Fetva Meclisi
Soru
Tarikatlarda şeyhten himmet, istiğase veya istimdat istemek meşhur bir durumdur, bu, İslam’a uygun mudur? Kabir ehlinden (Abdulkadir-i Geylani, Şahı Nakşibend, İmam-ı Rabbani vs.) istiğase veya istimdat istenilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah'tan başkasından yardım istenmeyecek bir konuda, vefat etmiş veya yaşayan gaip bir kimseden yardım istemek, niyetini sorgulamakla birlikte iman konusunda sorunlar üretir. https://fetvameclisi.com/fetva/kabir-ehlinden-himmet-istigase-veya-istimdat-istemek-dogru-mudur
Her mü'min, Allah'ın rızası için yapabildiğini yapmalıdır. İlme kabiliyeti olan ilimle uğraşmalı, onu yapamayan da yapabiliyorsa cihat etmeli ya da bir baltaya muhakkak sap olmalıdır. Allah'a emanet olun.
İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.
Selamünaleyküm. İslam sadece kendisi gibidir. Onun yerleşmesi için de sadece kendi ilkeleri geçerli olmalıdır ama yapılacak çalışmalarda amaçlar değil de ARAÇLAR, bir ana ilkeye ters düşmedikçe kullanılabilir. Ana ilke de mesela alkol ve zina yasağı, namaz ve oruç emri gibi hususlardır.
Böyle bir söz espri maksatlı olarak bile söylenemez. Mürşidimiz Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Elbette bir âlimin veya salih kimsenin yönlendirmesi her mü'min için faydalıdır ama "kabul olmaz" sözü abartıdır ve kasıttır. Sünnete uygun, bir ilmihal kitabından yararlanarak yaptığınız işler için bunu kimse söyleyemez.
Mest mubah bir iştir. Mubah olan bir şeyi kullanmak genç/ihtiyar ayrımına ancak onu mubah yapan nas ile mümkün olur. Mest için öyle bir ayrım yoktur. Kullanan kişinin onu keyfi için de kullanabilir zarureti için de. İbadeti hafife almak gibi bir kast ise her zaman ve herkes için olabilir. Onu ayrı bir zaviyeden değerlendiririz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kastınız İmam Rabbani'nin Mektubat'ı ise Yasin Yayınevi’nin baskısını tavsiye edebilirim.
Sekarat yani ölüm öncesi anda şeyhin gelip kurtarması hakkında şunu bilmemiz gerekiyor. Eğer şeyh/mürid ilişkisi muhakkak bir şeye benzetilecekse sadece anlaşılsın diye bir benzetme yaparak ashabı kiramın Peygamber aleyhisselam ile ilişkisini buna benzetebiliriz. Gerçi böyle bir benzetme sağlam bir zemine oturtulamaz ama mesele anlaşılsın diye benzetelim. Ebu Bekir radıyallahu anh, Ömer radıyallahu anh, Ali radıyallahu anh gibilerin sekarat denebilecek hâlleri bilinmektedir. Onların Allah'ın Kur’an ile şahitliğini yaptığı beyatlarına rağmen böyle bir şey gerçekleşmedi. Peygamber aleyhisselamın ruhaniyeti gelip onları kurtarmadı. Bıraktığı şeriatına sadakatleri onları kurtardı inşallah. Onlar için gerçekleşmeyen bu temenni şimdi veya başka bir zamanda kim için gerçekleşebilir?
Önce doktora görünün. Doktorun size tavsiyelerini uygulayın. Ondan sonra da gerekiyorsa semt değiştirin. Cami değiştirin. Ev değiştirin ama bulunduğunuz yerde sayıp kalmayın. Önce doktor sonra da diğerleri.
Şu anda bulunduğun durumun hakkını verebiliyorsan ve yarın da kusursuz iş görebileceğine inanıyorsan sıkıntı yok, istiğfar et ve devam et. Bulunduğun konumu dolduramayacağını anlıyorsan senden istendiği şekilde oradan ayrıl.
İlham vardır ama hüccet değildir. Yani ilham birine gelebilir fakat böyle bir bilgi dini bir hüküm oluşturmaz. İlim Kur’an olur, Sünnet olur, kıyas olur, icma olur. Asla 'ilmiledun' olmaz. Kur'an gibi Kur'an demeye benzer bu, eğer vardır dersek. İlmiledun ile kastımız, bazı insanların kalplerine doğan tuluat ise ona olabilir deriz ama bu, onların efkârını genişletmenin ötesinde bir din hükmü niteliği taşımaz.
İbni Teymiye sözü edilen eserinde Şiilerin hatalarını tespit etmiştir. Ne o eserinde ne de başka bir eserinde Emirulmü'minin Ali radıyallahu anha karşı bir cümlesi olduğunu şu ana kadar duymadım. İncelediğim bir eser olduğu için de özellikle olmadığını söyleyebilirim. Bu, o kitaptan rahatsız olanların uydurduğu bir şey olmalıdır.