Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim Kadiri ve Nakşi tarikatından tanıdıklarım var. Kur’an’ın ve hadislerin yanında Allah’ın Peygamberine gizli bilgi aktardığına ve bu bilgiyi çoğu Müslümanların bilmediğine inanmaktadırlar. Bu gizli bilginin Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali'den bugünkü şeyhlere kadar ulaştığını söylemektedirler. Bu bilgiye sadece seçkin insanların vakıf olduğunu söyleyenler ve bir nevi gizli vahiy gibi algılayanlar dinden çıkmış olur mu? Kur'an'a yegâne vahiy olarak iman etmek gerekmez mi? Bir de hocam ölmüş ve diri olan şeyhlerinden yardım istemelerini nasıl değerlendirmemiz gerekir? Tarikattan herkes sorgusuz sualsiz şeyhlerinin dediğini kabul ediyorlar. Bu uygulama hangi kategoriye giriyor? Bid'at mıdır, şirk midir? Dinden çıkmış olurlar mı? Bu tür uygulamaları yapan ve uyan kişinin arkasında namaz kılınır mı, nikâhta şahit olarak kabul edilir mi, kestikleri hayvan yenir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Çözümü görünmeyen sorunların içinde bocalamayın. İslam'ın berrak yüzü önümüzdedir Siz neden negatiflerle ilgileniyorsunuz? İslam'ın Müslümanlarında sorun var ama Peygamberinde sorun var mı? Kur'an'da sorun var mı? Şeytanın sizi oyalayacağı işlerle ilgilenmeyin, rahat edin.
Elbette mü'minlerin birbirlerini basit görmeleri hatta zararlı saymaları yanlıştır. Cemaat önderleri böyle bir anlayışa sebep olacak söz ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. Şu iki husus da önemli bir tespit olarak zihnimizde bulunmalıdır: a- Nihayetinde cemaatlerin söyledikleri birbirlerinin zıddı şeyler değildir. Kur'an aynı, fıkıh aynı; nedir farklı olan o zaman? Metotlar farklıdır. Zaten itikat konularında bir farklılık varsa o takdirde biz kendimizi zararlı çevreden koruruz. Ama metot farklılıklarını öne sürerek cemaatler arasındaki mesafeyi büyütmek sakıncalıdır. İslam'ın ruhuna aykırıdır böyle bir şey. b- Belli bir ilmi seviyesi olmayan bir Müslüman'ın her çiçekten bal toplamaya kalkışması da iyi sonuç vermeyecek bir davranıştır. Ama bu, bir oradan bir buradan alma, zevke göre seçme şeklinde olduğunda yanlış olabilir. Kur'an'ı anlatan dinlenmeli. Temel ilkeleri anlatan dinlenmelidir. Bunda bir hata olmaması gerekiyor. Şüphesiz kalpleri ve niyetleri Allah Teâlâ bilir ama müşteri ve kaynak kaçırma endişesi sizin zikrettiğiniz konunun temelinde yatıyor olsa gerek. Allah'tan bizi fitneye düşmekten korumasını dileriz.
