İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Vesveseli bir insan oldum son iki üç yıl içinde. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem vesvesesi olan birine, ‘bu, imanın ta kendisi’ buyuruyor. Siz ise bir cevapta, ‘iradesizlik’ demişsiniz. Bu konuyu açıklayabilir misiniz?

Cevap

Bilhassa iman konusundaki vesveseyi yanlış değerlendirmişsiniz. Oradaki vesvese, endişe etme içeriklidir. İnsanın imanından endişe etmesi ise sizin de söylediğiniz gibi hadiste kalite olarak gösterilmektedir. Buradaki kalitenin aksi boş vermişliktir. O ise iman için bir tehlikedir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İman şüphe götürmez. Yalnız tehlikeli olan şüphe, insanın içinden geçen vesveseler değildir. İyi bir mü'minin içinden de vesvese geçebilir. Kimi zaman “acaba?” dediği olabilir ama bunu imanı zedelenmiş duruma getirecek düzeye taşımaz. O vesveseyi konuşup dillendirmez, birileri ile tartışmaz. Gelip geçen bir rüzgâr gibi gider o şüpheleri. Eğer söz konusu şüphe, günlük hayatına etki edecek düzeye gelirse veya konuşarak şu ve şu işlerden şüphe ediyorum derse imanı gider maazallah. Zira iman, şüphe kabul etmez. Özellikle Allah’a iman, melekler, peygamberler, öldükten sonra dirilme, kitaplar ve Kur'an, cennet, cehennem gibi temel iman esaslarından şüphe edenin imanı gider.

Hocam dinimle ve imanımla ilgili şüpheler oluşuyor bende. Bir türlü “acaba” vesv
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. İman hususunda vesvese etmenize gerek yoktur. Herkesin aklında şöyle veya böyle bu sorular gelir gider. İmanın gereğidir bu. İman, bir kenara gizlenip kalmaz, sürekli hareket eder. Bu hareketlilik de bunu gerektirir. Takılıp kalmayın, imanınızı yükseltmeye devam edin.

Selamünaleyküm. Hocam iki yıldır aklımda imanıma yönelik vesveseler oluyor. Alla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bundan ötürü küfre düşülmez, tekrar etmeyin.

Hocam benim sorum, aklıma gelen imanla ilgili vesveseyi arkadaşıma söyledim faka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vesvese iman zayıflığından çok irade zayıflığından kaynaklanır. Eğitim ve ailevi nedenler de olabilir. Böyle bir meselede imandan şüphe etmek doğru olmaz.

Vesvese iman zayıflığı mıdır? Bazen abdest alırken, namaz kılarken veya oruçlu o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Filmle vakit geçirmek bir kere yanlıştır. Sözünü ettiğiniz şekilde bir endişe ise abartılıdır.

Selamünaleyküm hocam. Vesvese mi bilmiyorum ama bilmeden de olsa dinden çıkmakta
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bunların yanında muhakkak bir psikoloğa da gidin. Onun tavsiyelerine uyun.

Hocam ben yaklaşık bir sene önce Allah’ın lütfuyla kalbimde hidayeti hissettim a

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sizin, ev kıyafeti ile mahreminiz olmayan erkeklere görünmeniz doğru değildir. Bir zaruret olmadıkça çıkmamalısınız. Doğru yapıyorsunuz. Abartı değil, normal olandır yaptığınız. Nazik olun, sert konuşmayın yeter.

