İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Peygamberlerden biri olan Eyüp aleyhisselamın başına gelen sıkıntı ne idi ve sebebini biliyor muyuz?

Cevap

Önce şu bilinmelidir: Eyyüb aleyhisselamın çektiği hastalığı/sıkıntısı bir cezalandırma değildir. Zira ayetler onu ve sabrını övmektedir. Hadislerde de onun bir hatasının söz konusu olmadığı anlaşılır. Meseleyi günahının cezası olarak değil de Allah’ın hikmetlerinden bir hikmet olarak görmek gerekir. Yaşadığı sıkıntı on sekiz yıl kadar sürdüğü belirtilen hastalığı ve insanların onun etrafından dağılmaları olmuştur. Eyyüb aleyhisselam ve diğer peygamberlerin çektikleri sıkıntıların asıl nedenini sadece Allah Teâlâ bilir. Biz, bize bildirilen kadarını bilebiliriz sadece. Genel bir bakışla baktığımızla onların sıkıntılarının şu nedenlere dayanabileceğini söyleyebiliriz: Peygamberler de beşerden biridir, melek değildirler. İnsanlardan bir insandırlar. Başlarına gelen olaylar da onların insan olduklarının açık bir belgesidir. Peygamberlerin evlenip çoluk çocuk sahibi olmaları, aile içinde sıkıntılar yaşamaları da insan olmalarını destekler bir bilgi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Eyyüb aleyhisselamın hastalığının ne olduğu bilinmemektedir ama ona yıllarca ağır eziyetler getiren ağır bir hastalık olduğu kesindir. Allah Teâlâ peygamberler üzerinden bütün mü'minlere hayatın nasıl ağır imtihanlarla yaşanabileceğini göstermiş olmaktadır. Onlar bile arzu ettikleri gibi huzurlu bir hayat yaşayamıyorsa diğer insanlar bu durumdan kendileri için büyük dersler çıkarmalıdırlar. Her durumda peygamberler sabrın en güzel örneğidirler. Pek çok peygamberin başına gelenlere topluca bakıldığında sabrın hayatın bütün alanlarını kuşatması gereken bir hava, bir su olduğu anlaşılacaktır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizin ne denli övülürse övülsün, övülmekle bitmeyecek meziyetlerin sahibi olduğundan kimsenin şüphesi olamaz elbette. Ancak bu hususun, sanki onun ihtiyacı varmış gibi abartıldığı da maalesef doğrudur. Biz şöyle dengeli bir yol izleyebiliriz: a- Allah Teala onu, kitabında nasıl övdü ise onu olduğu gibi kabul eder, iman ederiz. Kesinlikle tartışmayız, tartışılmasını da imandan çıkmak olarak görürüz. b- Sahih ve sarih hadislerde ona dair aktarılan bilgileri de olduğu gibi kabul eder, onları da tartışmayız, tartışılmasına izin veremeyiz. c- Bunun dışında şairlerin, yazarların, ozanların sözleri ile Peygamber aleyhisselam efendimizi tanımaya ihtiyacımız olmaz. Onun sevgisinin ve kişiliğinin abartılmasının bir zafiyet olduğunu düşünürüz. Onu övmek için yalana, hileye baş vurmanın gereği yoktur. Hassasiyetinizi doğru buluyorum. Yine de siz, sanki başka şey kastediyormuş vesvesesine sebep olmamaya gayret edin. Allah Teala'dan onun şefaatine nail olacak amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz.

Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ne denli özel biri olduğu ko
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanların başına gelen belalar, musibetler için GÜNAHLARI NEDENİYLE şeklinde bir tespit yapmamız yeterli değildir. Evet, günahlar da bir nedendir ama tek neden günahlar değildir. Peygamberler örneğinde olduğu gibi mesela hiçbir günahı olmayan çocukların da başına belalar gelebilmektedir. Belalar ve musibetler konusuna daha geniş bir açıdan bakılmalıdır. Biz insanız, bilgimiz ve idrakimiz bizim biyolojimizle sınırlıdır. Duyu organlarımız, aklımız gibi kapasitesi sınırlı ve fani nitelikte yardımcılarla biliyor ve kavrıyoruz. Bu durumumuz bizi ve bu büyük evreni yaratan Allah’ın her işini kavrama seviyesinde asla değildir ve olamaz da. Bu nedenle Allah’ın yaratması ile alakalı işlerde bizim kapasitemizin çok üstünde derin hikmetler olmasını kabul etmek zorundayız. Belki ahirette cennet ile mükâfatlandırıldığımızda buradaki meraklarımızın cevaplarını bulabileceğiz orada. Peygamberlerin başına gelen musibetleri de bu çerçevede anlayabiliriz. Onların derecelerinin yükselmesi, kendilerinden sonraki iman edenlerine mükemmel bir örnek olarak kalmaları gibi muhtemel nedenler de bu başlığa ilave edilebilir. En doğrusunu ise Allah Teâlâ bilir.

