Fetva Meclisi
Soru
Bazı tarikatlarda anlatılan, ‘kişi sekarat anında iken şeytan imanını çalmaya gelir, şeyhinin ruhaniyeti de o anda müridin başucunda bulunur ve şeytanı kovarak müridin imanlı vefat etmesine vesile olur.’ ifadeleri doğru mudur, Kur’an ve sünnete uygun ifadeler midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Elimizdeki Kur'an ve hadislerde bulunmayan bazı dinen zorunlu bilgilerin birilerinde bulunabileceğine inanan kimse Kur'an'ımızın eksik olduğunu ima etmiş olur ki, bu maazallah imanla ve Kur'an'ımızın kemali ile çelişir. Bunu kastetmemiş olmalarını umarız. Kastederek ve bilerek bunu söyleyenin arkasında namaz kılmamak gerekir. Belirttiğiniz diğer tarikatlarla alakalı konulara hiç girmeyiniz. Çözümü yok, inandırmak mümkün değil, terk etmeleri beklenmez. Vakit geçirmeye değmez konulardır onlar. Bir nevi doğrusu ile eğrisinin iç içe girdiği konular olarak onlardan uzak durmanızı tavsiye ederiz size.
Bu uygulamanın Peygamber aleyhisselam ve ashabı ile bağlantılı bir örneği yoktur. Dolayısıyla böyle bir uygulamayı ‘din böyledir’ diye kurallaştıramayız. Dinin içinde kalan mü'minlerin ya da bir grup mü'minin yaptığı iş olarak görebiliriz. Böyle olunca da o konu fıkıh ulemasının tastik etmesi durumunda dinen bir bağlayıcılık taşıyabilir. Aksi takdirde yok hükmündedir. Bu tür tartışılabilir şeylerden uzak durun. Peygamber aleyhisselamın mübarek Sünnet’i ve fukahamızın bereketli içtihatları ortadadır, hepimize yeter onlar.
Selamünaleyküm. Size sadece Allah'ın kitabı Kur'an ve Peygamber aleyhisselamın Sünnet'inde var olanlardan söz edebilirim. Bu ikisinde de sizin aradığınız yoktur. Allah'a davet eden, O'na kulluğu bize öğreten kimseler olabilir ama O'nunla aramızda hiç kimse olamaz, Peygamber aleyhisselam da dâhil!
İnsan, ön kanaatle bakınca daha keskin kurallara sarılıyor. Bu nedenle, Ümmet'in iç sorunlarına bakarken ilke olarak bir kişi bile dışarıda kalmasın diye gayret etmek lazım. Şimdi tasavvuf erbabının hatalarını irdelemeye kalkarsak, öbür yandan onların hatalarını irdeleyenlerin de sabah namazını cemaatle kılmadıklarını, zikir diye bir şey bilmediklerini, kuru bir İSLAMCILIK şemsiyesi altında konuştuklarını söyleyenlere ne diyeceğiz? Bizim vazifemiz, hataları tespit edip karara bağlamak mı yoksa Allah'ın adının bir kere daha yücelmesini sağlamak mıdır? Ilımlı veya sertten ziyade dengeli ve toplayıcı bakmayı yeğlemekte yarar olduğunu düşünüyorum. Hassasiyetinize teşekkür ederim. Allah yardımcımız olsun.
