Fetva Meclisi
Soru
Hacca başvurduk ancak kura çıkmadı. Buna rağmen hacca gitmeyi çok istiyoruz. Bu sebeple, farklı ülkelerin kontenjanları üzerinden ya da normal başvuru dışında kalan (kaçak sayılabilecek) yollarla hacca gitmenin mümkün olduğu söyleniyor. Ancak bu şekilde gitmenin rüşvet, haram kazanç veya kul hakkına girme ihtimali bizi tedirgin ediyor. Özellikle bir başkasının hakkını engellemek söz konusuysa bundan kaçınmak istiyoruz. Hem de Suud hükümetinin adaletsiz tutumu dindar ülkeleri mağdur ediyor ve haksız kazanca yol açıyor. Ayrıca Diyanet karar almış, yedi kez başvuranlara kesin veriliyormuş. Hocam adalet ve bereket için doğru olan bu işin ilk kez gidenler için tamamen kuraya bırakılması değil mi? Bu durumda, kimsenin hakkını gasbetmeden bu tür yollarla hacca gitmek caiz midir? Ayrıca bu yolların dinen hükmü nedir ve taşıdığı riskler nelerdir? Haccın bu şekilde eda edilmesi kabul açısından bir eksiklik doğurur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ne yazık ki isteyenin istediği zaman hacca gidebileceği bir fırsatımız artık yoktur. Haccetmek artık kura ile elde edilebilecek bir nimete dönüştü. Dinimiz ve Kâbe’miz adına gururlanacağımız bir sonuçtur bu, elhamdülillah. Fıkıh olarak baktığımızda ise âlimlerimiz fırsatını bulanın hemen hacca gitmesi gerektiğini söyledikleri gibi işini ve benzeri ortamını ayarlayıp gideceği kadar bir erteleme yapabileceğini de söylemişlerdir. Dolayısıyla ilk fırsatta hemen gitmeyen günaha girer diyemeyiz. Yeter ki ana sebep savsaklama ve benzeri dinin hükümlerini basite almaya dayalı bir şey olmasın. Mevcut durumla bu hüküm arasında bir dengeleme yaparak hac vazifesini yerine getirmek için gayret edilmelidir.
Helal yollarla gitmek mümkünken hac için hileye başvurmak doğru olmaz. Bu yıl olmazsa bir dahaki yılı beklemek gerekir. Biz samimi bir şekilde yola başvurdu isek, gidemesek bile gitmiş gibi olabiliriz. Allah'a emanet olun.
Hac ibadeti sağlık, mali imkân ve yol emniyeti yönünden haccetme imkânına sahip, hür, akıl sağlığı yerinde ve buluğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyan kişinin, imkân bulunca, geciktirmeden bu farzı yerine getirmesi gerekir. Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda etmekle yükümlü olması için, sağlıklı olması, tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır. Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile yaşlılar, hac kendilerine farz olsa bile eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler. Eğer şartlar oluşmazsa kendi yerlerine bedel göndererek hac yaptırırlar. Mali bakımdan imkânı olmayanlara -kur 'ada çıkmış olsalar da- hac farz değildir. Bu kişiler hacca gitmekle yükümlü olmadıkları gibi, kendi yerlerine bedel göndermeleri de gerekmez. Söz konusu kişiler adına, vekâleten hacca gitmek üzere resmi işlem yaptırıp, gerçekte kendileri adına hac yapan kişiler haccın rükünlerini ve şartlarını yerine getirdikleri takdirde, hac mükellefiyeti kendilerinden sakıt olmaktadır. Ancak bu ibadetin ifası esnasında yalan beyana tevessül edilmekte, üstelik bu şekilde hac sırasının kendisine gelmesi gereken bir başkasının önüne geçilerek kul hakkı da ihlal edilmektedir. Ayrıca namına vekâleten hac yaptırılmak üzere resmi işlem yapılan kişi de, bu şekilde hakkını kullanmış sayılacağından dolayı, bilahare imkânlara kavuşsa bile tekrar hacca gidemeyecektir. Hac gibi önemli bir ibadetin, yalan beyan gibi meşru olmayan yollara başvurularak ve kul hakkı ihlal edilerek ifa edilmesi caiz değildir. Dolayısıyla bu gibi yollara tevessül ve yardım eden tüm taraflar sorumlu olacaktır. İhlas ve ihsan üzere icrası gereken bir ibadetin, bu gibi haram vesilelerle zedelenmemesi gerekir.