Selamünaleyküm.Biz bu sitede dini meseleleri tartışmıyoruz. Tartışmanın gereksizliğinden değil ama insanların zaruri bilgilenme ihtiyacını karşılamanın daha önemli olduğuna inandığımızdan böyle yapıyoruz. Sizinle de bu meseleyi tartışmayı uygun bulmuyorum. Sadece şunu belirtebilirim:Bu ümmetin, sabahlara kadar teheccüd kılan, vakıf malıdır diye cami çeşmesinden bile su içmeyen ulemasından binlercesi, belki de yüz binlercesi on dört asırdan beri sözünü ettiğiniz meselelerde bir görüş üzerinde hareket ediyorlardı. Sözünü ettiğim bu ulemaya sahabenin uleması da dâhildir.Şimdi ise laik bir ülkenin, Şeriat Fakültesi diye isim bile vermeyi tenezzül etmeyip İlahiyat Fakültesi diye kurduğu kurumlarda yetişerek, oralarda unvan sahibi olarak ilim öğrenen insanların ortaya attığı görüşler vardır. Bir de bunlar, teheccüdle de hatta sabah namazını camide kılmakla da pek alakası olmayan kimselerdir. Sekreterleri ile oturabilen tipler olmaları da muhtemeldir. Yeni cephede de bunlar vardır. İzin verin ben, başını Aişe anamızın çektiği bin dört yüz yıllık büyük kitlede kalayım. Onların, bu modernler tarafından ilan edilen hatasına razıyım. Sabah namazını camide kılmazların doğrusundan ise, secdede iken gözyaşı akıtanlarla, ellerinde kılıçlarla meydanlarda şehit düşenlerle beraber bulunayım. Bırakın, o hatalar ve sahipleri ile kalalım. Zira bunlarınki, olsa olsa hatadır. Tezlerini geçirmek veya TV ekranlarına çıkmak için değildir sözleri. Bırakın doğal kalalım. Suni dinden ise doğal dinimiz olsun. Size de tavsiyemiz budur. Bunun hesabı daha kolay olsa gerek mahşerde. Allah'a emanet olunuz.
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
Müslümanlığımızı, şüpheler üzerinden irdelemek sakıncalıdır. Vesvese ile imanı sorunlu duruma taşımak yanlış olur. Örnek aldığınız olayla sizin bağlantı kurmanız hiç yerinde değildir. Günlük hayatınızı devam ettirin. İbadetlerinizi yapın. Birilerini şahit tutmanız gerekmez zaten camiye gidip namaz kılıyorsunuz. Benzeri ibadetleri yapıyorsunuz. İmanımızı korumak için çırpınacağız ama vesveseye kapılarak korurken kaybetme düzeyine de getirmeyeceğiz. İbadetlerinizi yapmanız, Kur'an okumanız, dua etmeniz, salavat getirmeniz ve benzeri ibadet olan değerleri canlı tutmanız imandır olduğu gibi biiznillah.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
gizli konusundaki diğer fetvalar
Mümin gizli iş yapmaz. Hele sana itimat eden bir akrabaya asla! Açık ol, yürekli ol.
İnternet bugünkü hayatta bir maldır, ekonomik değeri ve şahsa yüklediği sorumlulukları vardır. Her mal gibi sahibinin izni olmadan kullanılamaz. Şifreli veya şifresiz olması da büyük oranda bu gerçeği değiştirmez. İzin alarak kullanabilirsiniz ve verdiği izin kadar kullanabilirsiniz. Aksi takdirde kul hakkı denecek bir hak ihlali yapmış olursunuz.
Kazancınız helaldir. Fakat başkasına ait suyu izinsiz kullandığınız için kul hakkına girdiniz. Onlardan helallik istemelisiniz.
Bugünkü hayatın bir getirisi olarak sosyal medya hesapları şahsa ait mal gibi kullanılmaktadır. Sıradan bir mal nasıl ki başkasının izni olmadan kullanılamaz ise sosyal medya hesapları da öyledir. İzinsiz başkasının hesabına girmek bu bakımdan kul hakkı olur. Kul hakkı da hakkına girilen kişiden helallik almadan tevbesi tam anlamıyla gerçekleşmeyen bir günahtır. Bahsettiğiniz davranıştan uzak durmanız gerekir.
Her mü'min bu büyük ümmetin bir parçasıdır. Yapacağı her iş ve söyleyeceği her söz bir yandan onun kendisi ile alakalı iken bir yandan da ümmeti ile alakalıdır. Ümmete mal olacak bir işi asla kendi reyi ile yapamaz. Bu ümmet bir şûra ümmetidir. Şûra ile iş yapmalıdır. Şûra da bu ümmetin uleması ve umerasının ortak kanaati demektir. Bu ölçüye dikkat etmeyen birinin irtikâb edeceği bir hata onun hesabını ağırlaştırır. Buna dikkat etmek ve fevrî davranmamak gerekmektedir.