Fetva Meclisi
Soru
Evliyim, iki çocuğum var. Eşimle görücü usulu evlendik. Eşimle aramızda manevi olarak da cinsel olarak da sıkıntılar var; zannedersem birbirimizi tamamlayamıyoruz. Çocuklar olduğu için de sıkıntısız ve dertsiz bir şekilde devam ediyoruz, etmek zorundayım. Ama bu beni ruhen çökertiyor, mutlu ve huzurlu değilim desem yeridir. Eşime bu sıkıntıları anlattım, hem manevi konuda hem de cinsel konudaki sıkıntıları konuştuk ama bir iyileşme olmadı. En son, ayrılma noktasına geldik. Ayrılma noktasında eşim bir şekilde benim birisi ile görüştüğümü öğrendi. Hatta akrabalardan birkaçı biliyor ve bu yüzden de sıkıntılar yaşadım. Şu an bu olayı eşim dâhil bilenler de saklıyor. Eşim bu görüştüğüm kişiyi tanıyor. Bu durumu öğrendikten sonra ayrılmaktan vazgeçti ama kendisine, bu ayrılma noktasında yaşanan sürece hayatımda olan diğer kişinin bir etkisinin olmadığını, sadece tevafuk olduğunu ve bu zamana denk geldiğini söyledim. Çünkü eşimle olan sorunlarım hayatımda olan kişi olmadan 2-3 sene öncesinden başlamıştı ve ufak ufak derken sorunlar boğazıma dayandı. Tabi kendisi buna yormadı. Biz evliliğin düzelmesi için tekrar bir şans verdik kendimize, şu an evliliğimiz devam ediyor. Ama ben her zaman yarımım. Ben şimdi görüştüğüm kişi ile iki şahit huzurunda dini nikâh kıyabilir miyim? Görüştüğüm bayan ile eşimin akrabaları arasında uzaktan da olsa akrabalık var. Yani aileler dolaylı olarak birbirini tanıyor sayılır, bu yüzden kendi çevremiz ve etrafımıza bu nikâhtan bahsetmeyeceğiz, bu durum nikâh açısından sıkıntılı olur mu? Muhakkak ki nefsani isteğim var ama manevi isteğim daha çok; kendisini seviyorum ve çoğu zaman yanına gitmemek için kendime hâkim olamıyorum. Onunlayken yaptığım her şey güzel geliyor; konuşmak, gezmek, tartışmak nefsim de cabası vs. İlerleyen zamanda nefsimin kölesi olmaktan endişe ediyorum. Eşimle olan sıkıntım beni cinsel yönden de gerdiği için nefsimi cinsel yönden tatmin edemiyorum ve sıkıntı oluyor. Görüştüğüm bayanla dini nikâh kıyarsam sorunlarım püf diye ortadan kalkmayacak biliyorum ama zaten huzursuzum. Allah muhafaza biraz mutlu olayım derken daha kötü şartlar da çıkabilir meydana. Yarına garantimiz yok. 10 senelik faizli kredi çekip de ev alacağım diye ziyan edemem kendimi düşüncesinde olan bir insanım. Ama gönül huzuru olmayınca bu gün de huzurlu mutlu olsun diyorum. Huzurum kendi içimde yok. Bunu aileme yansıtmıyorum, yansıtırsam biliyorumki çocuklarım etkilenecek ve bu durumda ayrılmak ile aynı etki meydana gelecek. Hep içime atıyorum. Bu görüştüğüm kişi ile her yönden dengiz diyebilirim. Hocam, biz şüphede kalmadan dini nikâh kıyabilir miyiz? Dediğim gibi, ailelerin birbirini (uzaktan akraba) dolaylı olarak tanımasından dolayı görüştüğüm bayanın ailesi de bilmeyecek, anne ve babası dâhil. Yaş, aklı denge vb. sorun yok. Çevresi ve ailesi bekâr olarak bilmeye devam edecekler kendisini. Yalnız, kendisinin geçmiş yıllarda yaptığı bazı hatalar var cinsel konuda, hatadan çok zorla olan yarı tecavüz gibi bir durum da diyebiliriz. (İki tarafın isteyerek cilveleşmesi ama durulması gereken yerde erkeğin zor kullanması gibi bir durum.) Ben bu durumu çok sonraları öğrendim fakat istek dışı bir durum olduğu için kendisinin yine de pişman olması gerektiğini ve unutması gerektiğini söyledim. İlerleyen zamanda duruma göre yol alacağız. Tavsiyeniz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkeğin, evlenmeden önceki hayatından kalma bir hastalık olarak bu devam ediyor olabilir. Nedeni siz olmadıktan sonra vebaliniz olmayacaktır bundan. Bunu bir tür hastalık kabul edebilirsiniz. Zamanla düzelmesi mümkündür ve düzelir de. Yalnız, yapmanız gereken şey şudur: BU DURUMU HİÇ GÜNDEM YAPMADAN aranızdaki muhabbeti artırın. Sizsiz bir hayat onun için olmayacakmışa inansın. Bunu yapabilirseniz tedavisine yardım etmiş olursunuz. Böyle yapmaz da onunla bunu tartışırsanız yara derinleşir ve gitgide başka bir konu üzerinden aileniz sarsılır. Şeytan için bu, bulunmaz bir fırsattır, unutmayasınız. Bu arada sizin cinsel ihtiyacınızı tatmin için de onu zorlamadan dolaylı olarak işinizi çözmeye çalışın. Onu bir bilene danışmaya ikna edebilseniz çözüm daha çabuk olabilirdi ama böyle bir teklif sizi itmesine neden olabilir, dikkatli olun. Özet olarak, olmamış gibi davranmanızı doğrudur, unutmayın, ihmal etmeyin ama irdelediğinizi hissettirmeyin sakın. Allah yardımcınız olsun.