Önceki dönemlerde haccın kura ile yapılmasına yönelik bir uygulama yoktur. Müslümanlar hac ibadetini çok zor şartlarda ve az sayıda denebilecek kişi ile yapıyorlardı. Allah’a hamd olsun, artık Mekke sokakları bile kalabalığımızı kaldıramayacak kadar büyük bir hac etmek isteyen Müslüman sayımız vardır. Bu durumda haccın oluşturduğu izdiham nedeniyle defalarca can ve mal güvenliği riski oluşmuştur. Hac gibi bir ibadetin cana mal olmasına karşı elbette tedbirler alınacaktır. Bir yandan mekân ve işleyiş tedbirleri alınacak diğer yandan da hacı sayısına kota getirilecektir. Bu tabiidir ve gereklidir. Adil olmak ve Suudi vatandaşlarının da kuraya katılması şartı ile kura ile haccedilmesi normaldir, gereklidir. Bunda bir kasıt aramanın anlamı yoktur.
Selamünaleyküm. Hac, her Müslüman'a bir kere farzdır. Nasıl yaparsa yapsın haccı yerini bulur, tekrarı gerekmez. Sıkıntılı yollarla yapılan hac da hactır ve o yolla ödenen para rüşvet değildir ama o yolun denenmesini tavsiye etmeyiz.
Hac; belli zamanlarda, belli mekânlarda ve belli şekillerde yerine getirilen bir ibadettir. Bu ibadetin kabul edilmesinin şartları, hacca gidecek kişinin Müslüman, ergenlik çağına ulaşmış ve akıl sağlığının yerinde olması, hac mevsiminde Mekke’de bulunmasıdır. Bu şartları yerine getiren kimsenin hac ibadeti fıkhî ölçüler dâhilinde şeklen geçerli olur. Ancak kur‘a yöntemiyle hacca gidemeyenlerin, gereğini yapmayacakları hâlde değişik meslek vizeleri almaları yalan beyan anlamına geleceğinden dinen caiz değildir. Allah’ın emrine uyarak hac ibadetini yerine getirmek ile yine O’nun koyduğu yalan söyleme yasağını çiğnemek, İslâm ahlâkıyla bağdaşmayan açık bir çelişkidir. Ancak şoför veya kasap olarak gidenler, mesleklerini icra ederken hac yapabilirler.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Doğru bir iş yapmışsınız. Allah'a emanet olun.
Şu anda yapacak hiçbir şey yok; eşiniz yaşıyor olsaydı ayrılmanız gerekecekti. Şimdi tevbe edin, samimi bir imanla yaşamaya gayret edin. Allah Kerim'dir, Rahim'dir; O, sizi mağfiret buyurur. İstiğfara devam edin.
Ömrünüzün sonuna kadar tevbe istiğfar etmeye devam etmelisiniz. Çok tevbe edin. Ahiretinizi kurtarmaya çalışın.
O çirkin sözleri ancak suçüstü gördüğümüz biri için kullanabiliriz. Ulu orta kullanılması ve genelleme yapılması caiz değildir.
Bizzat hatırlanan yeminlerin her biri için ayrı kefaret ödenmesi esas olandır. Hatırlanmayanlar için ise tek bir kefaret verilebilir.
Eşiniz bir Hıristiyan ise dinen ayrılmanız gerekmez. Hiçbir dini yoksa nikâhınızın devam etmesinden önce varlığında sıkıntı var zaten. Hıristiyan olduğunu söylüyorsa biraz daha sabredin.