Fetva Meclisi
Soru
Fırka-ı Naciye nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselamdan gelen sahih hadislerde, ümmeti içinde ilk çizgiyi değiştirmeden yoluna devam eden bir grubun bulunacağına dair bilgiler vardır. Bu bilgiler Buharî ve Müslim başta olmak üzere pek çok hadis kitabında vardır. Söz konusu hadislerde bu grubun özellikleri arasında: a- Kıyamete kadar devam edecekleri, b- Aykırı davrananlardan etkilenmeyecekleri, yabancılardan zarar görmeyecekleri, c- Bu uğurda savaşacakları, d- Bu grubun Beytülmakdis (Kudüs) etrafında olacağı bilgisi vardır. Bu hadislerin önemli bir bölümü de sahih hadislerdir. Böyle bir grubun varlığı, büyük ihtimalle savaşlarda düşmanlarını kahredenlerden çok dinin kıyamete kadar taşınması için eğitimden cihada kadar her türlü DİNİ YÜKLENME himmeti gösterenlere işaret etmektedir. Bu sebeple de bu grubun kimlerden oluştuğu sorusunun cevabını, dinin bugünlere, bu günlerden kıyamete kadar taşınması için kimlerin adı geçiyorsa onlardır şeklinde verebiliriz biiznillah. Çizgi olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yolunu titizlikle takip eden muallimden doktora kadar herkes bu grubun içinde olabilir. Coğrafya adı verilerek cevaplandırılacaksa bu grubun bulunduğu yer Şam diyarıdır. Kudüs de o Şam diyarına dâhildir. Yalnız, din nerede ise ve nerede onu omuzlayacak bir mü'min aranıyorsa orada bulunanın mekânı bu grubun mekânıdır. Bu anlamda bütün mü'minler her yerde bu şerefe yani kıyamete kadar nesli tükenmeyecek saf mü'minlerden olmaya adaydırlar. Yeter ki yaşadıkları zamanın ve çevrenin fitnelerine karşı erime gibi bir ihtimal olmasın. Bu hadisler, Peygamber aleyhisselamın mucizelerinden biridir. Defalarca İslam dini ve Müslümanları mezara koymak için dünya çapında saldırılardan sonra bugün bütün dünyanın en genç ve dinamik nüfusuna sahip neslin dini İslam ve onun kitabı Kur'an ortada bu mucizeyi yükseltmektedir. Elhamdülillah. Bu grubun vazifesi dini sadece dış düşmanlardan korumakla sınırlı değildir. Dış düşmanlar ve iç sulandırmalar, fitneler ve bid’atlerden de koruyacaklardır dinlerini. Onların varlığı dinin yücelmesi, ebediyete kadar korunması olacaktır biiznillah. Zaman zaman sıkıntılar yaşamaları, eziyetler görüp belki de şehitler vermeleri bu büyük gerçeği değiştirmez. Çükü onlar, dinleri için vardır. Dinleri de onların şehadeti ile yücelmekte ve ebedileşmektedir. Maksat da budur zaten. Bu grubu ayakta tutan ruh, Kur'an ve Sünnet eksenli bir ilimden besleniyor olmalarıdır. Dinin özünü anlama ve yorumlamada çağların icatlarına kulak vermemeleridir. Çevre seçicisi olmaları, fitnelere karşı teyakkuzda olmaları, ümmetin büyüklerini önden bilmeleri de bir başka ayrıcalıkları sayılmaktadır. Bunların sayı ile ilgileri yoktur. Bir kişi olma veya tek kalmak onlar için sıkıntı değildir. Allah ile beraber olduklarına inanmaları onları sürekli heyecanlı tutmakta ve ufuklarını aydınlatmaktadır. Dinlerinin edebiyatını değil pratiğini yaşayan ve bunu nesillere taşıyan bu mübareklerden olmak bilhassa bu fitne çağında Allah’ın büyük bir ihsanıdır. Bu ihsanın peşinde koşanlardan olmayı dileriz.
Selamünaleyküm. Bir şeyin karşılığı olmadan kura çekerek yapılan ikramda bir sakınca yoktur.
Böyle bir ifadeden kasıt 'tanrı' kelimesinden kastedilen asıl mana olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun için de imanı gitti dememiz zor olur ama böyle ağır ifadeleri kullanmaktan kaçınmak gerektiği de aşikârdır.
Şirk, Allah ile beraber bir ortak icat etmektir. Bu uygulamada da olabilir niyette de. Bunun dışında, Müslüman'ın uygulamadaki hatalarına 'günah' adı verilir. Günah ile şirk arasında ölü ile diri kadar fark vardır. Sizin durumunuz şirkten çok günaha yakın bir durumdur. Ezikliğini hissettikçe şirke kaymamış olduğunuz anlaşılır. Allah'a emanet olun.