Hocam, insanların başına gelen belalar günahları nedeniyle ise peygamberlerin gü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir de şu sorunun cevabını inceleseniz; bunları öğrenmenin size stresten başka ne faydası olacak? Onlar veya o nesil imtihanlarını yaşayıp Rablerine gittiler. Ve itiraz edemeyecekleri hesaba gittiler. Biz, kendimizi incelemeli, hâlimizi araştırmalıyız. Bunları incelemek sadece moralimizi bozar, şeytanın bizi sömürmesine sebep olur. Allah Teâlâ hepimizi rızasına erdirsin.

Hocam M. Âsım Köksal’ın “Kerbela Faciası” isimli kitabını okuyorum. Kitabı okurk
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle kati bir ifade kullanmak yerinde olmaz. İnsanın başına gelen sıkıntıların bu pencereden değerlendirilmesi açısından şunları söylememiz mümkündür: İnsanın başta Allah’ı inkâr ve genel olarak haramlar gibi işlediği suçlar dünyada iken asıl ceza ahirette olmak üzere ön ceza olarak ceza görmesine neden olabilir. Bireyler veya toplumlar için bu mümkündür. Ancak kimin hangi sıkıntısı böyle bir nedenle gelmiştir, bunu bilemeyiz, bilmemiz de mümkün olmaz. Özellikle günahkâr mümin insanların başlarına gelen sıkıntıları bu mantıkla değerlendirip gereğini yapmaları isabetli bir davranış olur. Bunun gereği de tevbe edip salih mümin olma yolunda yürümektir. Kimi zaman da kulun durumu iyiler arasında olmakla beraber o kulun derecesi yükselsin, daha çok sevap kazansın diye zorluk çekeceği sıkıntılar çektiği de olur. Peygamberler ve pek çok salih kulun bize ulaşan sıkıntılarında bu gerekçeyi okuyabiliriz. Bir başka yorum da şudur: Kulun günahkâr kimliği sıkıntı ve bela çekmesine neden olur. Kul sabreder kadere itiraz etmez ve ecir kazanır. Bu da bir nevi cezayı (belayı) hayra dönüştürmek olur. Bu incelikler kâfirler için geçerli değildir. Onların bu dünyada çektikleri sadece sıkıntı olarak kalır onlar için. Özet olarak denebilir ki: İman ve sabır ile karşılaşılan sıkıntılar öyle veya böyle mümin için kazanç vesilesidir. Kul, sıkıntıya düşmemek için tedbirli olur. Yine de sıkıntıya düşerse bu sefer insan olarak sıkıntıyı gidermek için yapabileceklerini yapar. Ve kazanan olur biiznillah.

Hocam insanın başına gelen sıkıntılarla belalar Allah’ın o kuluna cezası ve azab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kulun başına gelen olumsuzlukları değerlendirirken “her olumsuzluk” diye sınırlandırılmış bir ifade yanlıştır. Evet, elimizin/dilimizin/gözümüzün yaptıkları, kalbimizin kaypaklıkları netice olarak Allah’tan musibet gelme nedeni olabilir. Bunu gösteren, işaret eden ayet ve hadis de vardır. Ama buna dayanarak her musibetin bir hata üzerine ceza olarak indiği söylenemez. Ve başa gelen musibetler sanki gerekli cezası da gelmiş ve iş bitmiş gibi bir anlayışa da sebep olamaz. Peygamberler başta olmak üzere küçük bebekler ve salih insan olarak bildiklerimizden büyük musibetler yaşayanlar vardır. Onları nereye koyacağız? Bu tür meselelerde tek bir seçenek üzerinde düşünmek gayba ait bilgileri zorlamak olabilir. “Biz hata etmiş ve sebep olmuş olmayalım da…” şeklinde özetlenebilecek bir idrakle bakılmalıdır meseleye. Rabbim musibetlerden muhafaza buyursun. Gaflette olmaktan da bizleri korusun. Âmîn.

Hocam ben ibadetlerimi yapıyorum ve elimden geldiğince haramlardan sakınmaya çal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır böyle bir söz söylenemez. Peygamberlerden bazıları ağır hastalıklar geçirmişlerdir. Onlar için de mi aynı şeyi söyleyeceğiz? Evet, Allah Teâlâ, bazı kullarının bazı hatalarını dünyada iken cezalandırmış olabilir. Bu cezalardan biri de hastalık olabilir ama bunu “şunun hastalığı şu günahındandır” şeklinde söylemek sadece bilmeden konuşmak olabilir.

Hocam bir insanın ağır bir hastalığa yakalanması onun dünyadaki cezasıdır denebi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.