Sakin kal ve sabırlı ol. Öfkeli kararlar verme, ibadetlerine sarıl, dua et. Eşinle sakince konuş. Suçlamadan, kırmadan duygularını anlat. Bahanelerine karşı hazırlıklı ol. "Aileni sevmen normal ama biz de senin aileniz, denge kurmalıyız." diyerek çözüm öner. Ortak bir karar almaya çalış. Haftada birkaç gün evde yemek yemesi, eve erken gelmesi ve ailece vakit geçirmeniz için anlaşma yapmaya çalış. Aile ilişkilerini dengede tut. Kayınvalidene tamamen uzak durma ama mecbur hissettiğinde kısa ziyaretlerle dengeyi sağla. Geç saatler ve ilgisizlik için ne yapabileceğine dair seni ve eşini tanıyan, sözüne güvendiğin kişilerle istişare et. Bununla beraber eşinin evine karşı böyle olmasının senden ve evdeki bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştır. Eğer varsa böyle bir şey o konuda neler yapabileceğini araştır ve hemen o konuya müdahale et. Yok, eğer sadece işiyle alakalı ise ona evi ile işi arasındaki dengeyi hatırlat. Amacın sadece yuvanı kurtarmak ve evindeki huzuru sağlamak olsun. Duygusal kırgınlıklarını belki daha sonra konuşmak üzere bir süre ertelemeye çalış. Her şeye rağmen düzelmezse o zaman aile büyüklerinle ne yapman gerektiği hususunda istişare et. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet ol.
İçtenlikle, nezaketle derdini anlatmışsın. Allah derdini büyütmeden çözsün, sana ve ailene sekinet ve hayır versin. Şimdi senin yaşadığın bu durum, sadece bir “aile içi geçimsizlik” değil, aynı zamanda insanî, mânevî ve psikolojik bir zorluktur. Gel, meseleyi üç ana başlıkta konuşalım: 1. Nikâhın Üzerine Binen Yük: Evlilik ama Eşsizlik Bir erkeğin evlilikte meşru cinsî ihtiyaçlarının karşılanması, sadece şehvet tatmini değil, aynı zamanda gözün harama kaymaması, kalbin huzur bulması, eşler arası sevginin kuvvetlenmesi gibi birçok fıtrî amaca hizmet eder. Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi vesellem şöyle buyurur: “Ey gençler topluluğu! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder.” (Buhârî, Nikâh 3) Bu hadisin alt mesajı şudur: Evlilik bir meşruiyet çerçevesi sunar, ama bu çerçeve dolu değilse, kişide kırılmalar başlar. Senin durumun da böyle. Ayda bir bile cinsel yakınlık yaşanmıyorsa, bu yakınlık bile “yalvar yakar” ile oluyorsa ve hastalık gerekçe gösterilip tedavi sürekli erteleniyorsa bu artık sıradan bir evlilik içi sorun değil, “hak ihlâli”dir. 2. Rahatsızlık Varsa, Tedavi Şarttır – Ama Samimiyetle Bir kadının cinsel soğukluk, ağrı, isteksizlik, depresyon gibi rahatsızlıkları olabilir. Bunlar küçümsenemez. Ama bir kişi sürekli “rahatsızım” deyip, tedaviden kaçarsa, eşini ihmal eder ama normal hayatına devam ederse, ilişki istemediği halde sosyal, dışa dönük, enerjikse o zaman ortada bir ciddiyetsizlik veya bilinçli ihmalkârlık vardır. Bu durumda bir “eş” değil, bir “oda arkadaşı” hâline gelinir. Zamanla eşin onuru kırılır, sabrı tükenir. 3. Annenin Sürekli Gündeme Gelmesi Ne Anlama Gelir? Eşinle yaşadığın her sorun annene bağlanıyorsa bu, konunun kişiselleştirildiği anlamına gelir. Muhtemelen eşin enin annenle olan samimiyetini kıskanıyor veya kendini onunla kıyaslıyor, belki de kayınvalideyle yaşanmış küçük bir meseleyi büyütüyor. Bu hâl hem senin arada ezilmeni sağlıyor hem de huzurunuzu kemiriyor. 