Bu ve benzeri hadislerde, Ümmetin fırkalara bölünmesi ile ilgili bilgiler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin geleceğe dair verdiği bilgiler arasında yer almaktadır. Bu bilgilerin muayyen bir asır ve mekân için kullanılması, şahıslara, gruplara mal edilmesi doğru değildir. Eğer hadislerdeki bilgi gün veya yer ismi zikrediyorsa mesele yok; zaten mucize tahakkuk etmiştir. Bunun dışındaki sonuçlar için hadislerdeki anlamı zorlamak gerekir ki bunun yanlış olacağını tahmin edebiliriz. Hadisler, ümmetin geleceğinde bir parçalanmanın olacağını ve bunun da yanlış olduğunu bildirmektedir. Başka bir uyarı da bu parçalanmada sadece bir grubun ilk neslin berrak izinden devam edeceği gerçeğidir. Ama siz de takdir edersiniz ki, her grup kendisinin o tek fırka olduğunu iddia edecektir ve etmektedir de. Bu da imtihanın ayrı bir boyutudur. Bize düşen, namazda, hacda, Kur'an'da, sünnette, ailede, cemaatleşmede ümmet mantığıyla hareket etmeye çalışmak, gerekiyorsa tek başına Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının izini sürmeye hazır olmaktır. Bu da ilimle olabilir ancak. Allah azze ve celle rızasını gözeterek yaşamayı hepimize müyesser kılsın. Birbirimize, ümmetimize çok dua edelim. Dünyanın fitne zamanında yaşıyoruz ve fitne de artarak devam edecektir. Cennete kadar yılmadan sabırla devam edelim.
Selamünaleyküm. Fıkıh kitaplarımızda böyle bir bilgi yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Burada ölçü olarak sahibinin hakkını takip etmesini ya da yasaklamayı izlemesini alabilirsiniz. Terkedilmiş gibi duran kullanılabilir.
Doğrunun etrafına sarmalanmış eğrilerdir bunlar.
Evet, mescitlere yürümek öyle bir sevap kaynağıdır. Bu sevap kaynağı da erkeklere daha açık görülmektedir. Bunu böyle kabul edip bir kenara koyalım. Sonra da şu sorunun cevabını bulalım: Mesela erkeklerin nurlu cennetlere geçme imkân ve kaynağı sadece mescitlere yürümek midir? Onun dışında onlarca aynı fırsatı kazandıracak kaynaklar yok mudur? Cevabımız ‘vardır elbette' olacaktır. Demek ki, bir sevap kaynağının zikredilmesi diğerlerinin yokluğu demek değildir. Bu erkekler için böyle olduğu kadar kadınlar için de böyledir. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz, bayanlar için mesela cemaatle namazı şart koşmazken onlara da cemaatle namaz gibi belki de daha büyük fırsatlar açan kapılar göstermiştir. Kadınlar da o fırsatları cennet yoluna çevirip kazanacaklardır. Bir de bu gözle bakmaya çalışın, daha geniş görün, daha renkli görmeye çalışın. Allah yardımcımız olsun.
İlham vardır ama hüccet değildir. Yani ilham birine gelebilir fakat böyle bir bilgi dini bir hüküm oluşturmaz. İlim Kur’an olur, Sünnet olur, kıyas olur, icma olur. Asla 'ilmiledun' olmaz. Kur'an gibi Kur'an demeye benzer bu, eğer vardır dersek. İlmiledun ile kastımız, bazı insanların kalplerine doğan tuluat ise ona olabilir deriz ama bu, onların efkârını genişletmenin ötesinde bir din hükmü niteliği taşımaz.
Evet, Kur'an yarışma için gelmedi ama eğitimin şartları bunu gerektiriyor olabilir. Harama bulaşmamak kaydı ile bu tür yarışmaların yapılması bir eğitim metodu olarak gereklidir. Siz içinize sindiremiyorsanız katılmayın.
Sekarat yani ölüm öncesi anda şeyhin gelip kurtarması hakkında şunu bilmemiz gerekiyor. Eğer şeyh/mürid ilişkisi muhakkak bir şeye benzetilecekse sadece anlaşılsın diye bir benzetme yaparak ashabı kiramın Peygamber aleyhisselam ile ilişkisini buna benzetebiliriz. Gerçi böyle bir benzetme sağlam bir zemine oturtulamaz ama mesele anlaşılsın diye benzetelim. Ebu Bekir radıyallahu anh, Ömer radıyallahu anh, Ali radıyallahu anh gibilerin sekarat denebilecek hâlleri bilinmektedir. Onların Allah'ın Kur’an ile şahitliğini yaptığı beyatlarına rağmen böyle bir şey gerçekleşmedi. Peygamber aleyhisselamın ruhaniyeti gelip onları kurtarmadı. Bıraktığı şeriatına sadakatleri onları kurtardı inşallah. Onlar için gerçekleşmeyen bu temenni şimdi veya başka bir zamanda kim için gerçekleşebilir?