Sırat ile alakalı olarak bir Müslüman için bilinmesi ve inanılması zorunlu noktaları şöyle tespit edebiliriz: Sırat haktır, iman edilmesi gereken konulardan biridir. Bunun dayanağı da sahih hadislerdir. Kur'an’ımızda adı verilerek geçmemektedir. Meryem suresinin 71 ve 72. ayetleri buna işaret etmektedir. Sırat bir mecazi ifade değildir. Tam anlamı ile Türkçede derenin üstünde köprü ne demek ise cehennemin üzerinde Sırat o anlamı yansıtmaktadır. Sırat kıyamet günü cehennemin üzerine kurulacak bir köprüdür. Mü'min olanlar onun üzerinden geçecektir. Kâfirler ona gelmeden cehenneme atılmış olacaklardır. Sırat’ın iki tarafında peygamberler kurtuluş için dualar edeceklerdir. Etrafı kancalarla çevrilidir, suçlular o kancalarla çekilip cehenneme atılırlar. Mü'minler üzerinden geçerken farklı hızlarda geçerler. Herkes iman ve amel durumuna göre bir hızla geçer. Ya da durumuna göre aşağı düşer. Sırat’ın varlığı Allah’ın adaletinin gerçekleşmesi ve mü'minlerin bu tahakkuku gözleri ile görmelerini sağlayacaktır. İnceleyebildiğimiz kadarı ile diyebiliriz ki: KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİN benzetmesi hadislerde yoktur. İlk nesil müçtehitlerinin ifadelerinde de kullanılmamaktadır. Sonraki asırlarda durumun ağırlığını anlatma olarak söylenmiş bir söz olabilir. Yalnız Allah Teâlâ için Sırat’ı o şekilde yaratmak zor değildir. Buna da iman etmeliyiz.
Sekerat anında kelime-i şehadet ya da imana delalet eden bir söz ile bitirmek büyük bir işarettir. Ama şart olan imanın gereği üzere yaşarken ölüme yakalanmaktır. Şeytanın o anda müdahale edebileceğine dair bilgiler vardır. Bunun için de Allah'tan imanlı bir ölüm için sürekli niyazda bulunmak gerekmektedir. Birbirimize HÜSNÜ HATİME için dualar edelim.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İlham vardır ama hüccet değildir. Yani ilham birine gelebilir fakat böyle bir bilgi dini bir hüküm oluşturmaz. İlim Kur’an olur, Sünnet olur, kıyas olur, icma olur. Asla 'ilmiledun' olmaz. Kur'an gibi Kur'an demeye benzer bu, eğer vardır dersek. İlmiledun ile kastımız, bazı insanların kalplerine doğan tuluat ise ona olabilir deriz ama bu, onların efkârını genişletmenin ötesinde bir din hükmü niteliği taşımaz.
Kabirdekiler veya yaşayan makam sahipleri iyi mü'minler, Allah dostu insanlar ise açtıkları çığırı devam ettirmek gerekir. İsimleri üzerinden tembellik sektörü oluşturmak İslam ile aynı zeminde tutulabilir bir anlayış değildir.
Evet, mescitlere yürümek öyle bir sevap kaynağıdır. Bu sevap kaynağı da erkeklere daha açık görülmektedir. Bunu böyle kabul edip bir kenara koyalım. Sonra da şu sorunun cevabını bulalım: Mesela erkeklerin nurlu cennetlere geçme imkân ve kaynağı sadece mescitlere yürümek midir? Onun dışında onlarca aynı fırsatı kazandıracak kaynaklar yok mudur? Cevabımız ‘vardır elbette' olacaktır. Demek ki, bir sevap kaynağının zikredilmesi diğerlerinin yokluğu demek değildir. Bu erkekler için böyle olduğu kadar kadınlar için de böyledir. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz, bayanlar için mesela cemaatle namazı şart koşmazken onlara da cemaatle namaz gibi belki de daha büyük fırsatlar açan kapılar göstermiştir. Kadınlar da o fırsatları cennet yoluna çevirip kazanacaklardır. Bir de bu gözle bakmaya çalışın, daha geniş görün, daha renkli görmeye çalışın. Allah yardımcımız olsun.
Kastınız İmam Rabbani'nin Mektubat'ı ise Yasin Yayınevi’nin baskısını tavsiye edebilirim.
Burada ölçü olarak sahibinin hakkını takip etmesini ya da yasaklamayı izlemesini alabilirsiniz. Terkedilmiş gibi duran kullanılabilir.
Önce doktora görünün. Doktorun size tavsiyelerini uygulayın. Ondan sonra da gerekiyorsa semt değiştirin. Cami değiştirin. Ev değiştirin ama bulunduğunuz yerde sayıp kalmayın. Önce doktor sonra da diğerleri.