Ben 23 yaşında bir kızım. Annem, ben ve erkek kardeşim olmak üzere üç kişilik bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ, insanlara dinini öğretsin diye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi gönderdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisine inen Kur’an’ı ayet ayet, sure sure iman eden ilk nesle öğretti. Kur’an’ın yanında kendisi de açıklamalarda bulundu. İlk nesil onun elinden yetişti. Sadakatleri ve gayretleri sayesinde ilk nesil mükemmel bir kadro olarak çıktı ortaya. Dini tatbik etmede ve gayrette Allah’ın rızasına erdiler. Allah Teâlâ Kur’an ayeti indirip, onlardan razı olduğunu bildirdi. Onlar da Allah’tan razı idiler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağlığında din adına gereken cevapları bizzat kendisi veriyordu. Onun vefatından sonra ise ashabı, din adına ortaya çıkan soruların cevabını verdiler. Bir anlamda şöyle oldu: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin getirdiği dinin ne olduğu, ashabın ağzından öğrenildi. Çünkü onlar din konusunda güvenli idiler. ‘Bu ayettir, bu hadistir!’ diyerek yönlendirdiler. Yerine göre kendileri de yorum yaptılar. Yaptıkları yorumun kendilerine ait olduğunu da vurguladılar. Ashaptan sonraki nesil gayet tabii olarak, ashabın taklidini yaptı. Onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi gördükleri ve ondan din öğrendikleri için, yaptıkları ve söylediklerinin vahye yakınlığı tartışılmayabilirdi. Onlardan sonra gelenlerden kimsenin yaptığının o derece vahye yakınlığı iddia edilemezdi. İkinci nesil, ashaptan din öğrendi. Muhteşem bir gayret sergilediler; insanüstü denebilecek bir himmet ve çalışmayla dini öğrendiler, öğrettiler. Talebe oldular, talebe yetiştirdiler. Ciddi ilim halkaları tesis edildi. Sahabilerin ardından yaygınlaşan ilim halkaları bir zaman sonra belirli isimlere mal olmaya başladı. Medine’de Malik bin Enes’in ismi sivrildi. Kufe’de Ebu Hanife öne çıktı. Basra’da bir başka isim duyuldu. Yoğun ve yaygın bir ilim çalışması yapılırken, konuları işleme ve öğretmeden kaynaklanan farklılıklar da yavaş yavaş belirdi. Malik bin Enes’in, Ebu Hanife’ye göre üslup farkı; Ebu Hanife’nin de ona göre farkı dikkat çekti. Kur’an’ı anlamak ve yaşamak ana hedefinde hepsi müttefik oldukları halde ‘nasıllığı’ konusunda farklı üsluplar yerleşti. Kesin olan bir hakikat vardır ki o da şudur: Bu ilk kadrolar arasında, memuriyetini dikkate alarak, tayininden çekindiği için en rahat fetvayı arayan, evirip kıvırarak konuşan kimse yoktur. Allah’ın dinini yayma ve yaşatmadan başka bir hedefleri olmamıştır. Aralarında, geçinmek zorunda olduğu bir iş olarak ilmi çalışmalar yaptığı söylenebilecek kimse yoktur. Onlar ilmi din olarak gördüler, cihad olarak uyguladılar. Ümmet onlara itimat etti, onlar da o itimadın altında kalmadılar. Sözlerinin bedeli olarak zindana açılan bir yol önlerine çıkınca tereddüt etmediler. Ölümle yüzleşince ondançekinmediler. Onların bu çalışmaları genişletmeleri zorunluydu. Çünkü İslam toprağı gitgide büyüyor, Müslüman sayısı her gün artıyordu. Buna göre de fitneler dal budak salıyordu. Bu ilmi çalışmalarda yüzlerce âlimin adı anıldı. Pek çoğunun ders halkaları binlerce ‘din bilen’ insan yetiştirdi. Dinin tahrip görmesini engellediler. Fakat o dönemde bu çalışmaları yapanların adlarının ebedileşmesi herkes için mukadder olmadı. Pek azının adı bir ekolün başı olarak anıldı. Bunlardan dördü de bir mezhep olarak yerleşti. Müslümanların bu dört mezhepten birine bağlı olması, İslam’ın şartlarından bir şart kesinlikle değildir. Böyle bir iddia batıldır. Bu mezhepleri aşıp elde edilebilecek bir fıkıh da yoktur. Kâğıt üzerinden yürütülen bir tartışmada mezhepleri aşmak mümkündür. Mezhepleri aşmak veya yok saymak, sahiplerinin isimlerini yok saymaksa bu onların hadis ve Kur’an konusundaki aktarmalarını da yok saymak gibi bir sonuca götürür bizi. Hiç bir Müslüman, Ebu Hanife’yi veya Ahmed bin Hanbel’i takvasında, güvenilirliğinde itham etmemiştir. Söylenebilecek olan söz, onların da beşer olmaları hasebiyle yanılma ihtimalleridir. Bu da doğrudur. Yanılabilirler; yanıldıkları da olmuştur. Yanıldıklarını anlayıp görüş değiştirmişlerdir. Bizim için yine bir sorun yoktur. Biz onlara bağlı değiliz; bağlı olduğumuz Kur’an ve sünnettir. Onlar bize Kur’an ve sünneti verdikçe alırız, kayma gösterdikleri yerde de onları bırakır kitabımıza sahip çıkarız. Kur’an ve sünnet elhamdülillah elimizdedir. Mesele bizim Kur’an’a daha yakın olmamız ise sorun yok. Bunu ispat etmek için sabah namazını şöyle kırk gün aksatmadan camide cemaatle kılabildiğimiz, malımızı onlar kadar en azından Allah yolunda infak edebildiğimiz, cihaddan nasiplenebildiğimiz gün yapsak, melekleri için daha inandırıcı bir iş yapmış olurduk.

Fıkıh ilmi nasıl oluştu? Fıkıh bizi nasıl bağlıyor; kaynağımız Kur’an ve sünnet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ödenecek miktar net olarak belli ise zamanının sabit olmaması sorun olmaz. Mesela ikinci taksit 100 TL ama ödeme vakti belli değil şeklinde olabilir. Bu caiz olur.

Şöyle bir alışveriş şekli caiz midir: Televizyon alırken ilk taksitte toplam mik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ellerin açılması bir ilave fazilet olarak görülmelidir. Şart değildir. Açabildiğiniz zaman açarsınız, pozisyon müsait olmadığında da açmayabilirsiniz. Bütün dualar için bu durum geçerlidir.

Hısnu’l Müslim’de yer alan sabah akşam zikirlerini yapmaya çalışıyorum. Okurken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnatlaşmayı tercih etmeyin. Onu dışlamayın. Rızanız olmadığını belirtin ama itmeyin. Dua edin, sonra o da sizin çizginize gelsin.

Hocam dört çocuğum var, en büyükleri 17 yaşında kız çocuğu. Ortaokulu imam hatip
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kız çocuğu olarak babanın gönlüne girmen daha doğru olur. Tatlı dilinle yapman gereken şeyi sert sözlerle asla yapma. Bir de senin çocuk onun baba olduğunu da unutma. Becer gönül al. Başka türlü senin işin değil nasihat etmek.

Ben 20 yaşında bir kızım. Babam umreye gitmesine, beş vakit namazını kılmasına r

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.