdiler. Ciddi ilim halkaları tesis edildi. Sahabilerin ardından yaygınlaşan ilim halkaları bir zaman sonra belirli isimlere mal olmaya başladı. Medine’de Malik bin Enes’in ismi sivrildi. Kufe’de Ebu Hanife öne çıktı. Basra’da bir başka isim duyuldu. Yoğun ve yaygın bir ilim çalışması yapılırken, konuları işleme ve öğretmeden kaynaklanan farklılıklar da yavaş yavaş belirdi. Malik bin Enes’in, Ebu Hanife’ye göre üslup farkı; Ebu Hanife’nin de ona göre farkı dikkat çekti. Kur’an’ı anlamak ve yaşamak ana hedefinde hepsi müttefik oldukları halde ‘nasıllığı’ konusunda farklı üsluplar yerleşti. Kesin olan bir hakikat vardır ki o da şudur: Bu ilk kadrolar arasında, memuriyetini dikkate alarak, tayininden çekindiği için en rahat fetvayı arayan, evirip kıvırarak konuşan kimse yoktur. Allah’ın dinini yayma ve yaşatmadan başka bir hedefleri olmamıştır. Aralarında, geçinmek zorunda olduğu bir iş olarak ilmi çalışmalar yaptığı söylenebilecek kimse yoktur. Onlar ilmi din olarak gördüler, cihad olarak uyguladılar. Ümmet onlara itimat etti, onlar da o itimadın altında kalmadılar. Sözlerinin bedeli olarak zindana açılan bir yol önlerine çıkınca tereddüt etmediler. Ölümle yüzleşince ondançekinmediler. Onların bu çalışmaları genişletmeleri zorunluydu. Çünkü İslam toprağı gitgide büyüyor, Müslüman sayısı her gün artıyordu. Buna göre de fitneler dal budak salıyordu. Bu ilmi çalışmalarda yüzlerce âlimin adı anıldı. Pek çoğunun ders halkaları binlerce ‘din bilen’ insan yetiştirdi. Dinin tahrip görmesini engellediler. Fakat o dönemde bu çalışmaları yapanların adlarının ebedileşmesi herkes için mukadder olmadı. Pek azının adı bir ekolün başı olarak anıldı. Bunlardan dördü de bir mezhep olarak yerleşti. Müslümanların bu dört mezhepten birine bağlı olması, İslam’ın şartlarından bir şart kesinlikle değildir. Böyle bir iddia batıldır. Bu mezhepleri aşıp elde edilebilecek bir fıkıh da yoktur. Kâğıt üzerinden yürütülen bir tartışmada mezhepleri aşmak mümkündür. Mezhepleri aşmak veya yok saymak, sahiplerinin isimlerini yok saymaksa bu onların hadis ve Kur’an konusundaki aktarmalarını da yok saymak gibi bir sonuca götürür bizi. Hiç bir Müslüman, Ebu Hanife’yi veya Ahmed bin Hanbel’i takvasında, güvenilirliğinde itham etmemiştir. Söylenebilecek olan söz, onların da beşer olmaları hasebiyle yanılma ihtimalleridir. Bu da doğrudur. Yanılabilirler; yanıldıkları da olmuştur. Yanıldıklarını anlayıp görüş değiştirmişlerdir. Bizim için yine bir sorun yoktur. Biz onlara bağlı değiliz; bağlı olduğumuz Kur’an ve sünnettir. Onlar bize Kur’an ve sünneti verdikçe alırız, kayma gösterdikleri yerde de onları bırakır kitabımıza sahip çıkarız. Kur’an ve sünnet elhamdülillah elimizdedir. Mesele bizim Kur’an’a daha yakın olmamız ise sorun yok. Bunu ispat etmek için sabah namazını şöyle kırk gün aksatmadan camide cemaatle kılabildiğimiz, malımızı onlar kadar en azından Allah yolunda infak edebildiğimiz, cihaddan nasiplenebildiğimiz gün yapsak, melekleri için daha inandırıcı bir iş yapmış olurduk.

Fıkıh ilmi nasıl oluştu? Fıkıh bizi nasıl bağlıyor; kaynağımız Kur’an ve sünnet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kız çocuğu olarak babanın gönlüne girmen daha doğru olur. Tatlı dilinle yapman gereken şeyi sert sözlerle asla yapma. Bir de senin çocuk onun baba olduğunu da unutma. Becer gönül al. Başka türlü senin işin değil nasihat etmek.

Ben 20 yaşında bir kızım. Babam umreye gitmesine, beş vakit namazını kılmasına r
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ellerin açılması bir ilave fazilet olarak görülmelidir. Şart değildir. Açabildiğiniz zaman açarsınız, pozisyon müsait olmadığında da açmayabilirsiniz. Bütün dualar için bu durum geçerlidir.

Hısnu’l Müslim’de yer alan sabah akşam zikirlerini yapmaya çalışıyorum. Okurken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnatlaşmayı tercih etmeyin. Onu dışlamayın. Rızanız olmadığını belirtin ama itmeyin. Dua edin, sonra o da sizin çizginize gelsin.

Hocam dört çocuğum var, en büyükleri 17 yaşında kız çocuğu. Ortaokulu imam hatip

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.