Fetva Meclisi
Soru
Arkadaşımla yolda giderken açık (yani yarı çıplak) kadın gördük ve arkadaşım ona, "işte bu kadın ***" dedi. Ben de ona "sen onun *** olduğunu gördün mü? Sen şimdi ona iftira attın" dedim. Bu ifadelerin o kişi hakkında kullanılması doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir ölçü yani “kaç kişi ne kadar gördü ise o kadar günah” şeklinde bir ölçü bilmiyoruz ama günah sebebi ile temas kadar günaha girileceğini biliyoruz. Fakat meseleyi “kaç kişi” olarak değil de “Allah'ın emrine aykırı bulunmak” olarak görmek daha isabetli bir değerlendirme olur.
Bu ifadelerden özel ve riskli bir anlam çıkacağını zannetmiyorum. Özel bir kalıp içinde risk taşımadıkça kullanılabilir.
İftirayı dinlemek ona ortak olmaktır. Gıybeti dinlemek de ona ortak olmaktır. Bir şikâyeti olanın şikâyetini dinlemek ise kardeşliktir. Şu kadar ki siz ne kadar çözüm noktasında duran birisiniz, onu iyi tahlil edin.
Selamünaleyküm. Nasıl ve neden kullanıldığına bağlıdır. Şirk ulu orta kullanılabilir bir kavram değildir, dikkat edelim.
Arkadaşınız basit bir trafik sorunu aktarır gibi görmemelidir bu meseleyi. Evet, bayan bayana bulunduklarında bir erkek gibi görmesi gerekmez. Meselenin mahremiyet boyutundan önce itikat açısından oluşturacağı tehlike, bulaştıracağı mikrop önemsenmelidir. Arkadaşınızın ondan uzak kalmasını tavsiye ederiz.
Sağ gösterip sol vurmak denebilecek bir hile ile helallik alınmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bizzat hatırlanan yeminlerin her biri için ayrı kefaret ödenmesi esas olandır. Hatırlanmayanlar için ise tek bir kefaret verilebilir.
Ömrünüzün sonuna kadar tevbe istiğfar etmeye devam etmelisiniz. Çok tevbe edin. Ahiretinizi kurtarmaya çalışın.
Şu anda yapacak hiçbir şey yok; eşiniz yaşıyor olsaydı ayrılmanız gerekecekti. Şimdi tevbe edin, samimi bir imanla yaşamaya gayret edin. Allah Kerim'dir, Rahim'dir; O, sizi mağfiret buyurur. İstiğfara devam edin.
Ticarette, hile, yalan ve aldatma olmadığı sürece kazancın sınırı yoktur. Özellikle devletin nah koyduğu yani fiyat belirlediği mallar bunun dışındadır.
Bin kere batmış olsanız bile TEVBE yegâne kapınızdır. Şeytanın sizi umutsuz düşürmesine karşı dikkatli olun. Acilen yapmanız gereken ise bulunduğunuz ortamı değiştirmenizdir. Başka bir semte taşınmaya bakın. Namazlarınızı camide kılmanız gerekiyor. Kur'an öğrenin ve her gün okuyun. En az haftada bir sohbet halkalarından birine katılın. Çok dualar edin. Ümitvar olun.
Size birkaç hususu belirtmekte yarar buluyorum: a- Temiz duygularla hacc hasreti çekip haccetmeden ölüp gitmek, hacca milli takım uğurlanır gibi uğurlanarak gitmekten, riyaya bulaşmış bir hacc yapmaktan çok daha iyidir. Merak etmeyin, gidemeseniz de Allah Teâlâ'nın size gitmiş muamelesi yapması mümkündür. En azından bunu değerlendirin. b- Gidebilecek birinin hakkını gasbedip gitmenin dışında 'kaçak' yollarla hacca gitmek caizdir. Yeter ki bir mü'minin hakkını gasbetmek olmasın. c- Bu işin aksamasında Suudi Devleti'nin sorumluluğunu kimse yok sayamaz. Ama o sorumlulukta TC'nin de büyük payı vardır. Mesele, hacc ibadeti üzerinden değil hacc ibadetindeki para üzerinden değerlendirilmektedir. d- Sizin başvurmayı planladığınız yollarla haccın bir risk taşıdığını da dikkate almayı unutmayın; hayal kırıklığına uğrarsınız. Allah umduğunuza erdirsin.