5 Maddelik Çıkış Yolu Tavsiyesi -Eşinle kırmadan ama net bir konuşma yap: “Bak, bu evlilikte hem insanî hem de fıtrî ihtiyaçlarım karşılanmıyor. Bu bana ağır geliyor. Ya birlikte bir çözüm bulalım ya da bu böyle gitmez.” Konuşmanı “şikâyet diliyle” değil, “çözüm diliyle” yap. Ama netlikten kaçma. -Cinsel terapi veya uzman doktor desteğini şart koş: “Ya bir doktora gidelim, beraber konuşalım, tedaviye başlayalım ya da bu evlilik bu yükle yürümez” de. Bu baskı değil, bir "evliliği kurtarma iradesidir." -Kayınvalide meselesinde çizgini belirle: “Annemin konuya karışmadığı yerde onu gündeme getirme, çünkü o artık bizim meselemiz değil” diye net bir sınır çiz. -Aile büyüklerinden bir hakem heyeti öner: Tarafsız iki kişiyle konuşmak, bazen çiftlerin birbirini daha net görmesini sağlar. -İstikâret ve danışma yolunu açık tut: “Bu evlilik beni çürütüyor mu, yoksa toparlanabilir mi?” sorusunu samimi bir istişarede sor. Gerekiyorsa dinî danışmanlık veya aile terapisi desteği al. “Allah’ım, bu kuluna gönül huzuru, evliliğine sadakat ve sekinet, kalbine sabır ve netlik, kararlarına isabet ver.”
Siz hatanızı tespit etmişsiniz zaten; kaş yaparken göz çıkarıyorsunuz. Yapacağınız tek şey var: Bir süreliğine hiç ilgilenmeyin. Kendinizi müfettiş yerine koymayın.
Daha sonra oluşabilecek olumsuzlukları dikkate aldığınızda olması gerekeni yaptığınız anlaşılacaktır. Özel bir ilişki veya benzeri özel bir hata söz konusu değilse yanlış yapmış sayılmazsınız. Elbette bayanlar açısından kendisi ile görüşülüp ayrılması olumsuz bir durumdur ama gelecekteki huzur dikkate alındığında onun açısından da iyi olmuştur. Şimdiki küçük yaralar yarın büyük olacaktı.
Selamünaleyküm. Annenizin bu konudaki talebinin vicdani değeri vardır, dinen bağlayıcılığı yoktur. O açıdan evlenmenizde sakınca yoktur. Erkeğin hanımının izni de şart değildir. Sizin asıl dikkat etmeniz gereken şudur: Bir haram işleyerek başlatacağınız bu sürecin yarınını iyi düşünün. İyi bir işe kötü başladınız. Çok düşünün, duygusal olmamaya çalışın. Bir de hizmet ve din gibi kelimeleri bu süreç adına kullanmayın. Çok istişare edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bayılacak hale gelmek oruç bozmak için bir ruhsattır, yaptığı işten keffaret gerekmez. O günü oruç tutup kaza etmesi yeterlidir.
Oturup okunan Kur'an'ı dinlemeyi tercih etmeliyiz.
Koyun olma niteliği değişmedikçe o bir koyundur. Koyun ile alakalı hüküm onun için de geçerlidir.
Bir mü’minin banyo yapacak durumda olması ayıp değildir. Kimsenin bunu ayıp olarak görme hakkı da yoktur. Acil bir banyo için iki litre su ısıtman yeterlidir. Isıtıp banyo yap ve asla çekinme. Ayıp, Allah'ın dininden uzak kalacak bir iş yapıyor olmaktadır.
Bunu, bizi bizden uzaklaştıran fitnelerden bir fitne olarak görebilirsiniz. Gündeminize almayın, konuşmaya değecek kadar ağırlığı bile yoktur. Ne ırkları inkâr etmenin yeri var ne de dini bir ırka mal etmenin yeri var. Edebiyat ve kuru gürültü, başka bir şey değil!
Cevap için vakit harcamaya bile değmez basit bir eğlence bu, uzak durun ve imanınızı koruyun.